Gazeteci Alican Uludağ, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla tutuklandı. Uludağ’ın hakimlikteki ifadesinde, suçlamaya konu paylaşımların gazetecilik faaliyeti ve eleştiri kapsamında olduğunu ifade ettiği öğrenildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hakkında soruşturma başlattığı gazeteci Alican Uludağ “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” iddiasıyla tutuklandı.
Uludağ’ın İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği’nde verdiği ifadesinde, 18 yıldır yargı muhabirliği yaptığını söylediği öğrenildi. Uludağ’ın ifadesinde, çocuklarının gözyaşlarını arkada bırakarak getirildiğini ifade ettiği, gazetecilik uğruna bedel ödemesi isteniyorsa buna hazır olduğunu dile getirdiği aktarıldı. Savcılığın iddialarına konu paylaşımların suç unsuru taşımadığını ve tamamen eleştiri niteliğinde olduğunu belirttiği kaydedilen Uludağ’ın, söz konusu paylaşımlar nedeniyle bugüne kadar ne Cumhurbaşkanı ne de avukatları tarafından şikayette bulunulmadığını, aylar önce yapılan paylaşımlara ilişkin resen soruşturma açılmadığını, buna rağmen Ankara’dan apar topar İstanbul’a getirildiğini söylediği belirtildi.
Gazeteci Alican Uludağ’ın hakimlikteki ifadesinde, “gazetecilik sınırları içinde görevini yaptığı için bugüne kadar işlem yapılmadığını, ancak Adalet Bakanı Akın Gürlek’e ilişkin bir ‘temizlik’ yapılmak istendiği ve bu kapsamda kendisinin Ankara’dan uzaklaştırılması amacıyla dosyanın oluşturulduğunu” öne sürdüğü aktarıldı.
ULUDAĞ, CUMHURBAŞKANI’NIN ELEŞTİRİLEMEMESİ DURUMUNDA GAZETECİLİĞİN YAPILAMAYACAĞINI DİLE GETİRDİ
Uludağ’ın ifadesinde, tutuklama talebinde Cumhurbaşkanı’na yönelik hakaret veya küfür bulunmadığını, paylaşımlarının yargı muhabiri olarak yaptığı eleştirilerden ibaret olduğunu belirttiği, Türkiye’nin demokratik bir hukuk devleti olduğunu vurgulayarak, yargı mensupları ve Cumhurbaşkanı’nın eleştirilememesi durumunda gazeteciliğin yapılamayacağını dile getirdiği öğrenildi.
Yaklaşık 18 yıldır gazetecilik yaptığını ve yargı muhabirliğine 2010 yılında başladığını ifade ettiği belirtilen Uludağ’ın, yaptığı haberler nedeniyle geçmişte tehdit edildiğini, ancak hiçbir Adalet Bakanı’nın veya başsavcının etki alanında hareket etmediğini söylediği kaydedildi. Uludağ’ın, savcılığın iddialarına konu paylaşımların suç değil, gazetecilik faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade ettiği aktarıldı.
GERİDE İKİ ÇOCUĞUNU BIRAKMIŞ BİR BABA OLARAK BU ZULME ORTAK OLMAYIN
Uludağ’ın ifadesinde “Ankara’da ‘yeni bakanımız rahat etsin, basın toplantılarında soru sorma ihtimali var; tutuklayalım, susturalım’ diye yapılıyor. İki çocuğum var. Bu ülkede hâlâ gazetecilik yapmak için çocuklarımın yaşları aksın ama ben çizgimden ayrılmayacağım, çünkü ben suç işlemedim. Takdir sizindir, vicdanınızındır. Geride iki çocuğunu bırakmış bir baba olarak bu zulme ortak olmayın, cesaretli olun. Bugüne kadar kimsenin karşısında önümü ilikleyerek gazetecilik yapmadım. Tutuklamak çok kolaydır, hiçbir önemi yoktur. Biraz vicdan ve hukuk diyorum. Savunmama eklenecek başka bir hususum yoktur” dediği öğrenildi.
ULUDAĞ’IN AVUKATI YALÇIN: KAÇMA ŞÜPHESİNDEN SÖZ EDİLEMEZ
Uludağ’ın avukatı Abbas Yalçın’ın, müvekkilinin uzun yıllardır yargı muhabirliği yaptığını, hakkında açılmış herhangi bir dava bulunmadığını ve adliyede tanınan bir gazeteci olduğunu ifade ettiği öğrenildi. Yalçın’ın, Uludağ’ın her gün yüksek mahkemelerde görev yaptığını, kaçma şüphesinden söz edilemeyeceğini belirttiği, gece saatlerinde evinden alınarak sabah ifadesinin ardından tutuklamaya sevk edilmesinin hukuki olmadığını savunduğu aktarıldı. Yalçın’ın ayrıca müvekkilinin adli sicilinin temiz olduğunu, yurt dışına çıkış yasağı bulunduğunu ve vizesinin dahi olmadığını belirterek tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasını talep ettiği öğrenildi.
ULUDAĞ’IN AVUKATI ATALAY’DAN ADALET BAKANLIĞI İZNİ HATIRLATMASI
Uludağ’ın bir diğer avukatı Akın Atalay, dosyada hem Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi hem de “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasının yer aldığını, ancak “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunda kovuşturma yapılabilmesinin Adalet Bakanlığı iznine bağlı olduğunu hatırlattığı öğrenildi. Atalay’ın, bu izin süreci tamamlanmadan tutuklama talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunduğu ifade edildi.
Atalay’ın ayrıca Uludağ’ın kamuoyunun yakından tanıdığı bir adliye muhabiri olduğunu ve delil karartma ya da kaçma ihtimalinin bulunmadığını vurguladığı aktarıldı.
Avukatların, müvekkillerinin tutuklanmasının gazetecilik faaliyetlerinin engellenmesi anlamına geleceğini savunduğu ve tutuklama yerine adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını talep ettikleri öğrenildi.
KAYNAK: ANKA
















