Yön Haber
YÖN Radyo
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Dünya
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Daha Fazla
    • Yaşam
    • Sağlık
    • Yerel Yönetimler
    • Medya
    • Avrupa
    • Sürdürülebilirlik
    • Teknoloji
    • Spor
    • Video
    • Podcast
    • Asya Gündemi
    • TBMM
Podcast
Video
Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yön Haber
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Dünya
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Daha Fazla
    • Yaşam
    • Sağlık
    • Yerel Yönetimler
    • Medya
    • Avrupa
    • Sürdürülebilirlik
    • Teknoloji
    • Spor
    • Video
    • Podcast
    • Asya Gündemi
    • TBMM
Yön Haber
Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
Anasayfa Siyaset

CHP’li Emir’den Dervişoğlu’na “şantaj” yanıtı

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun sabahki grup toplantısında kullandığı "CHP yönetiminin, komisyonda kalmaları için ağır bir şantaj altında olduğunu söylüyorum. Evet, ağır bir kuşatma altındalar, ağır bir şantaj altındalar" ifadelerinin kendisine sorulmasını üzerine, "Bir defa Sayın Dervişoğlu’nun iyi niyetinden hiçbir şüphemiz yok. Ama bizim değerlendirmemiz biraz daha farklı. Çünkü burada bir şantaj olması için, kelime anlamıyla şantaj diyebilmemiz için yapabilecekleri bir şeyler olacak ve bunu yapmamak üzere sizi bir noktaya getirecekler. Şantajın anlamı budur. Bizim için böyle bir şey yok. AKP’nin bize yapmadığı ne kalmış?" dedi.

Yayınlanma Tarihi: 25 Şubat 2026 - 15:50:13
Güncelleme Tarihi: 25 Şubat 2026 - 15:50:13
CHP’li Emir: Ak Parti’lilere el altından aşı yapılıyor
PAYLAŞPAYLAŞPAYLAŞWechat

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun sabahki grup toplantısında kullandığı “CHP yönetiminin, komisyonda kalmaları için ağır bir şantaj altında olduğunu söylüyorum. Evet, ağır bir kuşatma altındalar, ağır bir şantaj altındalar” ifadelerinin kendisine sorulmasını üzerine, “Bir defa Sayın Dervişoğlu’nun iyi niyetinden hiçbir şüphemiz yok. Ama bizim değerlendirmemiz biraz daha farklı. Çünkü burada bir şantaj olması için, kelime anlamıyla şantaj diyebilmemiz için yapabilecekleri bir şeyler olacak ve bunu yapmamak üzere sizi bir noktaya getirecekler. Şantajın anlamı budur. Bizim için böyle bir şey yok. AKP’nin bize yapmadığı ne kalmış?” dedi.

Emir, TBMM’de basın toplantısı düzenleyerek gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP’li Emir’in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

“Biraz önce Sayın Cumhurbaşkanı’nı dinledik. Kendisi geride kalmış. 28 Şubat’ta kalmış. Türkiye’nin bitirdiği tartışmaları tekrar başlatmak derdinde. O konuya geleceğiz. Ama önce söylemediklerinden başlayalım. Biliyorsunuz ABD İsrail Büyükelçisi, İsrail’in Nil’den Fırat’a kadar toprakları olduğunu, hak ettiği topraklar olduğunu söyledi. Toprakların vadedildiğini söyledi. Yani Türkiye’nin egemenliğine, toprak bütünlüğüne dil uzatacak cesareti gösterdi. Tekrar ediyorum; ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Filistin’de Nil’den Fırat’a kadar topraklar İsrail’e vadedilmiştir diyerek Türkiye Cumhuriyeti’nin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine dil uzatacak küstahlığı gösterdi. Peki Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ona ne dedi? Bir şey dedi mi? Bir cevap verdi mi? Açıkça söylüyoruz. Herkes duysun, herkes bilsin. Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikası, özellikle Filistin politikası, özellikle Gazze politikası Trump’tan meşruiyet alacağız hevesleriyle rehin alınmıştır. Türkiye susturulmuştur. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti, Netanyahu’ya karşı örtülmüştür. Bunun başka bir açıklaması yoktur. Cumhurbaşkanı önce buna cevap verecek. Bakın yeni bir bilgi, yeni bir belge açıklıyoruz. Son derece değerli. Türkiye’nin bugün bunu konuşması gerekiyor.

Hatırlayacaksınız İsrail’e meydanlarda ‘Ey Netanyahu’ dedi. İsrail’i tehdit etti. Ama biz dedik ki ‘İsrail’le ticaret yapıyorsun.’ İsrail’le çatır çatır varilinden 1,27 cent kazanarak petrol gönderiyorsun. Ve İsrail’in çocukların tepesine attığı bombaların hammaddesinin büyük kısmı Türkiye’den gidiyor dedik. ‘Hayır’ dediler. İspatladık, hatırlayacaksınız. 2 Mayıs’tan sonra, 2 Mayıs 2024’ten sonra ticareti tamamen kestik dediler, değil mi? Tamamen kesmişlerdi değil mi? Ama hala İsrail’le çatır çatır ticaret yapıyorlar. İşte belgeleri arkadaşlar. Bakın, Türkiye Cumhuriyeti Türk verilerine bakıyorsunuz, aslında İsrail’le ticaret görünmüyor. Gizliyorlar. Ama orada bir ‘gizli ülke’ kalemi var. Çünkü bir ülkeye 0 liralık dahi ihracat yapmış olsanız o ülkenin orada adının olması lazım ve karşısında sıfır yazması lazım. Ama İsrail yok. Nerede bu İsrail? Demek ki ‘gizli ülke’ bölümüne almışlar ve o ‘gizli ülke’ bölümündeki 2025 ihracat rakamı 2,1 milyar dolar. 2,1 milyar dolarlık ihracat var ‘gizli ülke’ bölümünde. Peki diyecekler ki orası gizli ülke. Onun İsrail olduğunu nereden çıkarıyorsunuz? Şuradan çıkarıyoruz. Bakın, İsrail’in resmi sitelerine Türkiye’den girilebiliyor. Ama bir yere girilemiyor. O da CBS. Yani İsrail’in Merkezi İstatistik Bürosu. Türkiye’nin TÜİK’inin karşılığı; İsrail CBS. Ama İsrail CBS’ye girdiğimizde Türkiye Cumhuriyeti’nin 2025 yılında 924 milyon dolarlık ihracat yaptığını açıkça görüyoruz. Tekrar ediyorum: İsrail İstatistik Bürosu’na girişleri Türkiye Cumhuriyeti BTK’sı önlüyor. Ama bir şekilde girdiğinizde Türkiye’nin son bir yılda 924 milyon dolarlık ihracat yaptığını İsrail verilerinden okuyorsunuz. Şimdi diyecekler ki ‘Ya o İsrail’e değil, Filistin’e’, değil mi? Hep onu söylediler.”

İSRAİL NEYE İHTİYAÇ DUYUYORSA TÜRKİYE’DEN GİTMİŞ, GİTMEYE DEVAM EDİYOR

Emir; İsrail’in Filistin’le ticaretini, ihracat veya ithalatını söz konusu tablolarda göstermediğini belirterek, “Dolayısıyla iktidar suçüstü yakalanmıştır. Belgeler açıkça ortaya koymaktadır” dedi.

Türkiye’nin İsrail’e neyi, hangi ay, ne kadara gönderdiğinin ortada olduğunu ifade eden Emir, “Burada canlı hayvan ve hayvan ürünleri gönderdiğini söylüyor. Yani ne göndermiş Türkiye? Kaç liralık göndermiş? Hangi ay göndermiş? Rakam rakam ortada arkadaşlar. İktidar İsrail’le ticarette suçüstü yakalanmıştır” dedi.

Türkiye’den geçen ay içinde de İsrail’e ihracatın söz konusu olduğunu bildiren Emir, şöyle devam etti:

“Ortalama yıllık 1 milyar dolara yakın bir ihracat var ve yaklaşık da aylık 90-100 milyon dolar arası bir rakam oluşuyor. Ne göndermişiz diye ayrıntılarına baktığınızda mesela canlı hayvanlar, bitkisel ürünler, gıda ürünleri, mineral ürünler, kimyasallar, plastik mamuller, makine ekipmanları… 172 milyon dolarlık makine ekipmanı göndermişiz. Taşıt aracı göndermişiz. Baz metaller göndermişiz; 183 milyon dolarlık baz metaller. Bunlar savaş teknolojisinde kullanılan metaller. 172 milyon dolarlık makine ekipmanı göndermişiz. Yani İsrail neye ihtiyaç duyuyorsa Türkiye’den gitmiş, gitmeye devam ediyor. Öyle bakmayın onların Türkiye’de kendi grup toplantılarında, kapalı salonlarında ‘Ey İsrail’ demelerine. İsrail ile iç içeler. İsrail ile birlikte siyaset yapıyorlar. İsrail ile birlikte, Filistinlilerin olmadığı Barış Kurulu’nda yer alıyorlar. Filistinlileri yurtsuzlaştırmanın taşlarını döşüyorlar. Ama ABD Büyükelçisi’ne söyleyecek tek kelimeleri yok.

“İŞTE KARDEŞİM SAYIN CUMHURBAŞKANI’NIN DİPLOMASI” DİYEMİYOR

Tek kelimeleri yok ama adeta birkaç televizyon kanalını CHP’ye ve Sayın Ekrem İmamoğlu’na bir şekilde çamur atmak üzere görevlendirmişler. Sabah başlıyorlar İmamoğlu, Özgür Özel, CHP; akşam yatıyor Özgür Özel, İmamoğlu, CHP. Başka bir şey bilmiyorlar. Baştan sona dedikodu. Dedikodu kanalı.

Orada bir de biliyorsunuz, Cumhurbaşkanı mahkemeye kendi diplomasını ibraz edemedi. Böyle bir Cumhurbaşkanımız var. ‘Diplomam var’ diyor. YSK, resen araştırma yapma yetkisi olmadığı için ona verilen belgenin artık neyse, biz de bilmiyoruz, sahiliğini, doğruluğunu kontrol edecek yetkisi olmadan orada duruyor. Ama Cumhurbaşkanı, bir mahkemede muhatabını, Özgür Özel’in avukatını susturmak için alıp o diplomayı ‘İşte kardeşim Sayın Cumhurbaşkanı’nın diploması’ diyemiyor. Ama Sayın İmamoğlu’nun transkriptine kadar uğraşıyorlar. 35 yıl önceki diplomayı iptal ettirdiler hukuksuz bir biçimde. Şimdi o sınavı geçmiş, bu sınavı geçmemiş, orada öyle olmuş, burada böyle olmuş diye konuşuyorlar. Bunu da basında birazdan paylaşacağız. İşte arkadaşlar, Sayın İmamoğlu’nun İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden aldığı transkript burada. Son derece başarılı bir öğrenci. Son derece başarılı bir eğitim dönemi geçirmiş ve hak ettiği diplomayı almış. İşte yapılacak iş budur. Biz transkriptine kadar ortaya koyarız ama onlar diplomayı ortaya koyamazlar.

AMACINIZ CHP’Yİ SUSTURMAK, SİNDİRMEK, SORU SORAMAZ HALE GETİRMEK, FEZLEKELERLE TERBİYE ETMEKSE BOŞUNA UĞRAŞIYORSUNUZ

Bir Akın Gürlek var. Akın Gürlek’e soru soruyoruz. Sorunların hiçbiri kişisel merakımızdan değil. Ben Sayın Akın Gürlek’le bir kere karşılaştım. Onun dışında bir hukukum söz konusu değil. Olması da gerekmez. Ama ben bir milletvekiliyim. O da bir başsavcıydı. Dolayısıyla benim ona millet adına soru sormak gibi bir görevim var. Anayasal görevim var. Ve sorduğum soruların hiçbiri kişisel değil. Ama kendisi bu sorulara cevap verecek yüreği yok. Ama fezleke yazdıracak mürekkebi var. Kalemi eline alıyor, fezleke göndertiyor. Şimdi Adalet Bakanı da oldu. İyice güçlendi. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, biz doğruyuz, görevimizi yapıyoruz. Anayasa ve yasalardan kaynaklanan görevimiz gereğince de soru soruyoruz. Amacınız CHP’yi susturmak, CHP’yi sindirmek, CHP’yi soru soramaz hale getirmek, fezlekelerle terbiye etmekse boşuna uğraşıyorsunuz. Nafile bir çaba içerisindesiniz. Hukukun kaşını gözünü yararak böyle çabalara girmeyin. Hiçbir CHP’liyi asla korkutamazsınız. Ben bir kez daha soruyorum: Bu soruların hiçbiri kişisel değil. Hiçbiri Akın Gürlek’in onurunu zedeleyecek sorular değil. Ama onurlu insanlar elbette ki böyle sorulara olması gerektiği gibi cevap verirler. Biz bu cevapları bekliyoruz.

Sormuşuz. Demişiz ki onca Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı varken, 40’ın üzerinde İstanbul’da sana bir lüks araç tahsis edilmiş. Doğru mu? Doğru. Niye? Sizin özel bir göreviniz mi var? 40 tane Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı var. Bir de siz varsınız. Üstelik bu araçların belgelerini ortaya koymuştuk. Herkes bunu bulabilir. Bu araçlar İBB’nin İstanbul İl Başkanlığı’na tahsis ettiği araçlardan mıdır? Bunu da soruyoruz. İki tane lüks araç var. Birini biliyorsunuz, şu andaki Meclis Başkanımız o sırada başka bir görevdeydi, ona tahsis etmişler. Birini de Akın Gürlek’e. Bunu sormayacak mıyız? Bu soruyu sormak bizim görevimiz değil mi? Kişisel bir merak mı bu? Aynı şekilde devam edelim. Bir havuzlu villada oturuyorsunuz. Bakanlık tahsis etmiş size. Peki niye? Sizden önce başsavcılar gelmiş, başsavcılar gitmiş. Türkiye böyle yeni kurulmuş bir cumhuriyet değil ki. Niye? Neden? Peki bu villanın tadilatının yapıldığını biliyoruz. Havuz yapıldığını biliyoruz. Bu paralar ne kadar ve nereden karşılandı? Hani diyoruz ya emekliye 20 bin lira verecek para yok. 20 bin liraya bin lira ekleyemiyorsunuz ya, hani bütçenin sonuna geldiniz ya. Emekli ikramiyelerini 4 bin liradan 5 bin liraya yapmak için günlerce düşünüyorsunuz, çalışıyorsunuz ya. Hani paranız yok ya. Bu parayı, havuzlu villayı restore edecek parayı nereden buldunuz? Bunu sormayacak mıyız? Aynı şekilde bir başsavcı, bir memur yat bakmaya nasıl gider, niye gider? Önce dedi ki ‘2022’de gittim. Resmi görevim gereğince hayırlı olsuna gittim, fuara gittim’ dedi. Sonra biz belgeleri çıkardık. 2024’te sivil kıyafetle gitmiş, yat bakmış. Gördünüz hepiniz bunu. Şimdi bunu sormayacak mıyız artık, arkadaşlar? Bir başsavcı, bir devlet memuru, bir kamu görevlisi yat bakmaya giderse bu sorulur. Ve ‘2022’de gittim’ deyip 2024’te gittiğiniz ortaya çıkarsa bunu açıklamanız gerekir. En basitinden ‘anımsamıyorum’ diyebilirsiniz. Ama bir şey söylemelisiniz. Bunun yolu fezleke değil. Bizim Akın Gürlek daha önce başsavcıydı. Bize göre hukuku katleden ve 19 Mart yargı darbesinin ana aktörüdür. Şimdi de Adalet Bakanı. Bizim siyasi muhatabımız. Onunla biz siyasi mücadele veririz. Sonuna kadar veririz. EvvelAllah verecek gücümüz de cesaretimiz de var. Ama hiçbir kişisel meselemiz yok. Niye olsun? Ve bu meseleyi kişisel bir noktaya taşıyıp fezlekelerle uğraşacaklarına bence cevap vermeyi deneseler daha doğrudur.

CEZAEVİ TERCİHLERİNİN BİLE SÜRGÜN AMAÇLI VE CEZALANDIRMA AMAÇLI OLDUĞUNU BİLİYORUZ

Sayın Akın Gürlek’e soruyorlar. Diyorlar ki: ‘Alican Uludağ niye İstanbul’da?’ Bir defa ben söyleyeyim niye İstanbul’da olduğunu. Çünkü amaç Alican Uludağ’ı peşinen cezalandırmak. Amaç sizin gibi gazetecilere gözdağı vermek. Amaç basını susturmak. Amaç ‘Biz ne istersek o olur Türkiye’de’ demek. ‘Biz kimi istersek alırız, istediğimiz cezaevine koyarız, istediğimiz başsavcı üzerinden yargılatırız’ demek. İşte bu meydan okumadır. Yoksa içinde hukuk yok. Diyorlar ki ‘Niye Ankara’da değil?’ Çünkü Ankara’da olursa Sincan’a koyacaklar. Alican Uludağ’ı eşi ve çocukları görebilecekler. Ama şimdi eşinin ve iki çocuğunun, o gözü yaşlı iki çocuğun her hafta kalkıp Ankara’dan okulunu bırakıp, o maddi olanakları bulup bir şekilde Silivri’ye gitmesi mümkün mü? Değil. Ve cezaevi tercihlerinin bile sürgün amaçlı ve cezalandırma amaçlı olduğunu biliyoruz. ‘Hakimin takdiri’ diyorlar. Neymiş? Alican Uludağ Cumhurbaşkanına alenen hakaret suçundan tutuklandı. Ve bu suç Ankara’da işlendi. İstanbul’da işlenmedi. İstanbul Başsavcılığı’nın yapacağı bir şey yok. Hazırlanıp Ankara’ya gönderilmeliydi. Hayır, bu gidemez. Niye? Çünkü Alican’a, Alican’ın çocuklarına, Alican’ın eşine eziyet etmek lazım.

TÜRKİYE BAŞÖRTÜSÜ MESELESİNİ DE DİĞER MESELELERİ DE GERİDE BIRAKTI

Sayın Cumhurbaşkanı söylemesi gerekenleri söylemeyen ama sevdiği konuları da Türkiye’nin gündeminde tutmaya çalışan birisi. En sevdikleri konu, ‘Bizden önce bacılarımızın başörtüsüne saldırı vardı. Bizden önce din olması gerektiği gibi yaşanmıyordu. Biz geldik, herkes rahatladı.’ Bu yanlış. Bu doğru değil. Türkiye başörtüsü meselesini de diğer meseleleri de geride bıraktı. 28 Şubat’ta ve benzerlerinde Türkiye acı travmalar yaşadı. Bunların tartışması yapıldı, hesabı verildi. Elbette ki Türkiye’de biz herkesin inancını gönlünce yaşayabileceği, kılık kıyafetinden dolayı ayrıştırılmayacağı, kamu hizmetinden mahrum edilemeyeceği bir Türkiye’yi zor kurduk. Ama herkes bilir ki hepimiz o mücadelenin bir parçasıydık. Başta Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel, türban taraftarı eylemlerin bir parçasıydı. Ben de hem öğrencilik hem akademi hayatımda bunları yaşadım. Şimdi dön dolaş, evir çevir 28 Şubat. Cumhurbaşkanı’na şaşırmamak mümkün değil. Diyor ki: ‘Biz Anadolu kadınının örtüsüne el uzatmaya kalktılar. Biz de İstiklal Savaşı’nı yaptık.’ Doğru ama eksik ve yanlış bir tarih okuması. Bu tehlikeli bir okuma.

Bu ülkede herkes inancını olması gerektiği gibi yaşar. Ama bu ülkede 7 yaşındaki çocuğa form verip eve gidince ‘Oruç tuttun mu? Tuttuysan işaretle. Sahura kalktın mı? İşaretle. Namaz kıldın mı? İşaretle. Resmini çek, bana getir’ denmez. Böylesine bir fişleme olmaz, olamaz. Pedagojik değil, demokratik değil, insani değil, vicdani değil. Bunu yapmayın diyoruz. Yoksa Türkiye’de kimsenin kimsenin inancına dil uzatmasına önce CHP karşı çıkar. Böyle bir tartışma yok.”

EMİR’DEN ‘ŞANTAJ’ YANITI: AKP’NİN BİZE YAPMADIĞI NE KALMIŞ ARKADAŞLAR?

CHP’li Emir, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun sabahki grup toplantısında kullandığı “CHP yönetiminin, komisyonda kalmaları için ağır bir şantaj altında olduğunu söylüyorum. Evet, ağır bir kuşatma altındalar, ağır bir şantaj altındalar” ifadelerine ilişkin soruya şu yanıtı verdi:

“Bir defa Sayın Dervişoğlu’nun iyi niyetinden hiçbir şüphemiz yok. Ama bizim değerlendirmemiz biraz daha farklı. Çünkü burada bir şantaj olması için, kelime anlamıyla şantaj diyebilmemiz için yapabilecekleri bir şeyler olacak ve bunu yapmamak üzere sizi bir noktaya getirecekler. Şantajın anlamı budur. Bizim için böyle bir şey yok. Yapmadıkları ne kalmış? AKP’nin bize yapmadığı ne kalmış arkadaşlar? Cumhurbaşkanı adayımızı hapse koymuş. Seçilmişlerimizi hapse koymuş. Bizim hakkımızda her gün fezleke geliyor. İl başkanlığına 5 bin polis ile girmişler, hukuksuz bir biçimde. Birisi var, il başkanı kendini hala il başkanı zannediyor. Her gün butlan davası üzerinden Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliği hedef alınıyor. Daha ne yapacaklar? Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi’ni baskıyla, korkuyla, adliyeyle, yargıyla sindireceklerini, başka masaya taşıyacaklarını zannedenler varsa, bizim bunca saldırıya karşı ne yaptığımıza bir baksınlar. Bundan sonra da ne yapacağımızı anlarlar. Asla eğilmeyiz, asla bükülmeyiz. Hiç kimse bizi herhangi bir korkuyla hiçbir yere bir milim götüremez.”

Abdullah Öcalan’a “statü” tartışmalarına ilişkin soruyu da yanıtlayan CHP’li Emir, şunları kaydetti:

“Bizim komisyon sürecinde de sonrasında da söylediğimiz çok net. Hep söyledik, tekraren söylüyorum. Arada sitemimi de söylemiş olayım. Bizim sözlerimiz yeteri kadar değerlendirilmiyor. Benim sadece son bir ayda komisyon raporu ile ilgili söylediklerime bir bakarsanız aslında her şeyi aynen ve tutarlılıkla söylediğimi ve komisyon raporunun da aynen öyle çıktığını göreceksiniz. Ne dedik, anımsayın. Türkiye Cumhuriyeti’nde hukuk devletinde kişiye özgü düzenleme olmaz. Türkiye Cumhuriyeti’nde her bir vatandaşın evrensel hukuk ilkeleri doğrultusunda yargılanma, infaz süreçlerine tabi olma gibi hakları olmalıdır. Yani basitçe söyleyelim: Dünyada nasıl oluyorsa 86 milyon için de o olmalıdır. Bizim hedefimiz tam demokratik Türkiye’dir ve o Türkiye’de herkesi en üst seviyede hak ve hukuk sahibi yapmaktır. Bunun için mücadele ederiz. Bunun içerisinde kişiye özel düzenleme yapmayacağımız gibi ‘O olsun ama şu olmasın, şu gelsin ama şu gelmesin’ demeyeceğiz. Bakın, Sayın Bahçeli ‘Demirtaş evine dönsün’ diyor. Dönsün. Biz yıllardır söylüyoruz, AİHM kararı var. Efendim, Figen Yüksekdağ ne olacak? Osman Kavala ne olacak? AİHM kararları var. Onlarca AİHM kararı var. Biz 86 milyon için düzenleme, bir kişi için düzenleme yapılmaması ve bir düzenleme yapıldığında da herkes için yapılması, herkesin istisnasız yararlanması gerektiğinin altını çiziyoruz.”

CHP’li Emir, Akın Gürlek’in mal varlığına dair CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in çağrısının hatırlatılması üzerine ise “O dosya Sayın Genel Başkanımızın bizzat yürüttüğü bir dosya. Başkanımızı izlemekte yarar var” diye konuştu.

CHP’li Emir, “Komisyonla ilgili yasal düzenlemeler yine ortak mı yapılacak?” sorusuna ilişkin ise “CHP olarak biz raporda yer alan her bir hususun bir an evvel yaşama geçmesi için yapıcı katkıyı vermeye hazırız. Bizim için sıkı bir çalışma ile, ortaklaşa bir anlayışla herkes komisyon raporuna attığı imzanın arkasından durma kaydıyla en ağır adalet, demokratikleşme ve özellikle terörün kalıcılıkla bitirilmesine karşı adımların bitirilmesi rahatlıkla mümkün olur” cevabını verdi.

KAYNAK: ANKA

PaylaşPaylaşGönderPaylaşPaylaş
reklam metni reklam metni reklam metni
Önceki İçerik

Özgür Özel: “Ceza alsa bile yatarı olmayan bir suçtan içeride tutulması siyasilerin ona kestiği bir cezadır”

Sonraki İçerik

Çin’de Bahar Bayramı tatili boyunca 2,8 milyardan fazla bölgeler arası seyahat yapıldı

İlgili İçerik

CHP’li Emre: “Bir nesil gözümüzün önünde kayıp gitmektedir”
Siyaset

CHP’li Emre, polis intihar vakalarındaki artışı Bakan Çiftçi’ye sordu

Özgür Özel’in yeni MYK’sı belli oldu… 11 isim korundu, yedi yeni isim eklendi
Siyaset

Özgür Özel: “Ceza alsa bile yatarı olmayan bir suçtan içeride tutulması siyasilerin ona kestiği bir cezadır”

Siyaset

CHP’li Adıgüzel’den 2/B arazilerine yönelik kanun teklifi

Bakan Tekin’in mülakat açıklamasına eğitimcilerden tepki
Siyaset

Yusuf Tekin, “laiklik” bildirisine karşı dava açtı

Bakırlıoğlu: “Bu yıl bütçede 2,7 trilyon lira faiz ödemesi var”
Siyaset

Bakırlıoğlu: “Bu yıl bütçede 2,7 trilyon lira faiz ödemesi var”

Gürer: “Mısır üreticileri alım fiyatının en az ton başı 10 bin lira olmasını bekliyorlar”
Siyaset

CHP’li Gürer: “Çiftçinin alın teri mazot hortumuyla çekiliyor”

Sonraki İçerik
Çin’de Bahar Bayramı tatili boyunca 2,8 milyardan fazla bölgeler arası seyahat yapıldı

Çin'de Bahar Bayramı tatili boyunca 2,8 milyardan fazla bölgeler arası seyahat yapıldı

Gündem

Meteoroloji’den yeni fırtına uyarısı

İstanbul Valiliği’nden fırtına ve kar uyarısı

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, okulda “selefi yemini” okutulmasına ilişkin soruşturma başlattı

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, okulda “selefi yemini” okutulmasına ilişkin soruşturma başlattı

CHP’li Emre: “Bir nesil gözümüzün önünde kayıp gitmektedir”

CHP’li Emre, polis intihar vakalarındaki artışı Bakan Çiftçi’ye sordu

Çin’de Bahar Bayramı tatili boyunca 2,8 milyardan fazla bölgeler arası seyahat yapıldı

Çin’de Bahar Bayramı tatili boyunca 2,8 milyardan fazla bölgeler arası seyahat yapıldı

CHP’li Emir: Ak Parti’lilere el altından aşı yapılıyor

CHP’li Emir’den Dervişoğlu’na “şantaj” yanıtı

Özgür Özel’in yeni MYK’sı belli oldu… 11 isim korundu, yedi yeni isim eklendi

Özgür Özel: “Ceza alsa bile yatarı olmayan bir suçtan içeride tutulması siyasilerin ona kestiği bir cezadır”

Özgür Özel: “Tayfun Kahraman ölünce mi rahat edeceksiniz?

Özgür Özel, Silivri’de Ekrem İmamoğlu ve Alican Uludağ’ı ziyaret etti

Sahibinden ve Trendyol için sözlü savunma tarihleri belli oldu

Rekabet Kurumu, 19 özel okul hakkında soruşturma başlattı

DİSK 14 Mayıs seçimleri için kararını verdi

DİSK: “Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınsın”

CHP’li Adıgüzel’den 2/B arazilerine yönelik kanun teklifi

  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Bizi takip edin

© 2020 YÖN Haber | Tüm Hakları Saklıdır

Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Video
  • Podcast
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Dünya
  • Yerel Yönetimler
  • Sağlık
  • Sürdürülebilirlik
  • Teknoloji
  • Yaşam
  • Spor
  • Medya
  • Asya Gündemi
  • TBMM

© 2020 YÖN Haber | Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist