Yön Haber
YÖN Radyo
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Dünya
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Daha Fazla
    • Yaşam
    • Sağlık
    • Yerel Yönetimler
    • Medya
    • Avrupa
    • Sürdürülebilirlik
    • Teknoloji
    • Spor
    • Video
    • Podcast
    • Asya Gündemi
    • TBMM
Podcast
Video
Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yön Haber
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Dünya
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Daha Fazla
    • Yaşam
    • Sağlık
    • Yerel Yönetimler
    • Medya
    • Avrupa
    • Sürdürülebilirlik
    • Teknoloji
    • Spor
    • Video
    • Podcast
    • Asya Gündemi
    • TBMM
Yön Haber
Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
Anasayfa Siyaset

Özgür Özel: “Bu örgütlerin vermediği görevleri başka kapılarda arayanlara yer yoktur”

CHP’nin 39'uncu Olağan Kurultayı’nda adaylık konuşması yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Müesses nizamla mücadele edenin dönüşü yoktur; dönüşü olmayan bu yolda korkanlara da yer yoktur. Müesses nizama işbirlikçi olanlara, kara düzeninin sesi olanlara, bu örgütlerin vermediği görevleri başka kapılarda arayanlara yer yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi arınacaksa işte bu anlayıştan arınacak; bizi yüzde 25’e hapsetmek isteyenlerden, sokaklardan meydanlardan koparmak isteyenlerden arınacak. Çünkü bu parti artık seçim gecesi ışıkları erkenden söndüren, üyelerinin gözyaşı döktüğü bir parti olmayacak. Bu parti kadın kollarının seçim akşamı tülbenti sirkeye basıp başına bağladığı bir parti olmayacak. Bu parti gençlik kollarının ışığı sönmeden kendi evine gidemediği, boynu bükük sokakta beklediği, Babası 'Ne oldu seçim?’ deyince yere bakan gençlik kollarının partisi olmayacak. CHP arınacaksa bizi eskiye döndürmek isteyenlerden arınacak. Artık kimse bizi yenilgiye alıştıramayacak. Ya müesses nizamın paslı zincirleri bu milleti saracak ya da bu millet bizimle birlikte zincirlerinden kurtulacak" dedi.

Yayınlanma Tarihi: 29 Kasım 2025 - 12:40:27
Güncelleme Tarihi: 29 Kasım 2025 - 13:06:38
Özgür Özel: ‘Esas mesele iktidar olmak’
PAYLAŞPAYLAŞPAYLAŞWechat

CHP’nin 39’uncu Olağan Kurultayı’nda adaylık konuşması yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Müesses nizamla mücadele edenin dönüşü yoktur; dönüşü olmayan bu yolda korkanlara da yer yoktur. Müesses nizama işbirlikçi olanlara, kara düzeninin sesi olanlara, bu örgütlerin vermediği görevleri başka kapılarda arayanlara yer yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi arınacaksa işte bu anlayıştan arınacak; bizi yüzde 25’e hapsetmek isteyenlerden, sokaklardan meydanlardan koparmak isteyenlerden arınacak. Çünkü bu parti artık seçim gecesi ışıkları erkenden söndüren, üyelerinin gözyaşı döktüğü bir parti olmayacak. Bu parti kadın kollarının seçim akşamı tülbenti sirkeye basıp başına bağladığı bir parti olmayacak. Bu parti gençlik kollarının ışığı sönmeden kendi evine gidemediği, boynu bükük sokakta beklediği, Babası ‘Ne oldu seçim?’ deyince yere bakan gençlik kollarının partisi olmayacak. CHP arınacaksa bizi eskiye döndürmek isteyenlerden arınacak. Artık kimse bizi yenilgiye alıştıramayacak. Ya müesses nizamın paslı zincirleri bu milleti saracak ya da bu millet bizimle birlikte zincirlerinden kurtulacak” dedi.

CHP’nin “Şimdi İktidar Zamanı” sloganıyla düzenlediği 39’uncu Olağan Kurultayı’nda Genel Başkan seçimi gündemli ikinci gün başladı. CHP’nin Ankara Spor Salonu’nda yapılan 39’uncu Olağan Kurultayı’nda CHP Genel Başkanı Özgür Özel, adaylık konuşmasını yaptı.

5 Kasım 2023 tarihinde Genel Başkan seçildiği zamandan itibaren zor zamanlardan geçtiklerini ifade eden Özel, “Bize ömür biçenler oldu, ‘dayanamazlar, dağılırlar’ dediler, ‘vazgeçerler’ dediler, ‘teslim olacaklar’ dediler ama yine buradayız, ayaktayız. 81 ilde 973 ilçede baba ocağının bacasını tüttürenler burada. Sabahın seherinde kapıyı açanlar, çayı koyanlar, o kapıyı gün boyu açık tutanlar burada. Atatürk’ün askerleri, cumhuriyetin muhafızları burada” diye konuştu.

Özel, “Bugün kim olduğumuzu hatırlama unutanlara hatırlatma günüdür” diyerek CHP’nin tarihini anlattı. Özel, şunları kaydetti:

“Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’ye yön veren Türkiye’nin kurucu iradesini temsil eden partidir. Bizde kurultay varsa ülkenin gündemi o kurultaydır, her kurultay öncesi ülkeye bir seçim ruhu bir seçim havası hakim olur. Kurultaylarımız hem partiyi, hem ülkeyi değiştirme görevi ve sorumluluğu taşır. Sizler Sivas Kongresi’ndeki 41 delegenin bugünkü temsilcilerisiniz. Birileri ülkede sandığı kaldırmaya çalışırken mahallelerden başlayarak mahallelerimize koyduğumuz sandıklardan ilçeye, ilçe kongrelerinden ile, il kongrelerinden bu salona görevlendirilen ve omuz başlarında iki milyon üyemizin hem de 86 milyon vatandaşımızın yüklerini sorumluluğunu taşıyorsunuz. Bu kurultayda vereceğiniz kararla partimizi iktidara taşıyacak kadroları belirlemeye geldiniz. Bunun için bu önemli günde buraya bu görevi yapmaya büyük bir disiplinle kararlılıkla gelen tüm delegelerimizi şahsında CHP örgütünün ve tüm üyelerinin karşısında saygıyla eğiliyorum.”

İki yıldır her günlerinin mücadeleyle geçtiğini ifade eden Özel, şöyle konuştu:

“Geçtiğimiz iki yılın hesabını sizlere, kurultayımıza verme günüdür. Bugün verdiğimiz sözleri tutabilmenin iç huzuruyla karşınızdayım. Tarihin o dönüm noktasındaki kurultayımızda mertçe yarıştık, mertçe rekabet ettik. Kurultayımızın ardından 4 ayda ilk seçimlerimize hazırlandık. Kadınlara, gençlere ve bilime güvenerek yola çıktık. Dar vakte tam 106 yerel seçim mitingi sığdırdık, örgütümüze güvendik, öz güvenle siyaset yaptık ve söz verdiğimiz gibi ilk seçimde partimizde 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi yaptık.

CHP’nin İstanbul’daki baba ocağına kayyum atadılar, beş bin polis ile saldırdılar, bunu tam da programımızı hep birlikte bu kurultaya yollayacak, son halini verdiğimiz 8 Eylül gününde yaptılar. Bize yapılan her provokasyona, her türlü saldırıya bizi pozitif gündemden başka gündemlere çekmeye çalışanlara inat sesimizi yükselttiğimiz gün de oldu ama sözü yükseltmenin, içeriğe önem vermenin ve bu ülkeyi yönetecek kadroların da, ülkeyi yönetecek programın da hazır olduğuna inancımız ile milletimizin hep karşısında kararlılıkla, cesaretle ve metanetle durduk.

Şükürler olsun hep birlikte sizlerden gelen talepleri de görerek son metne, son gün, son komisyonda dahil doğru önerileri tercih ederek, haklı eleştirilere uyum yaparak metni buraya getirdik. Burada yapılan tartışmalardan sonra oy birliği ile CHP’nin 81 ilden gelen seçilmiş bin 200 delegesinin ve tüm doğal delegelerinin oy birliği ile programımızı hazırladık. Bundan sonra CHP, bu salondan ‘şimdi iktidar zamanı’ diyerek ayrılmaya hazırdır, iktidara yürümeye hazırdır.

40’INCI KURULTAY İKTİDARDAKİ İLK KURULTAYIMIZ OLACAKTIR

Biz verdiğimiz değişim sözünün altını tüm bu adımları atarak doldurduk ve şimdi kadroları, tüzüğü, parti programı yenilenmiş, kendine güvenen bir parti olarak hep birlikte geleceğe yürüyoruz. Biz ilk seçimlerini kazanan, yenilgi ile tanışmayan bir kadroyuz. Size bu kurultaydan geçen kurultayda olduğu gibi bir söz vererek ayrılmayı ve bu sözü tutmayı kendim için hayatımın onur meselesi sayıyorum. Geçen kurultayı da bu salonda, bu kürsüde 1970’lerde rahmetli Ecevit’in yaptığı gibi ikisi yerel ikisi genel tüm seçimlerden partisini birinci çıkardığını ve bizim de bunu başaracağımızı ve eğer bunu başaramazsak bu görevde kalmayacağımızı söylemiştik. Bu sözü verdikten 4 ay sonra bu sözün ilk adımını atmak, ilk sınavda verdiğimiz sözü tutmak nasip oldu. Şimdi buradan bu kurultaydan tarih önünde söz veriyorum, bu kurultay partimizin muhalefetteki son kurultayıdır. 40’ıncı Kurultay iktidardaki ilk kurultayımız olacaktır. Artık iktidar zamanıdır, şimdi iktidar zamanıdır.

Bugün karşımızda milletin iradesine direnenler vardır. Vakti gelmiş bir değişime engel olacaklarını sananlar vardır. İki yılda bu ülkede açılan derin yaraları hatırlamamız gerekir. Yerel seçimlerden sonra bir yandan partimizde politika üretirken diğer yandan belediyelerimizde hizmetler ürettik. Kısa sürede belediyelerimizden memnuniyet oranları yerel seçimde alınan oyların da çok daha üzerine çıktı. Partimiz yapılan tüm anketlerde birinci parti olmaya devam etti. Birinci parti olmanın sorumluluğuyla siyasetin yönünü, milletin sorunlarına çevirmek için çabaladık.

DÜŞMAN OLMADAN SİYASET YAPAMAYACAKLARINI O GÜNDEN BELLİ ETTİLER

Biz ‘normali bu’ dedik adı ‘normalleşme’ kaldı. Daha önce bayramda seyranda bizi aramayanları, seçmenlerine hürmeten bizlere şehit cenazesinde selam vermeyenlere selam verdik. Anıtkabir’de yüzümüze bakmayanlara misafir olduk, misafir ettik. Bu ülkede kavgayı, kutuplaşmayı bitirmek istedik. ‘Millet bizden kavga değil hizmet bekliyor, milletin sesini duyuyorsun, milletin sandıkta yazdığı mektup okuyun’ dedik. Bu tutumunuz vatandaşlardan büyük bir destek gördü. Ne olduysa olanlarda bundan sonra olurdu. Anketlerde geriye düştüğünü, CHP’nin oylarının emanet olduğunu, seçimden sonra hemen döneceğini düşünüp de CHP’yi her ay biraz daha iyi bir noktada görenlere, ‘bu süreç CHP’ye yarıyor bu süreci bitirin hatta bitirmeyin onlara da bitirtin’ dediler. Bu süreç CHP’ye yarıyor korkusuyla normalleşme havasında bozmayı tercih ettiler, yeniden kavgaya kutuplaşmaya döndüler. Düşman olmadan siyaset yapamayacaklarını o günden belli ettiler.

TAYYİP BEY’İN TEK GÜVENDİĞİ AK PARTİ’NİN YARGI KOLLARI’DIR

Sosyal Güvenlik Kurumu borçları üzerinden belediyelerimizin gelirlerini kesmek istediler, bakanlarına canlı yayında ‘CHP’li belediyeleri silkeleyin’ talimatı verdiler. Daha sonra tarihimizde görülmemiş bir yola tenezzül ettiler, Tayyip Bey bizimle siyasi rekabet edemeyeceğini anlamıştı; kendisine de partisine de artık güvenmiyordu, ana kademesine, kadın kollarına, gençlik kollarına güvenmiyor ve inanmıyordu. İşte o yüzden hiçbir partide olmayan dördüncü bir kolu kurdu ve ‘AK Parti Yargı Kolları’nın başına anayasaya aykırı olarak bir bakan yardımcısını, bir siyasi kişiliği İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı sıfatıyla atadı. Çünkü onun artık bizimle siyasi rekabet edecek takatı yoktur. AK Parti’nin bu örgütle mücadele etmeye cesareti yoktur. Tayyip Bey’in tek güvendiği AK Parti’nin Yargı Kolları’dır.

AK Parti Yargı Kolları kurulduktan sonra saldırılar başladı, ilk kez 30 Ekim 2024’te Esenyurt Belediye Başkanımız sevgili Ahmet Özer’i tutukladılar. Türkiye’nin en büyük ilçesine, Esenyurt’ta kayyum atadılar. Erken seçim istediğimiz için ve artık bu yapılanların yani Esenyurt’ta başlayan ve Beşiktaş ile devam eden ve adım adım bir darbe pratiğinin işlediğini gördüğümüz süreçte bunu bir savaş ilanı olarak kabul ettik. ‘Bundan sonra ne yapacaksınız?’ diye değerli basın mensupları sorduğunda ‘Savaş ilan ettiler. Biz masada oturuyorduk, masanın altından balta uzattılar. Savaş ilan edilen, saldırıya uğrayan kimse, yapı, parti ne yaparsa bundan sonra onu yapacağız, mücadele edeceğiz’ dedik.

Erken seçim istedik, ‘erken seçimin adayı erken belirlenir’ diyerek yola çıktık. 23 Mart’ta ön seçim ile adayımızı belirleyeceğimizi ilan ettik. İşte o zaman daha da paniklediler. Millet erken seçim isterken onlar darbe hazırlığını erkene çektiler. Ekrem Başkanımızın ön seçim başvurusu yaptığı günden bir gün sonra 22 Şubat’ta 31 yıllık diplomasına soruşturma açtılar. 19 Mart günü Fakülteninin yönetim kurulu toplanacaktı, Fakülte yönetimini bu hukuksuz bu akıl almaz karara ikna edememişlerdi. Bu yüzden işi üniversitede çöp toplatmak, ring seferleri düzenlemek olan üniversite ve yönetim kurulunu yetkisiz olduğu halde topladılar ve diplomayı siyasi atamalarla kendilerinden yaptıkları üniversite yönetim kuruluna iptal ettirdiler.

Ön seçime 5 gün kala bir iftar zamanında bu etkisiz kurul diplomayı iptal etti. O kadar korkuyorlardı ki diplomayı iptal etmekle yetinmediler, iptalinden saatler sonra bir sahur vaktinde Ekrem Başkanımızın evine yüzlerce polisle baskın yaptılar. Tepedeki bir kişi, 3 savcı, 3 hakim, 3 gizli tanık ile bu milletin hafızasından hiçbir zaman silinmeyecek bir darbeye kalkıştılar. Darbeciler bu kez postalla, tankla değil üzerlerindeki cübbeleri ile geldiler. Sonra herkes sussun, kimse tepki göstermesin istediler. Gösterileri yasakladılar, meydanları ablukaya aldılar, otobüslere durdurdular, metroları kapattılar, köprüleri kaldırdılar, vapurları bağladılar. Her şeyi hesap ettiler ama milleti hesap edemediler. CHP’liler Vatan Emniyeti’nin önünde, öğrenciler Beyazıt Meydanı’nda toplandı. İki taraf da seçtiğine sahip çıkmak için sandığa sahip çıkmak için, iradesine ve geleceğine sahip çıkmak için önlerine konulan barikatları aştılar ve Saraçhane’de buluştular. 7 gün 7 gece aynı meydanda, aynı otobüsün üstünde, aynı mikrofondan yükselen sesimize güç verdiler. Darbecilere geçit vermediler. Onları Saraçhane’den püskürttüler. Saraçhane’deki 7 gün 7 gece süren ve ilk gece ‘ne olacaksa bu gece olacak’ dediğimiz ve ‘bin kişi bile toplanamaz’ dedikleri önlemlere rağmen 110 bin kişi ile toplanıp 23’ü akşamı Saraçhanede 1 milyon 200 bin kişi olan ve darbeyi püskürten, o gün orada olmasa da kendi memleketinden elinden ilçesinden bu mücadeleye yüreğine koyanlara selam olsun helal olsun.

BUGÜN ADAYIMIZIN METRODAKİ SESİNDEN, DUVARDAKİ RESMİNDEN, SOSYAL MEDYADAKİ HESABINDAN BİLE KORKUYORLAR

Dört günlük gözaltı süresini 23 Mart’ta ön seçime denk getirmişlerdi dediler ki ‘aday gözaltında iken ön seçimi yapamazlar’ ama bu hesapları tutmadı. Sandığı koyduk ve sandığın yanına da dayanışma sandıklarını koyduk. Milletimizi davet ettik ve 2 milyon üyesi olan Cumhuriyet Halk Partisi yanına koyduğu dayanışma sandıkları ile 15 buçuk milyon vatandaşımız koştu geldi oylarını kullandı. En genci 18 en yaşlısı 104 yaşındaydı. Elbette 6 yaşında çizdiği resmini sandığı atanlar da vardı, karnında 3 aylık bebeği ile gelenler de oldu, iki elinde iki bastonla merdivenleri tırmanan da. Biz onlara ‘gelin seçin tarihe geçin’ demiştik. Geldiler seçtiler tarihe geçtiler. Hepsinin önünde saygı ile eğiliyorum. Bugün adayımızın metrodaki sesinden, duvardaki resminden, sosyal medyadaki hesabından bile korkuyorlar. Onlara buradan bir kez daha söylüyorum ‘Ekrem İmamoğlu adayımızdır. A planımız da, B planımız da, Z planımız da budur.”

“Bugün adayımızın metrodaki sesinden, duvardaki resminden, sosyal medyadaki hesabından bile korkuyorlar. Onlara buradan bir kez daha söylüyorum: Ekrem İmamoğlu adayımızdır. A planımız da B planımız da Z planımız da budur. Onunla mücadelenin meşru yolu sandıkta yarışmaktır. Ekrem İmamoğlu milletin adayıdır, sarayın adayı kimse kendisine güveniyorsa meydana çıkmalıdır. Ekrem İmamoğlu’nu alt edeceksen millete güveneceksin, karşısına çıkacaksın; hodri meydan. Yargı kollarına değil teşkilatına güveneceksin. Ben örgütüme güveniyorum, ben milletime güveniyorum; adayım burada, örgütün burada, sandık nerede? Hodri meydan, getirin sandığı; millet versin kararı.

YALANLAR, İFTİRALAR ATTILAR, YALANA, İFTİRAYA DOYMADILAR

Bugün 15 belediye başkanımız ve yol arkadaşımız tutukludur. Her birinin değerli aileleri, eşleri, çocukları, anneleri, babaları bu salondadır; bize emanettir, millete emanettir. Yalanlar, iftiralar attılar; yalana, iftiraya doymadılar. Tam 237 gün sonra iddianame yazabildiler ama attıkları, 8 aydır tartıştırdıkları yalanların iddianamede arkasında duramadılar; iddianameye o yalanları yazamadılar. Bizi yargılayacakları iddianame ile bu aziz milletin vicdanında kendileri yargılanır oldular. Çünkü millet dünün mağdurlarının nasıl zalim olduğunu gördü. Sayın Erdoğan da bu gerçekleri görünce rahatsız oluyor ve ‘Anlatamıyorsunuz’ diyor gazetecilere, basın mensuplarına; yandaş basına yükleniyor, zorluyor. Ama bir yalan bir doğrunun karşısında, bir iftira bir hakikatin karşısında ne kadar dayanabilir ki… Çok rahatsız oldukları genel istek üzerine milletimize bir daha arz ediyorum; görelim bakalım hangi iftiralar atılmış, hangi duruma gelmişiz.

ÇITINI ÇIKARANI SİLİVRİ’YE ATIYORLAR, KAŞINI OYNATANIN MALINA MÜLKÜNE ÇÖKÜYORLAR

Tüm vatandaşlarımızın vicdanına sesleniyorum: Bu kadar yalan, bu kadar iftira, bu kadar kul hakkı olur mu? Rahmetli Erbakan’ın dediği gibi, ömür boyu alınları secdeden kalkmasa bu vebali ödeyemezler. Bu ülke elbet çok kara kışlar, zor zamanlar gördü ama hiçbir dönem bu dönemin gaddarlığı ile yarışamaz. Soruyorum: Kimin adını özgürce dile getirebiliyor? Çıtını çıkaranı Silivri’ye atıyorlar, kaşını oynatanın malına mülküne çöküyorlar, ‘acaba’ diyenin kulağını çekiyorlar; sonra ortalıkta bir daha görünmüyor. Gazeteciler tutuklanırken onların arkadaşları susuyor; sanatçılar ip gibi sabahın köründe sıraya dizilip haysiyetleri ile oynanırken diğer meslektaşları konuşmuyor. Siyasetçilere, iş insanlarına, sivil toplum temsilcilerine kelepçe vurulurken diğerleri ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ diyor. Milyonlar direnirken, bedel öderken susanlara soruyorum: Bu suskunluğu, bu çaresizliği kim öğretti size? Komşunuz oradayken fırlayıp gitmek yerine sessizce kapıyı çekip arkanızı dönmeye… Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Değeriyle yoğrulan bu topraklarda yanı başınızda yaşananlara susmaya nasıl alıştınız? Ne zaman unuttunuz bu ülkenin nasıl kurtulduğunu; Seyit Onbaşı’nın sırtında mermi değil milletin kaderini taşıdığını? Ne zamandan beri unuttunuz Nene Hatun’un sadece yaralı askerlere değil milletin haysiyetini kurtarmaya koştuğunu?

GÜN SOKAKLARA ÇIKMA, MEYDANLARA AKMA GÜNÜDÜR

Elinde kumandası, üstünde pijaması oturanlara sesleniyorum: Gün sokaklara çıkma, meydanlara akma günüdür; gün dayanışma, direnme günüdür; gün bu kara düzene itiraz etme günüdür. Ya o pijamayla evinde oturup sıranın sana gelmesini bekleyeceksin ya da meydanlara çıkıp bizimle birlikte bu darbeyi püskürteceksin. Evde elinde kumandası ile oturan pijamalıya sesleniyorum: Ya meydanlara çıkacaksın, bu darbe ile yüzleşeceksin, nereye davet ediliyorsan oraya güç vereceksin, itiraz edeceksin, sandığı, Cumhuriyeti kurtaracaksın; ya da sonra hiç hayıflanmayacaksın. Meydanlar bizimdir, sokaklar bizimdir, mücadele bizimdir, Türkiye hepimizindir. Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz.

ASIL HEDEFİ ATATÜRK’ÜN DİĞER ESERİ OLAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ’DİR

19 Mart sürecinde önce Saraçhane’de, sonra genel merkezimizde ziyaret eden, destek veren tüm genel başkanlara, siyasi partilere teşekkür ediyorum ve hangi partiden olursa olsun tüm yurttaşlarımıza sesleniyorum: 19 Mart bir sivil darbedir. Görünen hedefi Atatürk’ün iki büyük eserinden biri olan CHP olsa da asıl hedefi Atatürk’ün diğer eseri olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Sandık olmazsa Cumhuriyet olmaz, demokrasi olmazsa Cumhuriyet olmaz, adalet olmazsa hukuk olmazsa Cumhuriyet olmaz. DEM Partinin eş genel başkanlarının hapse atılması da Zafer Partisinin genel başkanının hapse atılması da 19 Mart darbesi de bir bütün olarak siyaset kurumunu, halkın seçme, seçtikleri tarafından yönetilme hakkını hedef almaktır.

BİR CEPHE OLARAK DEMOKRATİK SİYASETİ SAVUNUYORUZ

İşte tam bu nedenle biz mevzi olarak partimizi değil, bir cephe olarak demokratik siyaseti savunuyoruz. Herkesi de bizi değil, kendi varlıklarını ve çok partili rekabeti savunmaya davet ediyoruz. Herkesi, ‘Canı istediğinde şu parti kapatılsın, kapatılsın dedim; kapatmıyorsa Anayasa Mahkemesi de kapatılsın’ diyenlerin demokratlığını hatırlamaya davet ediyorum. Bir Stockholm sendromuna kapılmamaya, dün elinden zor kurtulduğunuz celladınıza aşık olmamaya davet ediyorum. Meydanların susmadan haykırdığı gibi: Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz. İki sene önce kurultayın bugününde burada Manisa’dan gelen delegasyonun açtığı ‘Özgür Gelecek’ pankartıdır. Bu pankarta herkes iyi baksın. Bu pankart, salondan en son çıkan Gömeç Gençlik Kolları tarafından hatıra olarak alınmış. Gömeç’te belediye başkanımızı kutlama ziyaretine gittiğimde bu pankartla beni karşıladılar. Bu pankart Gömeç’te hatıra olarak saklanıyor. Bu pankart değişim kurultayında Manisa’nın sürprizi olarak karşıma çıkmıştı, sonra Gömeç’te karşıma çıktı, sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi iddianamesinde karşıma çıktı.

NE SANDINIZ YA? GÜZEL GÜNLER GELECEK, BU KÖTÜ GÜNLER BİTECEK

İddianame diyor ki: ‘Özgür Gelecek pankartıyla bunu önceden planladıkları, salona girdiklerinde ‘Güzel günler göreceğiz’ diyerek ülkenin yönetimini nasıl değiştireceklerini ve ülkeye örgütün belirlediği Ekrem İmamoğlu’nu cumhurbaşkanı yapmayı planladıkları anlaşılıyor. Buradan o iddianameyi yazana, yazdıranlara söylüyorum: Ne sandınız ya? Güzel günler gelecek, bu kötü günler bitecek. Güzel günler gelecek, güneşli günler… Hep birlikte o güzel günlere geleceğiz. Özgür gelecek dedik, geldik; işte buradayım. Seçim olacak, bu millet görev verecek; Ekrem İmamoğlu cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olacak. Buradayız, karşınızdayız; cesareti olan çıksın karşımıza. Cumhuriyet Halk Partisi’ni kapatmaya kalkanlar bilsin ki bizi çok yılanlar sokmaya çalıştı. 12 Eylül’de Kenan Evren bu partiyi kapatabileceğini sandı, millet yine gazinin emanetine sahip çıktı, kapıdaki kilidi kırdı. Gücünü milletten alan 102 yıllık dev çınar dimdik ayaktadır. Bu çınar milletimizle var olmuştur, ilelebet de var olacaktır. Ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten emanet olan bu çınara uzanan elleri biz değil, millet kırar; millet kırar.

BUGÜNÜN MÜESSES NİZAMI NEDİR DİYE SORARSANIZ,  AK PARTİ İKTİDARININ 23 YILDA KURDUĞU KARA DÜZENİN TA KENDİSİDİR

Bunca saldırıyı, bunca haksızlığı neden yaşıyoruz? Bakın, Türkiye’de yıllardır kurgulanan bir düzen var; değişmeyen aktörleri, yeni kuşağa direnen siyasetçileri millete dayatan bir düzenle karşı karşıyayız. Müesses nizam, kendi siyaset kurgusu bozulmasın istiyor. Bu kurguda CHP’ye de bir yer tarif ediyor. Kimi ‘derin devlet’ diyor, kimi ‘devlet aklı’ diyerek bu düzeni savunuyor. Bir avuç insanın menfaatine derin kılıflar uyduruluyor. Bugünün müesses nizamı nedir diye sorarsanız, AK Parti iktidarının 23 yılda kurduğu karadüzenin ta kendisidir. Artık bu müesses nizamın çıkarlarıyla milletin çıkarları birbirinden ayrışmış, birbiriyle karşı hale gelmiştir. Bu düzende birileri zengin, birileri fakirdir; birileri güvende, birileri güvende değildir; birileri eşit, birileri daha az eşittir. Çünkü müesses nizamın çarkı 86 milyon için değil, kurdukları düzeni güvende tutmak için dönmektedir.

İşte biz bu müesses nizamın çarkına çomak soktuk arkadaşlar. Biz birbirinin aynısı bu azınlığa başkaldırdık. ‘Ben devletim’ diyenlere milletin gücünü hatırlattık. Kurultayı kazanamaz dediler, kazandık. Yerel seçimleri kazanamaz dediler, kazandık. Bunlar ittifak kuramaz dediler, Türkiye ittifakını kurduk. ‘Sokağa çıkmayın, partinizde oturun’ dediler; vallahi de oturmadık. ‘Oraya gideceksin, şuraya gitmeyeceksin; oraya gideceksin, şuraya geleceksin’ dediler; doğru bildiğimizi yaptık, doğru bildiğimizden şaşmadık. İşte CHP hedefteyse sebebi budur. Artık hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi’ne sınır ve istikamet çizemez. Siyaseti bildiğimiz gibi yaparız. Bir hesap vereceksek sadece hesabımızı milletimize veririz. Şunu hepinizin çok iyi anlamasını isterim: Zamanı gelmiş bir vedaya direnenlerin düzeni bozulmasın diye milletin huzuru ve refahı feda edilmeyecektir. Verdiğimiz mücadele yeninin eskiye karşı mücadelesidir. Türkiye’nin gelecek yürüyüşü AK Parti’nin kara düzeninin krizlerine, kaoslarına, kavgalarına sıkıştırılamaz. Bu mücadele veda edemeyenlerle geleceğe yürüyenler arasındadır. Yaşadığımız tüm sıkıntılar ve tüm zorluklar yeninin doğum sancısıdır. Türkiye bir doğum sancısı çekmektedir ancak hiçbir güç yeninin doğumuna, eskinin gidişine mani olamayacaktır.

DAHA ÖNCE ELİ CHP’YE GİTMEYENLER ARTIK BİZİMLEDİR

Cumhuriyet Halk Partisi’nde de öz güvensiz siyaset devri kapanmıştır. Artık yüzde 25 değiliz; yüzde 40’a uzanan bir seçmen kitlemiz var. Daha önce eli CHP’ye gitmeyenler artık bizimledir. Partimiz herkesin baba evidir; bu sofrada herkese yer vardır. Bundan sonra da demokratları kapsayan milliyetçi demokratlarla, muhafazakâr demokratlarla, Kürt demokratlarla, liberal demokratlarla, sosyalist demokratlarla hep birlikte yürüyeceğiz. Müesses nizamın savcıları, hâkimleri olabilir ama bizim yanımızda millet var. Yanımızda kirasını ödeyemediği için okulu bırakan öğrenciler var; akşam sokakta yürümeye korkan kadınlar var; pazardan filesi boş dönen emekliler var; sendikalaşması engellenen, örgütlülük hakkı engellenen, sömürülen işçiler var; artık hayat standardı bozulan, yoksullaşan orta direk var; güzelim okullardan mezun olup yoksulluk sınırının altında maaşlarla çalıştırılan, her gün sırtındaki yük biraz daha artan, üstüne üstlük işten atma tehdidiyle terbiye edilen, korkutulan beyaz yakalılar var; hâli vakti yerinde olsa da işinin, malının, mülkünün geleceğinden endişe duyan, önünü göremeyenler var. Biliyoruz ki milletimiz büyüktür; biliyoruz ki bir gün devletle millet karşı karşıya gelsin istemez. Bu millet devletini sever; çağırır askere gider, ister vergisini verir ama büyük olan millettir. Siz bir gün eğer devleti milletin karşısına dikerseniz millet o zaman kendi tarafındadır. Devletle millet yarışırsa millet kazanır; millet kazanacaktır.

Müesses nizamla mücadele edenin dönüşü yoktur; dönüşü olmayan bu yolda korkanlara da yer yoktur. Müesses nizama işbirlikçi olanlara, kara düzeninin sesi olanlara, bu örgütlerin vermediği görevleri başka kapılarda arayanlara yer yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi arınacaksa işte bu anlayıştan arınacak; bizi yüzde 25’e hapsetmek isteyenlerden, sokaklardan meydanlardan koparmak isteyenlerden arınacak. Çünkü bu parti artık seçim gecesi ışıkları erkenden söndüren, üyelerinin gözyaşı döktüğü bir parti olmayacak. Bu parti kadın kollarının seçim akşamı tülbenti sirkeye basıp başına bağladığı bir parti olmayacak. Bu parti gençlik kollarının ışığı sönmeden kendi evine gidemediği, boynu bükük sokakta beklediği, ‘Babası ne oldu seçim?’ deyince yere bakan gençlik kollarının partisi olmayacak. CHP arınacaksa bizi eskiye döndürmek isteyenlerden arınacak. Artık kimse bizi yenilgiye alıştıramayacak. Ya müesses nizamın paslı zincirleri bu milleti saracak ya da bu millet bizimle birlikte zincirlerinden kurtulacak.

PARTİMİZİN ALDIĞI KARAR YIKICI DEĞİL, YAPICIDIR

“Bugün milletten korkanlar, Kürt sorunu demekten de korkanlardır. Birileri, bırakın Kürt sorununu, Kürtlerin varlığını bile inkar ederken; hâlâ Kürtlerin seçtiği belediyelere kayyım atarken, siyasetçileri, genel başkanları, eş genel başkanları, belediye başkanlarını hapislerde tutarken, Cumhuriyet Halk Partisi kararlılıkla bu sorunun demokratik yöntemlerle çözümünü savunmuştur. Biz Dem Parti ile görüştüğümüz için terörist ilan edilirken, duruşundan bilim sapmayan, yeri geldiğinde de Kürtlere ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit yurttaşı olduğunu hissedeceksiniz’ deyince de vaatte bulunmaktan korkmayan bir partiyiz. Büyük bir Türkiye ittifakı bizim hayalimiz ve idealimizdir. Bu anlayışla, bu sorunun demokratik yollardan çözülmesi için Meclis’te komisyon kurma önerisini de dile getiren parti ve bunların hepsini, son seçimleri kazanmış Türkiye’nin birinci partisi olmanın gücü ve sorumluluğu ile yapıyoruz.

Türkiye’nin demokratik geleceğine cesaretle liderlik edeceğiz. Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır; o satıh bütün vatandır. Biz bu vatanın her köşesine barış, huzur ve refah sözü veriyorum. Gelinen aşamada komisyon 18 toplantı yapmıştır ama hala belediyelere, millet iradesinin üstünde atadıkları kayyımlar bulunmaktadır. Hala Kürtlerin belediye meclislerine girmesini suçlayan ‘Kent İttifakı’ , ‘Kent uzlaşırsa’ adı altında utanç davalarından insanlar hapis yatmaktadır. Hala seçilmiş siyasetçiler hapistedir. Hâlâ Anayasa Mahkemesi kararları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uygulanmamaktadır. Bunlar çözülmeden, tüm meselelerinin olmazsa olmaz denilerek İmralı’ya gitmeme noktasına sıkıştırılması doğru olmamıştır. Siyaset, dayatmalarla değil, milletin rızasını alarak yapılır. O yüzden partimizin aldığı karar yıkıcı değil, yapıcıdır; çünkü menzil barışsa, istikamet samimiyettir. 29 maddelik çözüm önerilerimizi meydanlarda ve komisyonda savunmaya devam edeceğiz. Biz, varlığını bir düşmana borçlu olan, düşmanı olmadan var olamayan bir parti değiliz. Yurtta, bölgede, dünyada barışı, kardeşliği ve refahı savunuyoruz. Biz düşman aramıyoruz; bizim liderliğimiz düşmanlığın değil, barışın liderliğidir.”

BİZ, TERÖRSÜZ VE DEMOKRATİK TÜRKİYE’Yİ MUTLAKA İNŞA EDECEĞİZ

“İçinde bulunduğumuz Orta Doğu coğrafyası, uzun yıllar çatışmaların, savaşın ve acının dinmediği bir coğrafyadır. Buna yüz çeviremeyiz. Yok sayamayız. Körfez Savaşı bizi nasıl etkilediyse, Suriye Savaşı da Türkiye’nin ekonomik ve sosyal iklimini derinden etkilemiştir. Gazze’deki soykırım hepimizin ağlatmıştır, ayağa kaldırmıştır. Türkiye’nin huzuru ve refahı, bölgenin barış ve düzeni için kritiktir, olmazsa olmazdır. Türkiye huzurluysa bölge huzurlu olur, bölgede huzurun önceliği olur. Bölgede huzur ve barış olursa Türkiye’de kardeşlik ve refah hızla büyür. Tam da bu nedenle milli çıkarlarımızı, kardeşliğimizi ve birliğimizi merkeze alan bir bilinçle bölgesel bir güç olma sorumluluğumuzla, altını çizerek söylüyorum, altını çizerek, Türkiye’nin demokrasi ve sosyal birikimi Orta Doğu’daki tüm kimlikler ve inançlar için huzur ve refah sağlayacak güce sahiptir. Bu öncülüğü yapabilmek ise ancak kendi toplumsal barışını, demokrasi ve adaletini sağlamış bir Türkiye ile mümkündür. Herkes suni tartışmalardan vazgeçip hedefe odaklanmalıdır. Biz, terörsüz ve demokratik Türkiye’yi mutlaka inşa edeceğiz. Türkiye’yi içine kapatan, toplumu birbirine düşüren, siyaseti tarihe gömmeye, bölgemizde barışı, kardeşliği, ülkemizde de huzuru, eşitliği ve refahı sağlayacak yeni bir dönemi başlatmaya geliyoruz.

VERGİ ADALETSİZLİĞİNE, YÜKSEK FAİZDE AVRUPA BİRİNCİSİYİZ

Bu kara düzen milletimizi sınıflara bölmektedir. Millet ‘iktidara yakın olanlar’ ve ‘olmayanlar’ ayrımıyla bölünmektedir. Korunan zenginler; iktidara yakın olanlar, gelir ve servete bölüşebiliyorlar. Kaliteli eğitime ve sağlık hizmetine erişebiliyorlar. Mahkemelerden istedikleri kararları çıkartabiliyorlar. Liyakatsiz de olsalar torpille makam sahibi olabiliyorlar. Bunlar kara düzenin seçkin zümresidir. Ama milletin evlatları işsiz, okusa da iş bulamıyor. Milletin evlatları yoksul, çalışsa da hak ettiği gelire erişemiyor. Artık kimse ‘Okursam, çalışırsam başarırım, kazanırım’ diyemiyor. İşçinin evladı nitelikli eğitime ulaşamıyor. Emekli devlet hastanesinde günlerce randevu sırası bekliyor. Bir vatandaş ‘İktidara yakın biriyle davalık olsam ben mahkemede adaleti nasıl bulurum?’ deyince ‘AK Parti’ye yakın avukat mı tutsam?’ diye aklından geçiriyorum. Bu kara düzende devletin kapıları milletin yüzüne kapanmıştır. Devletin kapıları millete kapalı, bir avuç insana açıktır. Kendini milletin üstünde gören bu kara düzen Türkiye’nin enflasyonunda Avrupa birincisi yapmıştır. Yoksulluk ve gelir adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Vergi adaletsizliğinde, yüksek faizde Avrupa birincisiyiz. Cumhuriyet 10 yılda her yaştan 15 milyon genç yaratmıştı. AK Parti’nin kara düzeni 5 milyon evde oturan genç yaratmıştır. Demokrasilerde siyasetin pusulası millettir ama biz Türkiye’de artık siyasetin pusulasının bozulmuş olduğunu görüyoruz, biliyoruz. Bizim hedefimiz Türkiye’yi millet merkezli siyasete döndürmektir.

Peki biz bu sorunlardan nasıl çıkacağız? Dört alanda yapacağımız reformlarla adaleti getirerek. Öncelikle mahkemede adaleti sağlayacağız. Artık yolu adliyeye düşen herkes orada adaleti bulacağını görecek. Sonra gelirde adaleti sağlayacağız. Okuyan, emek verip, çalışan herkes insanca yaşayabileceği bir gelire erişebilecek. Mülakat kalkacak, liyakat gelecek. Çiftçi desteklenecek, teknolojik girişimler desteklenecek ve Türkiye üreten Türkiye olacak. Elde edilen gelir adaletle bölüşülecek. Bu ülkenin onurlu insanları birinin yakını olduğu için değil, bu memleketin yurttaşı olduğu için temel vatandaşlık geliri ile belli bir gelir seviyesine sahip olacak. Vergide adaleti sağlayacağız. Artık bu devletin kasası yoksullardan yüzde 89 vergi toplayarak, verginin yüzde 89’unu yoksullardan toplayarak dolmayacak. Vergi gerçekten kazananlardan alınacak. Çok kazanandan çok, az kazanandan az alınacak. Kazanmayandan vergi alınmayacak. Sosyal adaleti sağlayacağız. Birilerinin eşit, birilerinin az eşit olduğu düzen değişecek. Kürtler, Aleviler bu devletin eşit yurttaşları olduklarını iliklerinde, kemiklerinde hissedecekler. Birilerinin güvende olduğu ama kadınların, çocukların şiddete karşı; işçilerin iş cinayetlerine karşı korunmadığı bu düzen değişecek. Bu dört reformun tepesinde demokratik, laik, sosyal hukuk devleti çatısı olacak. O çatı Cumhuriyet’tir. Cumhuriyet kurucusuna verdiğimiz sözle ilelebet payidar kalacaktır. Dış politikada Türkiye saygınlığa kavuşacak, iktidarımızda dünyadaki hiçbir lidere karşı boynumuz bükülmeyecek.

CUMHURİYET HALK PARTİSİ YENİ BİR SİYASET HATTINDADIR

Dış politikada oğullara, mahdumlara, damatlara önem, ehemmiyet, yetki veren ciddiyetsizlikten eser kalmayacaktır. Dünyanın her yerinde vatandaşlarımız Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan gurur duyacak, pasaportlarının gördüğü saygıdan memnun olacak, devleti her an yanında hissedecek. Demokrasi, adalet ve ekonomide atacağımız adımlar; dış politikada elde edeceğimiz saygınlık, bize Avrupa Birliği’nin kapılarını açacaktır. Türkiye en kısa sürede Avrupa Birliği’ne tam i olacaktır. Başta gençler olmak üzere tüm vatandaşlarımız vizesiz ve Avrupa, yasaksız Türkiye’ye kavuşacaktır. Güçlü yurttaş‘la güvenli geleceği kuracağız. Kazanan Türkiye olacak. Güçlü yurttaş, güvenli gelecek, kazanan Türkiye yolunda hep birlikte çalışacağız. Şüphesiz Türkiye 102 yıl önce büyük mücadelelerle o dönemin kuşatmalarında ve işgallerinden kurtarılmıştır. Ülkemiz yüzü iki yıl sonra bu kez küçük bir zümrenin demokrasi ve adaleti hedef alan kuşatmasının altındadır. Ve bugün Cumhuriyetimizin çağın kuşatmasından kurtarmaya ihtiyaç vardır. Ülkemizin çağın kuşatması ndan kurtaracak irade bu salondadır. Kuşatmayı kırmanın parolası cesarettir. Cesaret bu salondadır. Karşımızda vergiyi tabana, siyasi tavana yayan bir düzen vardır. Biz vergiyi tavana, siyasi tavana yaymaya, tabanla siyaset yapmaya bu ülkenin yoksullar için siyaset yapmaya geliyoruz. Bugün Türkiye’de siyasetin rotası şaşmıştır. Biz siyasetin rotasını milletimize çevirmeye geliyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi yeni bir siyaset hattındadır. Siyasetimiz millet merkezli siyasettir. İttifakımız Türkiye İttifakıdır. Altı okun ışığında, sosyal demokrasiye tüm bağlılığımızla daha fazla sosyal hayatın merkezinde siyaset yapacağız. Milletin merkezine yani sosyal merkeze konumlanıyoruz. Sokağı duyan, meydana inan, köye giden, fabrika örgütleyen, kapıyı çalan, eve gelen, sorunu bilen ve çözümlerini söyleyen bir siyaset hattında yürüyeceğiz.

Seçim kampanyamız 19 Mart‘ta direnişle, 23 Mart‘ta Cumhurbaşkanı adayımızı belirlememizle fiilen başlamıştır. Partimiz 255 gündür sokaktadır, meydandadır. Gerekirse bin gün sürecek dünyanın en uzun seçim maratonunu hep birlikte koşacağız. Seçime kadar durmadan, ev ev, sokak sokak çalışacağız. Bu zaferin destanını birlikte yazacağız. Türküsünü birlikte yakacağız. Bu bir türkü, toprak çanaklarda güneşi içenlerin türküsü. Bu bir örgü, alev bir saç örgüsü. Kıvranıyor, kanlı kızıl bir meşale gibi yanıyor. Esmer alınlarda, bakır ayakları çıplak kahramanların. Ben de gördüm o kahramanları. Ben de sardım o örgüyü. Ben de onlarla güneşe giden köprüden geçtim. Ben de içtim toprak çanaklardan güneşi. Ben de söyledim o türküyü. Yüreğimiz topraktan aldı hızını, altın yeleli aslanların ağzını yırtarak gerindik. Sıçradık, şimşekli rüzgârlara bindik. Kayalardan kayalarla kopan kartallar, çırpıyor ışıkta yıldızlanan kanatlarını. Alev bilekli süvariler, kamçılıyor şaha kalkan kanatlarını. Akın var, güneşe akın. Güneşi zaptedeceğiz, güneşin zaptı yakın. Düşmesin bizimle yola evde ağlayanların gözyaşlarını boynunda ağır bir zincir gibi taşıyanlar. Bıraksın peşimizi kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar. Akın var, güneşe akın. Güneşi zaptedeceğiz, güneşin zaptı yakın.

BEN SİZLERE İLK SEÇİME KADAR GÜZEL GÜNLER VADETMİYORUM, İKTİDARI VADEDİYORUM

Elbette zor zamanlardan geçiyoruz, geçeceğiz. En ağır bedelleri ödedik, ödüyoruz, ödeyeceğiz. Ben sizlere ilk seçime kadar güzel günler vadetmiyorum. Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum. Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum. Ben size mücadele vadediyorum. Ben size 100 yıl önce olduğu gibi gerekirse ölümü göze almayı, ama işgale teslim olmamayı vadediyorum. Ve tüm mücadelenin sonunda size iktidar vadediyorum, iktidar vadediyorum. Ben size onur, ben size haysiyet ve cesaret vadediyorum. Ben sizin gözlerinizde o cesareti görüyorum. Ben size bakınca bu zaferi birlikte kazanacağımız yol arkadaşlarımı görüyorum. Benimle birlikte yürümeye var mısınız? Benimle birlikte yürümeye var mısınız? Var mısınız? Var mısınız? O zaman haydi bakalım gençler, yürüyelim arkadaşlar.”

KAYNAK: ANKA

PaylaşPaylaşGönderPaylaşPaylaş
reklam metni reklam metni reklam metni
Önceki İçerik

Metro İstanbul’dan Papa tedbirleri kapsamında yeni duyuru

Sonraki İçerik

ABD, Afganistan pasaportlarına vizeyi durdurdu

İlgili İçerik

Mahmut Arıkan: Bu faizci düzeni değiştirmek zorundayız!
Siyaset

Mahmut Arıkan: “Bölgemiz çok büyük risk altında”

Özgür Özel: ”Erdoğan’dan bir tek erken seçim sandığını istiyoruz”
Siyaset

CHP’nin ikinci bölge mitinginin adresi belli oldu!

Burhanettin Bulut’tan, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü mesajı
Siyaset

CHP’li Bulut: “Emeklinin bayram ikramiyesine 1000 TL zammı bile çok gördüler”

AKP’li Güler’den emekli bayram ikramiyesi açıklaması
Siyaset

AKP’li Güler’den emekli bayram ikramiyesi açıklaması

Özgür Özel: “Vaat listesi açıklamıyoruz, bir sistem değişikliği ve büyük bir program ortaya koyuyoruz”
Siyaset

Özgür Özel: “Vaat listesi açıklamıyoruz, bir sistem değişikliği ve büyük bir program ortaya koyuyoruz”

CHP’nin “Milletle Birlikte, Milletin Emrinde” buluşması… 18 politika kurulunun üyeleri açıklandı
Siyaset

CHP’nin “Milletle Birlikte, Milletin Emrinde” buluşması… 18 politika kurulunun üyeleri açıklandı

Sonraki İçerik
ABD, Afganistan pasaportlarına vizeyi durdurdu

ABD, Afganistan pasaportlarına vizeyi durdurdu

Gündem

Mahmut Arıkan: Bu faizci düzeni değiştirmek zorundayız!

Mahmut Arıkan: “Bölgemiz çok büyük risk altında”

Japonya’da 6 büyüklüğünde deprem

Malatya’da korkutan deprem!

Öcalan’dan ikinci 27 Şubat mesajı…

Öcalan: Yeni sürece uygun çalışmalar için daha fazla bekleme şansımız yoktur

Özgür Özel: ”Erdoğan’dan bir tek erken seçim sandığını istiyoruz”

CHP’nin ikinci bölge mitinginin adresi belli oldu!

İran’dan ABD Başkanı Trump’ın tehditlerine yanıt

Ali Laricani: “İran uzun bir savaşa hazır”

Burhanettin Bulut’tan, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü mesajı

CHP’li Bulut: “Emeklinin bayram ikramiyesine 1000 TL zammı bile çok gördüler”

Artistanbul Feshane’de “İlham veren kadınlar” buluşması

Artistanbul Feshane’de “İlham veren kadınlar” buluşması

Hamaney: “Siyonist rejime karşı güçlü bir cevap vermeliyiz”

Çin: İran’ın dini lideri Hamaney’in öldürülmesini güçlü şekilde kınıyoruz

AKP’li Güler’den emekli bayram ikramiyesi açıklaması

AKP’li Güler’den emekli bayram ikramiyesi açıklaması

Özgür Özel: “Vaat listesi açıklamıyoruz, bir sistem değişikliği ve büyük bir program ortaya koyuyoruz”

Özgür Özel: “Vaat listesi açıklamıyoruz, bir sistem değişikliği ve büyük bir program ortaya koyuyoruz”

  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Bizi takip edin

© 2020 YÖN Haber | Tüm Hakları Saklıdır

Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Video
  • Podcast
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Dünya
  • Yerel Yönetimler
  • Sağlık
  • Sürdürülebilirlik
  • Teknoloji
  • Yaşam
  • Spor
  • Medya
  • Asya Gündemi
  • TBMM

© 2020 YÖN Haber | Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist