CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Türkiye’nin güvenlik mimarisinin çağın gereklerine uygun şekilde yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirterek, “Modern güvenlik; yalnızca tank, uçak ve gemiyle değil; bu unsurların yanında bilinçli toplum, bilgi üstünlüğü ve teknolojik yetkinlik ile sağlanır. Toplumsal farkındalık ve dayanıklılık; adaletli, demokratik ve hukuk temelli uygulamalarla güçlendirilmelidir” değerlendirmesini yaptı.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, değişen küresel tehditler karşısında Türkiye’nin güvenlik mimarisini yeniden tanımlaması gerektiğini belirtti. Çağın güvenlik anlayışının, yalnızca askeri önlemlerle değil, bilgi, teknoloji, toplum ve ekonomi gibi tüm milli güç unsurlarının etkin ve adaletli kullanımına dayanması gerektiğini belirten Bağcıoğlu, CHP olarak savunma sanayisinden toplumsal dayanıklılığa kadar uzanan çok boyutlu bir milli güvenlik yaklaşımının hayata geçirilmesini önerdiklerini aktardı.
Bağcıoğlu, “Öncelikle, en zor ve karmaşık askeri harekat türü Amfibi Harekatı, 51 yıl önce başarı ile icra eden aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Türk Silahlı Kuvvetleri her türlü olumsuzluğa rağmen ‘ön kuvvet, kıyıya hücum, hava indirme ve hava hücum harekâtını’ içeren Hava Kuvvetleri destekli ‘amfibi harekâtı’ dünya harp tarihine örnek olacak şekilde başarı ile icra etti” ifadelerini kullandı.
MİLLİ GÜVENLİK AKADEMİSİ GÜNCELLENEREK YENİDEN HAYATA GEÇİRİLMELİ
Son dönemde değişik devletler tarafından yayımlanan “Ulusal Güvenlik Stratejileri”nin, yeni dönemde güvenliğin yalnızca ordularla değil, bilgi, teknoloji, toplum ve ekonomiyle yani tüm milli güç unsurları ile sağlanabileceğini açıkça ortaya koyduğunu anlatan Bağcıoğlu, şöyle devam etti:
“Bu yaklaşımlar göstermektedir ki tehditler artık sadece cephelerde değil, algı operasyonları, ekonomik manipülasyonlar, tarım politikaları, eğitim sistemleri, siber saldırılar ve toplumsal iradeyi hedef alan yöntemlerle gerçekleşmektedir. Savunma yalnızca devletin değil, bilinçli ve hazırlıklı bir toplumun da sorumluluğudur. Gerçek güvenlik, teknolojik egemenlik, askeri caydırıcılık, bilgi üstünlüğü, etkin kriz yönetimi ve dirençli bir toplumsal yapıyla mümkündür. Bu gerçekler ışığında Türkiye, güvenlik mimarisini yalnızca askeri tedbirler üzerinden değil, aşağıdaki başlıklar doğrultusunda yeniden inşa etmelidir: Fransa’nın toplumsal dayanıklılık stratejisi ve İngiltere’nin UK Resilience Academy modeli örnek alınarak, geçmişte kurulan ‘Milli Güvenlik Akademisi’ güncellenerek yeniden hayata geçirilmelidir. Bu yapı; bürokratlardan yerel yönetimlere, kamu görevlilerinden iletişim profesyonellerine kadar geniş bir kesimi kriz yönetimi, devlet içi koordinasyon, siber ve asimetrik tehditlere karşı direnç ve dezenformasyonla mücadele alanlarında eğitmelidir. Milli güvenlikte teknolojik üstünlük ve operasyonel bağımsızlık hayati önemdedir.
CHP olarak, şu ilkelerin uygulanmasını öneriyoruz: Etkin, adil ve denetlenebilir savunma sanayi yönetimi. Prototipten üretime geçişin önündeki engellerin kaldırılması. Kritik sistemlerde dışa bağımlılığın azaltılması. Yapay zekâ destekli sistemler, tedarik zinciri güvenliği ve bilgi güvenliğinin önceliklendirilmesi. İhracatta hedef büyütülmesi. Modern güvenlik, artık yalnızca askeri değil; kültürel, bilişsel ve toplumsal bir meseledir. Kamu farkındalığı ve toplumsal dayanıklılık şu yollarla sağlanabilir: Krizlerde toplumun açık ve şeffaf biçimde bilgilendirilmesi. Devlet kurumlarına güvenin artırılması. İç siyasetin ve seçim hesaplarının dış politika ve güvenlik kararlarında belirleyici unsur olmaktan çıkarılması. Kimsenin ötekileştirilmediği, adaletli ve hak temelli yönetim anlayışının tesisi.”
TSK’NIN YENİDEN ETKİN BİR YAPIYA KAVUŞMASI, BÖLGESEL VE KÜRESEL GÜVENLİĞE KATKI SUNMASI İÇİN ÖN KOŞULDUR
Yankı Bağcıoğlu, Türkiye’nin, konvansiyonel, asimetrik ve siber tehditlerin kesişiminde bulunan bir ülke olarak caydırıcılığını artırmak zorunda olduğunu vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Bu kapsamda, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası TSK’nın harekat kabiliyetini zayıflatan yapısal değişikliklerin gözden geçirilmesi ve düzeltilmesi elzemdir. TSK’nın yeniden etkin bir yapıya kavuşması, bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sunması için ön koşuldur. Türkiye’nin ortaya koyması gereken stratejik yönelim açıktır: Modern güvenlik; yalnızca tank, uçak ve gemiyle değil; bu unsurların yanında bilinçli toplum, bilgi üstünlüğü ve teknolojik yetkinlik ile sağlanır. Toplumsal farkındalık ve dayanıklılık; adaletli, demokratik ve hukuk temelli uygulamalarla güçlendirilmelidir. Savunma sanayisi, liyakat ve şeffaflık esaslı şekilde ileri seviyeye taşınmalıdır. TSK’nın siyasi müdahalelerden arındırılması ve 15 Temmuz sonrası yapılan yapısal değişikliklerin gözden geçirilmesi sağlanmalıdır. Yeni güvenlik anlayışı; yeni kurumlar, yeni vizyon ve güçlü bir milli bilinç ister.”
KAYNAK: ANKA
















