CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, İBB’ye yönelik yolsuzluk iddiasıyla açılan davanın duruşması öncesi, “Biz hep şunu söylüyoruz ‘soruşturma aşamasından bugüne başlatmış olduğunuz usulsüzlükleri sona erdirin, ondan sonra hukuk konuşalım’ dedikçe onlar usulsüzlükleri devam ettirdiler ve bizim hukuk konuşmamızın önüne geçtiler. Dolayısıyla biz ne gördük? Kocaman bir çöp iddianame gördük. İddianamede ne yoktu? Somut delil yoktu. İddianamede ne vardı? İftira vardı, itibarsızlaştırma vardı, dedikodu vardı, bir siyasi partinin kendi iç işleyişine ilişkin yapmış olduğu kongreler vardı, pankart vardı” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, İBB’ye yönelik yolsuzluk iddiasıyla açılan ve aralarında CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 107’si tutuklu 407 sanıklı davanın ikinci günü öncesi Silivri’de ANKA Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Çiftci, şunları söyledi:
“İki gündür burada bir hukuksuzlukla karşı karşıyayız. Hukuk fakültesine ilk girdiğinizde ilk öğretilen kuraldır; ‘Usul esastan önce gelir’ derler. Usule ilişkin bütün ihlerler bu salonun içerisinde. Yani kendilerinin ‘duruşma salonu’ diye adlandırdığı ama içinde adalet olmayan salonun içerisinde yapılan işlemler… Şimdi yoklamayla başladı. Halbuki kimlik tespiti yapması lazımdı. Kimlik tespiti yapmadan iddianame özetlemeye geçti. Bin bir türlü usule aykırı işler yapılıyor içeride.
İMAMOĞLU’NUN, AVUKATIYLA GÖZ TEMASI BİLE KURMASI ENGELLENİYORDU
Sabah avukatlara ciddi bir mobbing yapıldı. Bu mobbing neticesinde iki saat ayakta bekletildi o avukatlar. Bunların hepsi dün duruşma düzenini sağlayamadığı için kendi kabahatini örtmek sebebiyle yapıldı. İçeride Sayın İmamoğlu’nun avukatlarıyla iletişim kurması engelleniyor ki en doğal hakkıdır, kanundan gelen hakkıdır. Avukatıyla sanık konuşur. Duruşma esnasında soru sorar, neye cevap verip, neye vermeyeceğini söyler, konuşması gerekir. Bırakın konuşmayı, avukatıyla göz teması bile kurması engelleniyordu. Sayın İmamoğlu kalktı, ‘benim anayasal hakkım var, benim kanundan gelen hakkım var ve siz bunu engelliyorsunuz’ diye itiraz etti bunun müzakeresi neticesinde de haklılığı ortaya çıktı ve o etten duvar ortadan kaldırıldı. Avukatlarıyla iletişime geçirildi. Tutuklu belediye başkanımızın tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan’la yan yana oturma şansını, yani hakkını kullandı diyelim.
Dolayısıyla içeride bin bir türlü usulsüzlük var. Biz hep şunu söylüyoruz ‘soruşturma aşamasından bugüne başlatmış olduğunuz usulsüzlükleri sona erdirin, ondan sonra hukuk konuşalım’ dedikçe onlar usulsüzlükleri devam ettirdiler ve bizim hukuk konuşmamızın önüne geçtiler. Dolayısıyla biz ne gördük? Kocaman bir çöp iddianame gördük. İddianamede ne yoktu? Somut delil yoktu. İddianamede ne vardı? İftira vardı, itibarsızlaştırma vardı, dedikodu vardı, bir siyasi partinin kendi iç işleyişine ilişkin yapmış olduğu kongreler vardı, pankart vardı ama ne yoktu? Somut delil yoktu iddianamede.
Sayın Cumhurbaşkanı’nı dört kere yenmiş bir belediye başkanını dört bin yılla yargılıyorsunuz. Dört bin sayfalık bir iddianameyle yargılıyorsunuz ve içerisine bir tane somut delil koymuyorsunuz. Sadece gizli tanık, sadece iftira ve sadece dedikodu koyuyorsunuz. Şimdi böyle bir yargılama olur mu? Biz bunları geçmişte de gördük. Türkiye tarihinde çok yaşandı bunlar. En yakın zamanda gezi davalarında, Ergenekon’da, Balyoz’da yaşandı. Döndüler dediler ki ‘kandırılmışız, kusura bakmayın’.
YENEMEYECEKLERİNİ ANLADIKLARINI CUMHURİYET HALK PARTİSİ’Nİ BASKILAMA ALTINA ALDILAR
Adalet böyle bir şey değil. Adalet bu toplumun geleceğidir. Hukuk bu toplumun bugünüdür, dünüdür, yarınıdır. Ancak yenemeyeceklerini anladıkları Cumhuriyet Halk Partisi’ni baskılama altına aldılar ve bunu da hukuk eliyle yaptılar. Ancak bunu hukuk eliyle yaptıkları için bütün ülkeye zararı var. Sadece bunu görmüyorlar. Kendi küçük iktidarlarını korumak adına yaptıkları işin ekonomiye de zararı var, adalete de zararı var, bu ülkenin güvenlik güçlerine de zararı var. İçerideki o jandarma arkadaşlarının surat ifadelerinden yapmak istemediklerini biz görüyoruz. Halk da görüyor. Halk da bunların yapılmasını istemiyor ve bunu görüyor ve bunu dile getiriyor. Bir tek görmeyen Cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanı görmediği için ve kendi kaybedeceği ilk seçimde kendisini yenecek Ekrem İmamoğlu’nu yenmenin başka yolunu bulamadığı için bunları yapıyor. Yani içeride yaşadığımız tamamen bir sonraki seçimi kazanacak olan siyasi partisinin durdurmadır. Başka bir şey değil.”
BİZ BAHÇELİ’NİN BUGÜNKÜ SÖZLERİNİN YİNE ARKASINDAYIZ, VERSİNLER CANLI YAYINI, VERSİNLER TEKLİFİ TRT YAYINLASIN
Çiftci, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin partisinin grup toplantısında, duruşmaların canlı yayınlanmasına ilişkin sözlerini de şöyle değerlendirdi:
“Biz de canlı yayın teklifimizin arkasındayız. Çünkü yurttaşlarımızın hepsi görsün. Burada nasıl bir tiyatro yaşanıyor, nasıl bir oyun sergileniyor bütün yurttaşlar görsün istiyoruz. Biz de çok arzu ediyoruz bunu. O yüzden Sayın Bahçeli versin kanun teklifini, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak destekleyelim ve bütün seçilmişlerin, bütün parlamentonun oy birliğiyle geçsin ki burada TRT canlı yayınlasın. İçeride neler olduğunu görsün. Cumhuriyet Halk Partisi de içerideki yol arkadaşlarımıza tutuklu tutuksuz, 407 yol arkadaşımız da hem hukuki hem de ahlaki üstünlüğü elinde tutan insanlar. Dolayısıyla biz Devlet Bahçeli’nin bugünkü sözlerinin yine arkasındayız, versinler canlı yayını, versinler teklifi TRT yayınlasın.
Biz burada içeride neye itiraz etmişiz? Yapılan usulsüzlüklere tabii ki itiraz edeceğiz. Buraya, İstanbul 40 ağır cezaya bir heyeti vardı bu mahkemenin ve bütün iş ve işlemlere bakıyordu. Sonra Sayın İmamoğlu’nun yargılandığı iddianame 40 ağır cezaya düştü ki ona da ilişkin koca koca soru işaretleri var. Sayın Genel Başkanımız dün anlattı. Sonra dediler ki ‘biz buraya yeni bir heyet kuralım’. Niye yeni bir heyet kuruyorsunuz? ‘Bu mahkemenin işleri çok çok fazla. Bu heyet bunu yapamaz. Yeni bir heyet yapalım’. Nerede kaldı doğal hakim ilkesi? Şimdi biz buna itiraz etmeyeceğiz de neye edeceğiz? Anayasa’da koca koca harflerle yazan doğal hakim ilkesi var. Biz buna itiraz etmeyeceğiz de neye edeceğiz peki?
DOĞRU OLAN, HUKUKTAN YANA OLAN, ADALETTEN YANA OLAN NE VARSA DA SEVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Ben de Sayın Bahçeli’ye soruyorum: Neye edeceğiz, buna itiraz etmeyeceğiz de? Sayın İmamoğlu’nun avukatlarıyla konuşması engelleniyor. Buna itiraz etmeyeceğiz de neye edeceğiz? Tabii ki edeceğiz. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi bugün Türkiye’nin birinci partisidir. Hukukun üstünlüğünü savunmak zorundadır. Biz bu ülkenin kurucu partisiyiz. Tabii ki hukukun üstünlüğünü savunacağız. Dolayısıyla doğru olan, hukuktan yana olan, adaletten yana olan ne varsa da savunmaya devam edeceğiz.”
KAYNAK: ANKA

















