CHP’nin 38. Olağan ve 21. Olağanüstü Kurultaylarının iptali istemiyle açılan davanın üçüncü duruşmasının ardından açıklama yapan CHP’nin avukatlarından Çağlar Çağlayan, yargılamanın uzamasının hukuka da siyasete de hiçbir faydasının bulunmadığını belirterek, “Mahkemenin partiyi kimin yöneteceğine ilişkin bir karar vermesi imkanı bulunmamaktadır. Haliyle yönetimin görevden kalkması, yerine başka bir yönetimin gelmesi yönünde bir karar veremez. Eylül’de bu duruşmanın reddedileceğini düşünüyoruz” dedi.
CHP’nin avukatlarından Çağlar Çağlayan, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen, CHP’nin 38. Olağan ve 21. Olağanüstü Kurultaylarının iptali istemiyle açılan davanın üçüncü duruşmasının ardından adliye önünde gazetecilere açıklama yaptı.
Çağlayan, bugün yapılan yargılamadan sonuç çıkması ve mahkemenin görevsiz olduğunu söylemesi gerektiğini beklediklerini ifade etti.
Duruşmada da sundukları Yargıtay’ın bu konuya ilişkin kararlarını hatırlatan Çağlayan, Yargıtay’ın bütün uyuşmazlıklarda, “kongrelerin seçimine ve sonuçlarına ilişkin itirazların adliye mahkemelerinde görülemeyeceğini tarif ettiğini” vurguladı. Çağlayan, “Üstelik Yargıtay’ın bu tarifin aksine herhangi bir kararı da yok. Yani Yargıtay’ın yerleşmiş tüm içtihatları, mahkemelerin bu davaya bakamayacağı yönünde” dedi.
Aynı zamanda “mutlak butlan”ın kanunda, doktrinde tarif edilen unsurlarının bulunmadığını açıklıkla ortaya koyduklarını, bu beyanlarını ve buna ilişkin Yargıtay kararlarını da dosyaya sunduklarını aktaran avukat Çağlayan, “Olsa olsa iptal edilebilirlik talebinde bulunulmasını sağlayacak nisbi butlan hali yönünden bir tartışma yapılabileceğini, bu tartışmayı yapmak için de dava açma süresinin geçtiğini ortaya koyduk. Mahkeme, ceza yargılamasında verilmiş görevsizlik kararına yapılan itirazların sonucunun beklenmesini karara bağladı ve duruşmayı 8 Eylül’e erteledi. Yargılamanın uzamasının hukuka da siyasetimize de hiçbir faydası yok. Süreci mahkemenin uzatması, ortada bir delil bulunmayan bir yargılamada meselenin süreç odaklı olduğunu bir kere daha ortaya koyuyor.
Ceza yargılamasında kişilerin beraat etmesi durumunda, ki beraat edeceklerine olan inancımız yüksek, bu yargılamanın sonucu kadük kalacaktır. Haliyle siyasi partilerde aslolan sandık kurulmasıdır. Sandık kurulursa, seçim yapılırsa , irade ortaya çıkarsa mahkemenin ne söylediğinin hiçbir önemi kalmaz. Mahkemelerin en fazla yapması gereken şey, sandık konma şartları oluşuyorken sandık konmadığında buna müdahale etmektir. Bunun dışında mahkemenin partiyi kimin yöneteceğine ilişkin bir karar vermesi imkanı bulunmamaktadır. Haliyle yönetimin görevden kalkması, yerine başka bir yönetimin gelmesi yönünde bir karar veremez. Ne var ki, mahkeme usulü bir işlemi bekleyeceğini söyleyerek, adli tatil sonrasında Eylül’e bu duruşmayı bıraktı. Biz Eylül’de bu duruşmanın reddedileceğini düşünüyoruz. Parti hukukçuları davayı takibe devam edecek. Siyaset gündeminde artık bu davanın bir yeri kalmamıştır.”
TÜRK SİYASETİNDE DE BUNDAN SONRA HİÇBİR SEÇİMİ SONUÇLANAMAZ HALE GELİR
Avukat Çağlayan, siyasi parti temsilcilerinin, bu tür davalarda mahkemenin işin içine girmesinin ne kadar yanlış olduğunu çok açık şekilde ifade ettiklerini hatırlatarak, şöyle konuştu:
“Çok da haklılar. Yüksek Seçim Kurulu’nun görev alanına müdahale etmek, Anayasa ile tanımlanmış görev alanına müdahale etmek yargı merci konusunda kafa karışıklığı yaratılmasına neden olabilir. Yüksek Seçim Kurulu sadece siyasi parti kongrelerine ilişkin itirazları inceleyip, o kongreleri kesinleştirmiyor, aynı zamanda genel seçime ilişkin itirazları da inceliyor. Eğer Yüksek Seçim Kurulu’nun görev alanına mahkemeler girerse hem bu davanın Cumhuriyet Halk Partisi yönünden yaratacağı mağduriyet bir yana Türk siyasetinde de bundan sonra hiçbir seçimi sonuçlanamaz hale gelir. Her seçim mahkemede yıllarca tartışılır hale gelir. Haliyle bir an önce mahkemenin görevsizlik kararı vermesi ve seçim kurulları eliyle bu işlemlerin yürütülmesi, hızlıca karar alınması yöntemine, usulüne, kanuna geri dönülmesi gerekir.”
AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE DE O YARGILAMA YAPILAMAZ
Bir başka soru üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük iddianamesinin, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nce önce kabul edilip, ardından görevsizlik kararıyla ağır ceza mahkemesine gönderilmesine yaptığı itirazla ilgili Çağlayan, bu itirazı görüşecek 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne, CHP’nin tüzel kişiliği olarak kendilerinin de itirazda bulunduklarını belirtti. Çağlayan, şunları kaydetti:
“Müdafi meslektaşlarım yani sanık vekilleri de aynı şeyi yaptılar. Aynı zamanda Cumhuriyet Başsavcılığı da itiraz etti. Asliye Ceza Mahkemesi’nin konuyu değerlendirmesi ve hukuken bir suç tanımlaması doğru değil. Bunu savcılık da öngördü, açıkça kendi tarifi ettiği iddianamede tarif edilen dışında bir suçun incelenemeyeceğini söyledi. Biz 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin o itirazı kabul edeceğini düşünüyoruz. Bu nedenle de itiraz ettik. Haksız bir yargılama, haksız bir iddianame. Uzun uzun anlattık sizlere ama eğer bir yerde yargılama yapılacaksa bunun yeri ancak ve ancak olsa olsa Asliye Ceza Mahkemesi olur. Ağır ceza mahkemesinde de o yargılama yapılamaz. Biz görevsizlik kararı bekliyoruz oradan da.”
KAYNAK: ANKA

















