Beyoğlu Fetihtepe Mahallesi Kentsel Dönüşüm Mağdurları, 3550 Ada Kentsel Dönüşüm alanında basın açıklaması yaparak Çevre Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulundular.
Kentsel Dönüşüm Mağdurları, Çevre Şehircilik Bakanı Murat Kurum ile dönemin Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız’ın verdikleri sözleri tutmadığını belirterek mahalle halkının büyük bir borç yükü altına sokulduğunu vurguladılar.
Fetihtepe Mahallesi Kentsel Dönüşüm Mağdurlarının basın açıklaması şöyle:
“2020 yılında, 60 yıldan fazladır yaşadığımız mahallemizde, Çevre Şehircilik Bakanlığı ve Beyoğlu Belediyesi’nin ortak çalışmasıyla başlatılan rızaya dayalı kentsel dönüşüm uygulamasını, dönüşümden yana olmakla beraber, bizlere yüklenen yüksek miktardaki borç tutarları ve arsa payımızın dikkate alınmaması nedeniyle yüzde doksanımız kabul etmemiştik. O zamanki yöneticilerimiz, başlangıçta “rızaya dayalı dönüşüm yapacağız” demelerine rağmen yaptıkları teklif tarafımızdan kabul edilmeyince, bu defa adım adım “zorla dönüşüm” uygulamasına başladılar.
Bu doğrultuda;
* Önce çok sayıda iş yerinin ruhsatları iptal edildi.
* Kiracılara yerlerinden çıkmaları için baskı yapıldı.
* Dönüşümü kabul edenlerin evleri yıkılarak mahalle yaşanmaz hale getirildi.
İki yıl boyunca yapılan baskılara rağmen büyük bir çoğunluğumuz dönüşümü kabul etmedik. Bunun üzerine, 2022 yılının Haziran ayında çevik kuvvet eşliğinde mahalle kuşatılarak elektrik, su ve doğalgazımız kesildi. Yaklaşık 3 ay süren bu zulme rağmen yine de çoğunluk sağlanamayınca, idare borçlandırma tutarında yüzde otuz indirim yaptı ve borçlarımızın sabitleneceği sözünü verdi.
Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız bu sözünü meclis toplantılarında ve basın önünde defalarca tekrarladı. Aynı şekilde Çevre Şehircilik Bakanı Murat Kurum da borçların sabitlendiğini ve ileride güncelleme yapılmayacağını açıkladı. Biz de devletin yetkili ağızlarına güvenerek ve temel ihtiyaçlarımızı karşılayamaz duruma getirilmiş olmamızın etkisiyle, muvafakatname adı altındaki ön sözleşmeleri imzalamak zorunda kaldık. Böylece üçte iki çoğunluk sağlandığı için dönüşüm başlamış oldu.
Süreç içerisinde yetkililer, bu dönüşümün hak sahipleri açısından Türkiye’deki en düşük maliyetli dönüşüm olduğunu söylediler. Bizler de 18 ayda bitirileceği söylenip yaklaşık 4 yılda bitirilen bu süreçte, yüksek kiralar ödeme ve devletten kira yardımı almama bedeline katlanarak yeni evlerimizi bekledik.
Ancak şimdi sözleşme için çağırıldığımız ofislerde büyük bir hayal kırıklığı yaşıyoruz:
* Ortalama borçlarımız 148 bin TL iken şimdi milyonlarla ifade edilen rakamlarla karşılaştık.
* Borçların sabitliği kalmadığı gibi, bir ay içinde imza atmazsak mülkiyetimizin elimizden alınacağı söylendi.
* İmza atıp peşin ödenmediği takdirde borçların 6 ayda bir memur maaş artışı oranında artırılacağı ve iki taksit üst üste ödenmemesi halinde sözleşmenin iptal edileceği belirtildi.
Daha önce Ahmet Misbah Demircan döneminde de “bedava ev ve dükkan” vaadiyle aldatılmıştık. 2022 yılında verilen sözlerin aksine bugün ödenemez rakamların dayatılmasını devlet ciddiyetine ve hukuk güvenliği ilkesine aykırı buluyoruz. 30 gün içinde imza atılmaması durumunda mülkiyetin devredileceği baskısını bir tehdit olarak görüyoruz.
Talebimiz şudur: 2022 yılında verilen sabit ödeme ve şerefiye muafiyeti sözüne geri dönülsün, 2026 yılı güncel maliyetleri ve memur maaş endeksi sözleşmeden tamamen çıkarılsın. “
















