Yön Haber
YÖN Radyo
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Dünya
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Daha Fazla
    • Yaşam
    • Sağlık
    • Yerel Yönetimler
    • Medya
    • Avrupa
    • Sürdürülebilirlik
    • Teknoloji
    • Spor
    • Video
    • Podcast
    • Asya Gündemi
    • TBMM
Podcast
Video
Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yön Haber
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Dünya
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Daha Fazla
    • Yaşam
    • Sağlık
    • Yerel Yönetimler
    • Medya
    • Avrupa
    • Sürdürülebilirlik
    • Teknoloji
    • Spor
    • Video
    • Podcast
    • Asya Gündemi
    • TBMM
Yön Haber
Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
Anasayfa Siyaset

Özgür Özel: ‘Kimse Erdoğan’dan masallara inanmasın!’

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TÜİK'in açıkladığı enflasyon verilerine tepki göstererek "Türkiye büyük bir sosyal krizin sosyal patlamanın eşiğindedir. Buradan bütün siyasi partilere bilhassa Adalet ve Kalkınma Partisi'ne sesleniyorum: Emekliyi bu halde bırakamayız. Kök maaşlara kanun yoluyla artış yapmak şarttır. Seyyanen zam vermek şarttır. Bir emekli maaşının bir asgari ücretin altında olması kabul edilebilir değildir. CHP olarak buradayız, gelin bu hafta bu ayıbı temizleyelim" dedi.

Yayınlanma Tarihi: 6 Ocak 2026 - 14:13:51
Güncelleme Tarihi: 6 Ocak 2026 - 16:15:02
Özgür Özel: “Beyazıt’a, İstanbul’un gençleriyle kucaklaşmaya gidiyoruz”
PAYLAŞPAYLAŞPAYLAŞWechat

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerine tepki göstererek, “Türkiye büyük bir sosyal krizin sosyal patlamanın eşiğindedir. Buradan bütün siyasi partilere bilhassa Adalet ve Kalkınma Partisi’ne sesleniyorum: Emekliyi bu halde bırakamayız. Kök maaşlara kanun yoluyla artış yapmak şarttır. Seyyanen zam vermek şarttır. Bir emekli maaşının bir asgari ücretin altında olması kabul edilebilir değildir. CHP olarak buradayız, gelin bu hafta bu ayıbı temizleyelim” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, sözlerine “2026 yılının ilk grup tolantısındayız. 2025 yılı ülkemiz ve milletimiz için çok zor bir yıl oldu. Ancak yeni yıla 2025’i bütün acılarıyla, haksızlıklarıyla, adaletsizlikleriyle, ybütün yaşattıklarıyla geride bıraktığımızı ümit ediyor, yeni yıla yeni umutlar ve yeni inançlarla giriyoruz. Bir kez daha 86 milyon yurttaşımızın yeni yılını kutlarken her biri için sağlık, huzur, refah, adalet diliyor ve içinde bulunduğumuz bu zorlu şartlarda, bu zorlu günlerde hiçbiriniz yalnız değilsiniz. Her şeyin var bir çaresi onunda adı CHP demek istiyorum” diyerek başladı.

Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, şöyle devam etti:

“Önemli yıl dönümlerinin olduğu bir hafta. 4 Ocak1990’da Zonguldak’tan yola çıkan sel olup Ankara’ya akan madenci yürüyüşünün 35’inci yıl dönümünde buradayız ve ‘Aşağıda ölüm, yukarıda açlık var’ diyerek yerin altından hak aramaya çıkanları hatıraları önünde tarihimize bıraktıkları o saygın mücadelenin önünde saygıyla eğilerek selamlıyorum. Aynı zamanda Sarıkamış Harekatı’nın 111’inci yılındayız. Geçen sene bugünleri Sarıkamış’ta geçirmiştik. Sarıkamış’ın karlı dağları üzerinde yazlık elbiseleriyle, ayaklarında çarıklarıyla ‘Önce vatan’ diyerek yola çıkan ve geri dönmeyi düşünmeyen tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz CHP olarak.

SANDIKTAN KİM ÇIKTYSA ONU ATAYACAĞIZ

Dün Boğaziçi Üniversitesi’ndeki direnişin de 5’inci yıl dönümüydü. 2 Ocak 2021 tarihinde üniversitenin iradesine karşı rektör değil, bir kayyum atadılar. Melih Bulu Boğaziçi’nde siyasal vesayetin ilk kulu oldu. Ve o günden bugüne hem ona hem kendisinden sonra atanan kayyuma karşı öğretim görevlileri ve Boğaziçi’nin öğrencileri, mezunları büyük bir direniş gösteriyorlar. Her hafta aynı gün, aynı saatte direniyorlar. Sırtlarını kayyumluk binasına dönüyorlar. Yüzlerini özgür akademiye dönüyorlar. Biz parti programımızda YÖK’ü 1980 darbesinin tortusu, her partinin ‘İktidara gelirken kaldıracağız’ deyip sonra etinden sütünden yününden istifade ettiği YÖK’ü, AK Parti’nin geldiğinde en önemli taahhüdü olan şimdi en önem verdiği alan olarak kullandığı YÖK’ü kaldıracağımızı yazdık. Rektör atamalarıyla ilgili çalıştık. Buradan Boğaziçi öğrencilerinin, öğretim görevlilerinin ve tarihin huzurunda şunu ifade etmek istiyorum: Bir sandık gelecek. O sandıkta herkes bir şeylerle yüzleşecek ve hesaplaşacak. Yoksullukla hesaplaşacağız, işsizlikle hesaplaşacağız, güvencesizlikle hesaplaşacağız, iş cinayetleriyle, kadın cinayetleriyle, doğa katliamlarıyla hesaplaşacağız ve Boğaziçi ve üniversitelerde bu kayyumluk müessesesiyle o sandıkta hesaplaşacak. O hesap görüldükten sonra yönettiğimiz Türkiye’de üniversitelerin rektörlerini doğru belirlenmiş katsayılarla, üniversitenin öğretim görevlilerinin, üniversitenin öğrencilerinin, üniversitenin emekçilerinin ve üniversiteyle bağını koparmamış, mezunların kullandığı oylarla demokratik olarak seçeceğiz. Sandıktan kim çıktıysa onu atayacağız.

SANİYEDE 500 BİN LİRA VERGİ ÖDEYECEĞİZ

Ekonomide maalesef çok zor geçecek bir yıla girdik. Neden bunu söylüyorum çünkü bu çatı altında gelecek yılın bütçesini yaptık. Kimden ne alınacağı kime ne verileceğini karara bağladılar. Devletin alan sağ eli hep emekçinin sırtında, yoksulun, emeklinin sırtında veren şefkatli sol eli ise çok tutuk bir şekilde tarif ettiler ve bir şey verirlerse de onları yine yoksullara, ihtiyaç sahiplerine değil, zenginlere, yandaşlara vermeyi tercih ettiler. Toplam 15.16 trilyon lira vergi ödeyeceğiz hep beraber. Saniye de 500 bin lira vergi ödeyeceğiz. Kim ödeyecek vergiyi? 100 liralık verginin 64 lirasını dolaylı vergilerle, yani fabrikatörle fabrikanın kapıcısını ayarlamayan, multimilyonerle asgari ücretliyi ayırmayan vergilerle hepimiz ödeyeceğiz. Elektrik harcarken doğal gaz harcarken, süt alırken, ayakkabı alırken, çocuğumuza hırka, kocuk alırken gelirimize bakmadan aynı vergiyi ödeyeceğiz. Yüzde 64.

KİMSE ERDOĞAN’DAN MASALLARA İNANMASIN

Sonra bi de yüzde 24’lük bir dilim var. Onu da maaşı çekmeden, maaş eline değmeden, maaşından gelir vergisi kesilenler ödeyecek. Yani beyaz yakalılar, mavi yakalılar işçiler, emekliler. Geriye ne kalıyor. Yüzde 12. Onun yüzde 1’i gayrimenkul sahiplerinden alınan diğer vergiler. Yüzde 11 Türkiye’de yapılan tüm ticaretten, imalattan, ihracattan, hizmet sektöründen para kazananların verecekleri kurumlar vergisi yüzde 11. Yüzde 88’ini orta direk ve yoksullardan alan verginin sadece yüzde 11’ini vermesi gerekenden alan bu düzenin adı AK Parti’nin kara düzenidir. İktidarımızın ilk yılında yıkacağız bu düzeni. 2.7 trilyon faiz ödemesine ayırmışlar. 1.4 trilyon yatırımlara. Yapılacak yatırımların, bütün yatırımların aklınıza gelebilecek bütün bakanlıklardaki bütün yatırımların toplamına ayrılan paranın iki katını faize ödüyorlar. Cumhuriyet tarihinin en yüksek faizli bütçesi en faizci bütçesi. Diğer taraftan 100 liralık toplanan verginin 20 lirası faize 10 lirası yatırıma gidiyor. Tam iki kat fark var arada. Ve ÖTV lüks harcamalar yerine yine ÖTV yani pırlantadan o pahalı lüks saatlerden alınmayan ÖTV, tırnak makasından, mutfak tüpünden, çiftçinin kullandığı mazottan alınmaya devam edecek. AK Parti’nin gerçeği bu. Kimse Erdoğan’dan masallara inanmasın. Kimse bu yılın geçen yıldan iyi olacağına inanmasın. Durumunun geçmişten iyi olacağına inanmasın. Durumunun geçmişten iyi olması için bu milletin sandığa gitmesi ve AK Parti iktidarını göndermesi lazım.

TARİHTE İLK KEZ ASGARİ ÜCRET İLAN EDİLDİĞİ GÜN AÇLIK SINIRININ ALTINDAYDI

Kime konuşuyoruz? Herkese. Ama en çok da emeklilere ve asgari ücretlilere ya da asgari ücrete oranla biraz üzerinde maaş alan herkese Açlık sınırı 30 bin lira, CHP belirlemiyor bunu, Türk-İş belirliyor. 30 bin liranın üzerinde açlık sınırı var ve tarihte ilk kez asgari ücret ilan edildiği gün açlık sınırının altındaydı. 28 bin lira ilan ettiler. İlan edildiği gün altında. Alındığında açlık sınırı biraz daha yükselmiş olacak. AK Parti işçiye 12 ay boyunca biliyorsunuz seçimden önce ‘Yılda üç dört kez düzenleriz’ diyorlardı. Seçimden sonra asgari ücrete yıl içinde hiç dokunmadılar. 28 bin lira vermeyi kafaya koydu.

Peki en düşük emekli maaşı 18 bin 975  beş lira. 19 bin lira bile değil. Bu rakamı arttıracaklarını söylemesini dün bekledi herkes, döndü baktı, Erdoğan’ın ağzını bu konuda bıçak açmadı. Bugün ev kirasının zam oranı yüzde 34. Emeklinin zam oranı yüzde 12’dir. Market poşetine yüzde 100 zam yapanlar emekliye yüzde 12 zam yaptılar. Köprü ve otoyollara az yaptık deyip yüzde 25 zam yapanlar emekliye yüzde 12’lik zammı layık gördüler. Ve 18 bin 975 beş lira ilan edildiği gün açlık sınırının üçte ikisindedir. İlan edildiği gün neredeyse yüzde 65’indedir asgari ücretin. AK Parti iktidarı gelmeden önce bir en düşük emekli maaşı, bir buçuk asgari ücret alıyordu. Yani emekliye hiç ilişmeseler, hiç çelme takmasalar, hiç yakalarına yapışmasalar, bir buçuk asgari ücret verseler bugünkü itiraz ettiğimiz yetmeyen asgari ücret üzerinden yine emekliye 42 bin lira para vermeleri gerekir.

BU DÜZENİN ADI AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİDİR, BU DÜZENİ YIKACAĞIZ

Ama emekliye 19 bin lira veriyorlarmış. 18 bin 975. Emekliler tarihlerinin en kötü değil, artık en dayanılamaz, katlanılamaz sefalet maaşına muhtaç edildiler. Gençlik kollarımız bunu kredi parası için yapmış. Dönün dedim bir de emekliye, asgari ücrete bakalım. Ben hep soruyorum meydanlarda ‘Hangi hesap şaşmaz?’ Oradan teyze bağırıyor ‘Altın hesabı şaşmaz.’ Altın hesabı yapıyorum Erdoğan kızıyor. Sen gelmeden önce diyorum sekiz çeyrek altın alıyordu emekli, şimdi bir buçuk çeyrek altına düştü. Hesap ortada. ‘O hesabı bırak başka hesaba bak.’ Gençlik kolları aynı zincirden 2002 yılında bir et dönerin fiyatını çıkarmış, bir de aynı yerde bugün satılan et dönerin, öğrencilerin alışveriş yaptığı. 2002 yılında 257 liralık emekli maaşı 1 TL olan et dönerden 257  tane alıyormuş. Bugün verdikleri emekli maaşı 38 tane et döner alıyor aynı yerden. AK Parti’den önce 257 et döner, yüz gram et olan içinde yarım ekmek döner. 257 taneden 38 taneye düşmüş. Diyor ya ‘Altın çok değişti.’ Ne değişti altın? Et dönerci de altına uyumlanıyor başka şeyi satan da. Hiçbir esnaf kendisini bu fiyatlarla satış yaparım yapamam diye bakmak zorunda değil. Maliyeti var. O maliyetin içinde tüpü var, ısınması var, ödediği maaş var, sigorta var, kira var. Ve hesap ortada 257’ye 38. Asgari ücretlide durum ne? 184 et döner alan bir asgari ücret şimdi bugünküyle daha ele geçmedi, ele geçince daha da düşebilir, 56 tane et döner alabiliyor. Yani asgari ücretli açısından üçten bire düşme, emekçi açısından ise sekizden bire düşme durumuyla karşı karşıyayız.

Öyle bir noktadayız ki bu maaşlarla yandaşlara geçiş garantisi veren bunu da bütçeye koyan tıkır tıkır ödeyen iktidar emekliye ve çalışanlara geçim garantisi vermiyor. Hele hele emeklide. Nasıl emekli oldu bu insanlar? Sen bu insanlara dedin ki ‘Yeter çalıştığın. Bugüne kadar sen çalıştın. Eller nasırlandı, dirsekler çürüdü, göz nuru aktı. Gören gözler kocaman gözlüklere ulaştı. Artık sen çalışma. Sen çalıştın. Emekliyi baktın. Şimdi sen dinlen. Çalışanlar biz sana bakacağız. Devlet olarak biz sana bakacağız’ dedin. Bunu deyip emekli ettiği kişiye hak ettiğini kendi geldiği zamanda sekiz çeyrek alırken bir buçuk çeyrek altını alabilecek maaşı layık gören iktidar işte bu iktidardır. Bu düzenin adı AK Parti’nin kara düzenidir. Bu düzeni yıkacağız.

EMEKLİYİ BU HALDE BIRAKAMAYIZ

Bir de emekliden kötüsü de var dedi arkadaşlar. Dedim daha ne kötüsü olacak? 65 yaş aylığı. 5 bin 390 liraymış olmuş 6 bin 393 lira. Engelli aylığı 4 bin 300 liraymış olmuş 5 bin 100 lira. Evde bakım maaşı 11 bin 702 liraymış olmuş 13 bin 878 lira. Türkiye büyük bir sosyal krizin sosyal patlamanın eşiğindedir. Buradan bütün siyasi partilere bilhassa Adalet ve Kalkınma Partisi’ne sesleniyorum: Emekliyi bu halde bırakamayız. Kök maaşlara kanun yoluyla artış yapmak şarttır. Seyyanen zam vermek şarttır. Bir emekli maaşının bir asgari ücretin altında olması kabul edilebilir değildir. CHP olarak buradayız, gelin bu hafta bu ayıbı temizleyelim. Ayrıca gelir vergisindeki adaletsizlik de aynen devam ediyor. 2025’de gelir vergisinin ilk dilimi 158 bin liraydı, şimdi 190 bin lira oldu. Şu demek, maaş almaya başlıyorsun, sene başından itibaren 190 bin lirayı geçince aldığın maaş, yani bunu üç ayda, dört ayda geçtiğinde, ikinci yüksek vergi dilimine sonra bir sonraki yüksek vergi dilimine. Bu rakamlarla 70 bin lira maaş alan bir çalışan 180 bin lira. İki buçuk maaşını vergiye verecek. 100 bin lira maaş alan bir mühendis diyelim, 320 bin lira, 12 maaşın üç maaştan fazlasını vergiye verecek. Neden böyle oldu? Aslında AK Parti geldiğinde durum hiç böyle değildi. Gerçekten yüksek maaşlar, yüksek vergi dilimine giriyordu. Ama virgülden sonrasını katmayarak, bazı sene daha da başka oyunlar yaparak en az işte sendika açıklamış 750 bin olacak, bize sorarsan bir milyon liraya kadarki maaşların en düşük dilimde yüzde 15’te vergilenmesi lazımken 190 bin liradan itibaren üçüncü dördüncü aydan itibaren yüksek vergi dilimi başlıyor.

ERDOĞAN 16 BİN LİRACIK YERİNE DÖRT BİN LİRA VERİYOR VE BUNUNLA ÖVÜNÜYOR

Gençlik kollarımız dün Erdoğan’ı izlemişler. Benim söylediğimi de hatırlamışlar. Erdoğan’ı duyunca iki kere iki dört eder dese açacaksın kerrat cetvelini kontrol edeceksin kesin bir numara vardır diye. Dün diyor ki ‘Biz gelmeden önce KYK kredisi öğrenciye verilen 45 liracıktı’ diyor. ‘Biz şimdi onu dört bin lira yaptık’ diyor. Öğrenciler de hemen dönmüşler, önce hemen altın hesabına bakmışlar o olmazsa olmaz. 45 liracık 30 liracık olan çeyrek altından bir buçuk tane alıyormuş. Bugün bir buçuk çeyrek altın 16 bin lira. Erdoğan 16 bin lira yerine, ‘cık’ dediği, 16 bin liracık yerine dört bin lira veriyor ve bununla övünüyor. Gençler kişi başına 133 lira tutuyor ve diyorlar ki bu verilen maaş belki bir mercimek çorbası içiyor, ucuz bir yer bulursan, çoğu yerde 180, 150’ye var, 100’e çok zor bulunur. Kent lokantası hariç bu parayla bir öğün karın doyurmak bile mümkün değil gençlere verdiği parayla. Gençler bu paranın sekiz et dönerle 16 tavuk dönerle bittiğini söylüyorlar. Ve dönüp bakmışlar Rahmetli Ecevit’in, Sayın Bahçeli’nin rahmetli Mesut Yılmaz’ın olduğu bunların da her gün, sanki bir de bir tanesi şimdi kendi hükümetlerine destek veren bir parti, dönüp dönüp ağzına geleni söylüyor iktidara. Ve diyor ki ‘Koalisyon döneminde şöyle berbattı.’ O berbat dedikleri koalisyon döneminde 2002’de 45 liracık, 45 tane et döner alıyormuş. Bugün verdikleri para sekiz tane et döner alıyor. 45 et döner veren ve güya öğrencileri aç bırakan Ecevit, Bahçeli, Yılmaz iktidarı koalisyon hükümeti şimdi dört bin lira veren Tayyip Erdoğan’ın sekiz et dönerde biten KYK kredisi.”

“Cumhuriyet Halk Partisi olarak 2025 yılını çok önemli bir mücadeleyle, çok önemli bir direnişle bunu da tek başımıza değil, Türkiye’nin bütün demokratlarıyla birlikte teker teker isimler mi saymayayım. Bütün muhalefet partilerinin dayanışmasıyla ve Türkiye’nin bütün demokratlarının sahip çıkmasıyla bir büyük mücadele geçirdik. Bir yönetimde çarkın ilk dişlisi hiç şüphesiz adalettir. Adalet olmazsa refah da olmaz, zenginlik de olmaz. 2025’in enflasyon hedefi yüzde 17’ydi. Yıl sonunda yüzde 31 ile bitti. Ne oldu 2025? Büyük bir felaket mi oldu? Deprem mi oldu? Meteor mu düştü? Savaşa mı girdik? İşgale mi uğradık? Ne yaptık, ne oldu da bu hale geldi bu memleket? 19 Mart’ta bir yıl önce 31 Mart’ta partisiyle ilk kez seçim kaybeden birinin hazımsızlığı yüzünden. Ve seçim kazandığında baş tacı yaptığı milli iradeyi küçük gören, ‘onlar karar veremez, İstanbul’u kimin yöneteceğine ben karar veririm. Binali yönetsin dedim. Olmaz dediler. Murat Kurum dedim, evine dönsün dediler’ deyip bu iradeyi hiçe sayan birisinin Cumhuriyetimizin bir sonraki Cumhurbaşkanı’na Türkiye Cumhuriyeti’nin bir sonraki iktidarına mevcut gücüyle haksızca kullandığı bağımsız olması gereken yargı üzerindeki talimatlarıyla bir sivil darbe girişimi oldu. O günden sonra 160 milyar dolar kaynağımız darbeye gitti.

Bugün ‘emeklilere gel para ver’ dediğinde bulamadığı para 19 Mart’ta yanan paradır. ‘Asgari ücreti arttır ama esnafa yük olmasın. Esnafın SGK desteklemesi 1.000 lira olmaz. 10 bin lira yapalım küçük esnafa’ dediğinde bulamadığı kaynak 19 Mart’tan sonraki süreçte yaktığı paradır. Borsayı çökerten, yatırımcıları kaçırtan, faizleri yükselten ve kredi kartına yüzde 96 ödeyemediğin zaman faiz bindiren hep 19 Mart darbesinin ürünüdür. Bugün kredi kartından çektiği parayı minimumunu ödeyemeyip ya da ödemek için başkasından çekip topu birazcık çevirip sonra hızla büyüyen kar topunun altında kalınmasının sebebi tutturulamayan hedefler ve hızla yükselen faizlerdir. Hepsinin sebebi 19 Mart’taki hukuksuzluktur.

TÜRKİYE’DE YARGIYA GÜVEN YÜZDE 18.7’DİR

Dünyada yargı bağımsızlığı olup gerçek anlamda yargıya güvenin yüzde 80-90’larda olup enflasyonun çift taneli olduğu bir ülke yoktur. Doğrudan bağlantı vardır arada. Kuvvetler ayrılığı olan hiçbir ülkenin gerçekten kuvvetler ayrılığı tartışılmayan yani ülkeyi yönetenin yargıya karışmadığı yürütmenin yasamaya karışmadığı kuvvetler ayrılığının olduğu ülkelerde çift rakamlı enflasyon yoktur. Yüzde 5’in üzerinde faiz yoktur. Avrupa yüzde 3’lük enflasyon 5 olunca paniğe kapılıp 6’lık faizle tedbir alırken, yok nas var nas diye bir şey var deyip faizleri 80’lere enflasyonları 80’lere fırlatanların Türkiye’yi getirdikleri hal ortadadır. Ve yargıya güven yüzde 20’ye düştüğü bir ülkede bugün Türkiye’de yargıya güven yüzde 18.7’dir. 100 vatandaşın 18’i mahkemeye düşersem adaleti bulurum demektedir. 82’si maazallah düşersem perişan olurum demektir. İşte böyle bir ülkede yargı bağımsızlığının zaten çok tartışmalı olduğu bir ülkede Anayasa’ya uymayanlar Anayasa Mahkemesi’ni de itibarsızlaştırmışlar. Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararlara 1’inci kademe mahkemeleri hem de 15 Temmuz darbesini bahane edip serbest avukatlardan hakim alacağız deyip AK Parti Gençlik Kolları’ndan, AK Parti üyelerinden serbest avukatları mülakatlarda alarak doldurdukları yerde Anayasa Mahkemesi’nin, ki üyelerinin tamamı AK Parti döneminde atanmıştır. Hiçbir tanesini Ahmet Necdet Sezer atamadı. Tamamına yakın Erdoğan çok az bir kısmı sayın Abdullah Gül döneminde atandı.

TAYFUN KAHRAMAN 15 METREKARE ODADA 4 JANDARMAYLA BİRLİKTE YATIYOR

O mahkemenin bile ‘dur artık’ dediği yerde birinci kademedeki Ak-toroslar çetesi ve o ak-toroslar çetesinin tesir ettikleri Anayasa Mahkemesi kararlarına dahi uymamaktadır. Şimdi karşımızda Türkiye yargı tarihinde daha önce de çok hatalı şekilde usulden bozulanlar, yürütmesi gerekenler Meclis’in aldığı okuma kararını okunmamış sayan çok doğru kararları var da Anayasa Mahkemesi. Ama ilk kez esastan bir iptal kararına 1’inci kademe mahkemesi uymamıştır. Tayfun Kahraman, İstanbul’da Gezi Parkı’nda ağaçlar kesilip yerine Topçu Kışlası yapılacakken çıkan olaylardan sonra barışçıl gösteriler tüm tahriklerle göstericilerin çadırları yakıldıktan sonradan hep FETÖ’cü metecü dediler saldıran zabıtaya da polise de ona da emniyet müdürüne de valiye de.

O kadar haksızlıklar yapıldıktan sonra orada Şehir Plancıları Odası adına gidip de arayı bulmaya çalışan Erdoğan’la görüştükten sonra ‘sayın Başbakanımız söz verdi, yargı kararını bekleyecek. Yoksa da referandum yapacak. Hadi Gezi’yi boşaltalım’ diyecek kadar inisiyatif alan hatta eleştiri bile alan Tayfun Kahraman FETÖ’cülerin yaptığı iddianame ile 3 kere hep birlikte beraat ettikleri halde Can’ıyla Kavala’sıyla Çiğdem Materi’yle bir kez daha birileri onları beraat ettirmeye kalktı deyip Erdoğan’ın zorlamasıyla yargılanıp ceza almıştır. Anayasa Mahkemesi adil yargılanmadığını yeniden yargılanmasını salıverilmesi gerektiğini söylemişti.

Ayrıca da sağlık durumuna da dikkat çekmişti. O konuda da bir karar vermiştir. Bugün gelinen noktada Tayfun Kahraman 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi anayasayı tanımadığı için daha doğrusu anayasayı tanımayan Erdoğan’dan cesaret alıp Anayasa Mahkemesi’ni tanımadığı için Tayfun Kahraman serbest kalması gerekirken içeride tutuldu.

Hem hastalığın yapısı gereği, hem geçen zaman kötü şartlar cezaevi şartları en son hastalığı olan MS’den yeni bir atak geçirdi. İlaçlar kar etmedi. İlaç değiştirilsin diye kortizon yüklemesi için Cerrahpaşa Hastanesi’ne götürüldü. Orada yatıyor Bakırköy’de. Ama tesis prefabrikmiş. Yattığı odadan firar edebilirmiş. O yüzden 15 metrekare odada 4 jandarmayla birlikte yatıyor. Jandarmalar değişiyor, Tayfun değişmiyor odada. 15 metrekare odada 5 kişiler. Neymiş? Depreme dayanıksız işte hızla yaptılar ya Cerrahpaşa’yı. Yapılana kadar oraya aldılar. Prefabrikmiş. Bina zayıfmış. Buradan firar edebilirmiş. Ayağını kaldıracak mecali olmayan kişiyi 4 jandarmayla birlikte orada tutuyorlar. Kapıdaki infaz korumalar, jandarmalar cabası. Odada en az 4 kişi olacağınız demişler. Öyle bir noktadayız ki bu kadarını bu kadarını kimse düşmanına yapmış.
Şu salonda namusumla kefilim. Şu salonda bunu en sevmediği kişiye yapılmasına rıza gösterecek bir kişi yok. Televizyonları başından beni izleyen AK Parti’nin MHP’nin seçmeninin içinde bu kadar vicdansızlığa susacak bir kişi yok. Bu millet böyle bir millet değil.

BÜTÜN MAAŞINI HİÇ KONUNMASA BİRİKTİRSE O GAYRIMENKULLERİN 5’TE 1’İNİ ALAMAZ

Bir tarafta en lüks arabalara binen İstanbul’a gidince dünya kadar savcı mütevazi lojmanlarda kalır, kirada oturur, güç bela bir lojman çıkarsa orada kalır. Efendim boğaz gören yerdeki bir villaya o günün parasıyla 48 milyon TL. Bir milyon TL 30 yıl çalışan öğretmene devletin verdiği 30 yıllık tazminat. Onun o günkü parayla 48 katı. Bugünkü parayla 56 katını tadilatına vermişler binanın. Orada oturacak bir başsavcı. 95 milyon liraya daire satış protokolü yapacak. 9 milyonluk bir daireyi 30 milyona alacak satacak. Bugün üzerinde 5’i satılmış toplam 17, 12 tane lüks, villa, arsa, tarla, bilmem ne tapusu olacak. Baktığında ömür boyu aldığı maaşları, ki ikinci maaş alamaz. Onu da yakalamıştık Lüksenburg’dan.
Bütün maaşını hiç dokunmasa biriktirse o gayrimenkullerin 5’te 1’ini alamaz. Bu adam oradan ahkam kesecek. O adam oradan kara çalacak. Bizim arkadaşlarımıza yolsuz diyecek. Kendisi orada oturacak. Vallahi de oturtmayacağız, billahi de oturtmayacağız.

Buradan AK Parti iktidarına söylüyorum. Adalet Bakanı’na vicdanı olan herkese söylüyorum. 7 kere şikayet yaptık. Bu adamın bir malına, mülküne bakın yahu. Mal bildirime bakın yahu. Bir bakın. Borsa kurmuşlar, çatır çatır işletiyorlar. Yeter, yeter artık. Bu kadar iktidar bu kadar adaletsizliğin yükünü nasıl taşıyorsunuz kardeşim? Bu ülkenin şerefli, namuslu hakimlerinden, savcılarından hiç mi utanmıyorsunuz? Sizin itibarınız bu çeteye mi kaldı? Erdoğan’ın eskiden Ak-Toroslar var dediği gün masasının üzerinden Ak-Toros resmi paylaşan adamın dağıtacağı adaletten ne olacak? Gizli tanıkların adını değiştirip değiştirip aynı ifadeyi ortaya koyan adamların adalet getireceğine kim inanıyor? Bir şeye inanıyorsunuz. O adamlar adalet getirmeyecek. Ama sizi yenecek iktidarı ülkenin başına getirmeyecek öyle mi? Vallahi de geleceğiz milletle geleceğiz. Açık açık çağırıyorum buradan, açık açık. Devlet bey de destek verdi. Geçtiğimizde de ‘Devlet bey diyorsa münasiptir’ dedi Erdoğan. Güveniyorsan savcına, güveniyorsan iddianame ne? Aha biz buradayız. Getirin kanunu. Siz iddia edin canlı yayında. Biz verelim cevabını canlı yayında. Hodri meydan. Hodri meydan.

TUTUKSUZ, TARAFSIZ VE CANLI YAYINDA BÜTÜN BUNLARIN HESABINI TEKER TEKER VERMEYE HAZIRIZ

Dünün sözde mağduru bugünün zalimi Erdoğan’a söylüyorum. Bütün bu suçlardan tutuksuz yargılanmış Erdoğan. Sana yapılmayanı bugün yaparak bu zulümle abat olamazsın, bu iktidarı zulüm ile sürdüremezsin, adaletten saparsan bu milletin gönlünden düşersin, tarihe de darbeci olarak geçersin. Adaletten kaçmıyoruz. AK-Toroslar çetesini alsınlar oradan. Tutuksuz, tarafsız ve canlı yayında bütün bunların hesabını teker teker vermeye hazırız. Bu kadar iftiradan, bu kadar haksızlıktan, bu kadar hukuksuzluktan bıçak kemiğe dayanmıştır. Buradan sonra daha fazla yapılacak, bundan sonra atılacak her adım AK Parti’nin tarih önündeki siyasi sorumluluğunu biraz daha arttıracaktır. Ve bugün Adalet ve Kalkınma Partisi’nde ‘efendim biz de karşıyız. Sözümüzü dinletemiyoruz.’ Dinletemiyorsan ayrıl kardeşim. Bu kadar hukuksuzluğa, bu kadar haksızlığa, bu kadar zulme alet olmak, ortak olmak istemiyorsanız kardeşim Adalet ve Kalkınma Partisi zamanında bir niyetle kurulmuş, milletin teveccühüyle iktidar olmuş, kimseye nasip olmayacak imkanlar yaşamış. Bugün bu kadar sapıtmışsa yürüme artık bunların peşinden be kardeşim, bırakın artık bunları.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Meclis Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özel, ABD’nin Venezuela’nın başkenti Karakas’a yönelik askeri saldırısı ile Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun eşiyle birlikte kaçırılarak ABD’ye götürülmesini sert ifadelerle eleştirdi. Özel, şunları söyledi:

“Dünya, günlerdir Venezuela meselesini konuşuyor. Trump yönetimi, uluslrarası hukuku, BM şartını hiçe sayarak bir başka ülkeye tek başına gitti, askeri müdahalede bulundu. Maduro, yatak odasında uyurken kötü muameleyle gözaltına alındı. Sürüklenerek, paketlenerek kaçırıldı ve ABD’ye götürüldü. Bir devletin başkanı dün bir arabanın arkasında New York sokaklarında dolaştırılıp teşhir edildi, bir ülkenin onuruyla ve gururuyla oynandı. Bu da yetmedi, Kolombiya, Küba, Meksika, Danimarka, İran, Grönland Trump tarafından açıkça tehdit edilmeye başlandı. Tüm dünya düzenini tehdit eden bir haydutluğun tam ortasındayız.

Daha sözün en başından söylüyorum; Dünya bu haydutluğa karşı ortak bir tavır almak durumundadır. Bu çıldırmışlık haline karşı durulmalıdır.  Dünya şimdi susarsa, Dünya Savaşları’ndan sonra dizini dövdüğü gibi dizini dövecektir. Trump düzeni, Amerika’nın düzeni, dünya düzeni olamaz. BM sistemi yok sayılamaz. BM niye var, ne zaman kuruldu? 51 ülke birleşmiş milletleri ikinci dünya savaşından sonra bir daha dünya savaşları olmasın, anlaşmazlık hep beraber görüşülsün, bir uyarı ve müdahale yapılacaksa birlikte yapılsın, bir devlet başka devletin içişlerine karışmasın, işgal edemesin, o ülkedekilerin istedikleri yönetsin ve sınırlar korunsun, değişmesin diye kuruldu.

BUNUN KABUL EDİLECEK BİR TARAFI YOKTUR

İşine gelince BM’de olacaksın, işine gelince bir gecede başka ülkede yataktan o ülkenin Cumhurbaşkanı’nı alacaksın. Bunun kabul edilecek bir tarafı yoktur. Nasıl Trump ‘Gazze’ye gideceğiz, oraya oteller yapacağım’ dediğinde, İsrail’e her türlü desteği verdiğinde, Netanyahu’yu savaş kahramanı ilan ettiğinde birileri susarken susmadıysak, bu mevzuda da ilk andan itibaren susmadık.

BU HAYDUTLUĞA KARŞI SESSİZ KALMAYACAĞIZ, KALMAMALIYIZ

Ayıptır söylemesi, nasip oldu, CHP son seçimlerde aldığı oy oranıyla dünyada en yüksek oya sahip sosyal demokrat partidir. Ayıptır söylemesi, dünyada nüfus üzerinde yüzde 65 ile en fazla belediye bölgesini yönetmeye görev almış partidir. Avrupa’nın, dünyanın, bütün sol sosyal demokrat partilerinin gözünü döndüğü, ‘Avrupa’da aşırı sağ yükselirken Türkiye’de nasıl sol yükseliyor’ diye mücadelesini ve siyasetini irdelediği partidir. Buradan hem bütün kardeş partilerimize, hem de demokrasinin yanında duran, dünyada haydut, sömürgeci, emperyalist devletlere karşı ulusların, milletlerin şerefini ve onurunu koruma noktasında doğru yerde duracak tüm partilere, tüm ülkelere sesleniyorum; ‘bu haydutluğa karşı sessiz kalmayacağız, kalmamalıyız’.”

O GÜNLERDE MADURO HAKSIZLIKLAR YAPARKEN, SAYIN ERDOĞAN ‘CANIM KARDEŞİM’ DİYEREK SIRTINI SIVAZLIYORDU

Konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce Maduro’ya “canım kardeşim” dediğini hatırlatan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu, Maduro’nun geçmiş yönetimini savunma anlamına gelmez. Maduro, kendi ülkesinde adil olmayan seçimler yapan, kendi halkına adaletsiz davranan, 20 binden fazla muhalifin cezaevlerinde tutulduğu ve kendi ülkesinde adil siyasi bir rekabeti ortadan kaldıran, dünya sisteminin eleştirdiği bir liderdi. Maduro, dünyanın kurumları, kuralları önemseyen ve merkeze alan yapısıyla uyarılmalı, eleştirilmeli, demokrasiye davet edilmeli, kurallar dahilinde zorlanmalı, ne yapılacaksa da BM çatısı altında yapılmalıydı. O günlerde Maduro haksızlıklar yaparken, Sayın Erdoğan ‘canım kardeşim’ diyerek sırtını sıvazlıyordu.

Sürekli bir şeyi karıştırıyorlar. Bir ülkedeki otokratı, bir ülkedeki demokrasiyi askıya almaya çalışanları dünyanın demokrasi zeminine davet etmesi lazım. Bu konuda ne yapılacaksa hep birlikte yapması lazım. Kurumlar, kurallar bunun için var. Yoksa bir tane büyük ağabey seçelim, eline sopayı alsın, ona ayarı versin. Oradan döner, yarın başka tarafa ayar vermeye çalışır. Bunun için CHP olarak biz Maduro’nun otokrat ya da demokrat olmasıyla değil, Amerikancı ya da değil, Trump’ın bu tavrına karşı dünya düzenini savunmak, BM sistemini savunmak…

TRUMP GİBİLER, KARŞISINDAKİ SUSTUKÇA KÜKRERLER

Dünyadaki nükleer silahlar herkesin elinde. Üçüncü Dünya Savaşı ile birlikte dünyanın kökünden yok olma ihtimali var. Burada bizim hep birlikte dünyanın barışını, dünyanın huzurunu savunmamız lazım. Trump gibiler, karşısındaki sustukça kükrerler. Trump gibiler, karşısındakiler sindikçe büyürler. Biz, Trump gibi büyüyenleri, Trump gibi kükreyenleri, hatta işgale gelenleri nasıl püskürttüğünü bilen bir milletiz. Herkes ayağını denk alacak!

YOK ÖYLE YAĞMA TRUMP EFENDİ, YOK ÖYLE YAĞMA

400 yıl önce Vestfalya Antlaşması yapılmış, artık devletlerin sınırları, içişlerine karışmamak, ulusal egemenlik tanımları kabul edilmiş, gelmiş 4 sene ortalığı karıştırmış, kaybettiği seçimde senato binalarını bastırmış hazımsız, geri gelmiş yüzde yarımla, 400 yıl geri götürecek sistemi. Yok öyle yağma Trump efendi, yok öyle yağma!”

ÖZEL’DEN ERDOĞAN’A: ABD’NİN YAPTIĞINI KINAYAMADI

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD’nin saldırısına ilişkin açıklamalarını eleştiren Özel, şunları söyledi:

“Peki ne oldu? Maduro’nun başına bunlar geldikten sonra ‘dostum, kardeşi, canım, ciğerim’ diyen Erdoğan’a döndü baktı dünya. 48 saat tık yok. Ne zaman ki tepkiler ayyuka çıktı, ne zaman ki AK Parti’ye, MHP’ye oy veren seçmenin de hak verdiği bir düzleme oturdu, ‘önce hep beraber Özgür Özel’e saldıralım’, o da kar etmedi. Dün çıkmış öyle ‘ey Trump’ falan yok. 11 bin kilometre ötemizde ‘müessif bir hadise’ vuku buldu. Sanki Trump yanlışlıkla iki yumurta kırmış da… Adam kalkmış, karısıyla bir adamı götürüyor. ABD’nin yaptığını kınayamadı. Diyor ki ‘Sayın Trump ile yaptığımız görüşmede ülkemizin endişelerini aktardım. O da herhalde ‘Sayın Trump benim bir şeyim yok da Sayın Bahçeli ile Özgür Özel çok kızıyorlar bu işe. Onlar da ülkemin insanı. Onların tepkileri’.

ARANIZDA NASIL BİR İLİŞKİ VAR Kİ 200 ÜLKE ARASINDA TÜRKİYE GELİYOR AKLINA

Şimdi bir soru sorayım Erdoğan’a; ‘Maduro’ya bir çıkış yolu verdik, Türkiye’ye git dedi Trump’ diyor. Trump da kafa sallıyor. ‘Gitmedi şimdi New York’ta’ diyor. Trump, ‘Türkiye’ye git’ derken, Erdoğan’a ‘Maduro kabul ederse onu Türkiye’ye yollayayım ona burada bakar mısın’ diye sordu mu sormadı mı. Sen bunu biliyor muydun, bilmiyor muydun? Eğer biliyorsan da ‘olur’ dediysen, buna nasıl ‘olur’ dedin? Demedin mi ‘Maduro benim kardeşim, seçilmiş bir adam’, ‘dik dur eğilme kardeşin seninle’ diyordun ona. Nasıl ‘paketleyin, getirin biz burada bakarız’ diyorsun? Ne dedin ona? ‘Çorum’da bir yer ayarlarız. Çorum’u iyi biliyor o. Bir bağlantısı var. Çorum’da bir çiftlikte otururuz’ mu dedin? Yok demediysen, bilmiyorsan ‘bilmiyorum’ de. Trump’a dönüp de ‘sen kim oluyorsun, benim memleketime, benim egemenliğimde olan birisine kendince başka ülkeden birini getirip yerleştiriyorsun. Bu ülkeyi ben mi yönetiyorum, sen mi yönetiyorsun’ diyemedin mi? Aranızda nasıl bir ilişki var ki 200 ülke arasında Türkiye geliyor aklına. Ya Maduro’nun Türkiye açısından özel önemi var, gemiciklerle peynir ticareti falan yapıyordunuz. Ya da Trump ile aranızda özel bir akit var. Sayın Erdoğan, susarak ‘müessif bir hadise’ diye bu işin içinden çıkamazsın.

DIŞ POLİTİKAYI BİZ YÖNETİYORUZ YA, ÇELİŞKİLER VAR…

İşin en trajikomik yanına geliyorum. Dün bu işin içinden çıkacak ya, aklı sıra CHP’nin dış politikada çelişkileri varmış. Dış politikayı biz yönetiyoruz ya, çelişkiler var. Ben kendi Bakanına soruyorum, ‘çok zikzak yapıyorsunuz’ diyorum. ‘Dış politika dümdüz giderse mayına basarsın ondan zikzak yapıyor’ diyor. Öyle pişkin adam. Ama diyor ki ‘CHP’nin dış politikası omurgasızdır’. Sanki biz dün söylediğimiz bir lafın tersine bir şey söylemişiz gibi. Geçen cahilin biri çıkmış ‘Mısır’da Sisi darbe yaparken neden laf etmediniz’ Sayın Grup Başkanvekillerim çıkardı, ‘2013 yılı, darbe yapılmış ertesi gün Özgür Özel kürsüde bu darbeyi bu meclis kınamalıdır, hep birlikte imza atmalıdır’ demişiz. Sonra meclis bildirgesi olmuş imza atmışız’. Çıkmış ‘ben bunu bilmiyordum’ diyor. Çünkü herkesi kendin gibi biliyorsun.

BENİM ONURUM İNCİNDİ, O UTANMADI

Erdoğan’ın nasılmış omurgalı siyaseti. Hak etmediğimi duyarsam, hak ettiğini duyarsın köşemiz var. Rus uçağı düşürüldü. Dönemin Başbakanı’nın yetkisi vardı. Bu da tarafsız Cumhurbaşkanı’ydı. ‘Ben düşürdüm’ dedi. Bunun üzerine Suriye’de 34 askerimiz hava saldırısıyla şehit oldu. Bunun üzerine Rusya’dan ‘özür dilerim’ diye tercüme edilen bir özür mektubu iletildi. O dönem narenciye perişan oldu, domates üreticisi perişan oldu… Aracılıklar edildi, kapıda beklendi. O gün Rus uçağını düşürmekle övüneni, Putin’in kapısında iki dakika sayaç saydırdılar. Benim onurum incindi, o utanmadı.

Rahip Brunson, Trump için ‘benden Papaz’ını istiyor’ diyor. Ver papazı, al papazı. Dedği papaz Fetullah Gülen. Vermediler Papazı. Ama Trump bir telefon açtı, Rahip Brunson gözünü bir anda oval ofiste açtı. O gün bugün Trump alay ediyor bununla. İsveç ve Finlandiye NATO’ya girecek. ‘Giremezler’ diyor. NATO’nun açık kapı politikası var. Güçlenmesi lazım. NATO ‘geliyorum’ diyene ‘gelme’ demez. Finlandya da girdi, İsveç de girdi. İlk imzayı Erdoğan attı.

MEDET UMDUĞU IŞİD, TÜRKİYE’DE DAHA GEÇEN GÜN BİZE 3 ŞEHİT VERDİ

Birleşik Arap Emirlikleri’ne ‘namuzsuzlar’ diyor Yeni Şafak. Sonra Erdoğan’da para bitti, Birleşik Arap Emirlikleri’nin emiri geldi. Erdoğan bir sarıldı… Ben kardeşime öyle sarılmadım. Neden? Yeşil dolarları alacak diye. Ama omurgalı Allah için. Bana diyor ki, ‘Esad düşmeden bir gün önce Esad görüş demiş’ üç gün önce Esad ile diyalog yolları arıyorsun. Harekete geçmişler İdlib’ten gidiyorlar haberi yok. İngiltere, Amerika plan bizim deyince uyumlandı, sonra bize laf etti. Medet umduğu IŞİD, Türkiye’de daha geçen gün bize 3 şehit verdi. Kobani de o günden bugüne düşmedi. Cemal Kaşıkçı cinayeti… İstanbul’un ortasında kestiler adamı, asitlerde erittiler. ‘Cani bunlar’ dedi. Sonra araya o girdi, bu girdi bir anda dosyayı olduğu gibi Suudi Arabistan’a verdi. Trump’tan ‘aptal olma’ diye mektup aldı, cebe koydu. ‘Ne diyeceksin’ dedik. Bir şey demedi.

SEN ORADAKİ GERÇEĞİ ÇARPITARAK KENDİ REZİLLİĞİNİ ÖRTMEYE ÇALIŞIYORSUN

Randevu almak için bir ülkenin Cumhurbaşkanı’yla kendi ülkesinin İstanbul’un da buluşup 250 uçak Çin malına vergi, Amerikan malından vergiyi indirme, enerjiyi satın alma, nadir toprak elementlerini teklif etme… Oğlundan rica ediyor randevuyu. Ben toplantıda konuşup giden adama bütün Avrupalı liderlerin huzurunda ve adına ‘gitmesi yanlış oldu’ demişim. ‘Efendim randevu istemiş de vermemiş’. ‘Beş dakika randevu için yalvarıyorsunuz bize’ diye adam dünyanın gözü önünde söyledi. Sen oradaki gerçeği çarpıtarak kendi rezilliğini örtmeye çalışıyorsun.

BU ÜLKEDE SENİ İKTİDARDA TUTMAYA GÜÇLERİ YETMEZ, MİLLET YOLLAYACAKSA YOLLAYACAK

Amerika’nın şu andaki Büyükelçisi. ‘Trump akıllı adam. Erdoğan’da olmayanı ona verecek, istediklerini alacak’. ‘Nedir Erdoğan’da olmayan’ diyorlar? Meşruiyet. Yahu bir ülkenin Cumhurbaşkanı, yürütmenin başı ‘meşruiyeti alırsa milletinden alır, sana ne oluyor be hadsiz’ diyemeyen adamın adı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Ben diyorum, o diyemiyor. Neden? Çünkü beklentisi var. Çünkü ‘eğer Trump’la geçinirsem mahallenin kabadayısı o. Herkese ayarı veren o. Beni tutarsa iktidarda tutar’. Vallahi Trump değil, Amerika’nın ölmüş bütün başkanları mezarından kalkacak. Bu ülkede seni iktidarda tutmaya güçleri yetmez. Millet yollayacaksa yollayacak.

Parasını ödediğimiz F-35’leri vermiyor. Filme döndü. Para nerede yok? F-35 nerede o da yok. Üzerinde altı F-35’imiz var. Üzerinde Türk bayrağı yapıştırılmış hangarda duruyor. S-400 alacağım dedi. Geri adım atmam dedi. Atarsam tükürdüğümü yalamış olurum. Geri adım atmak ahlaksızlıktır dedi. S-400’ler hangarda şimdi Putin’e söylüyor ‘geri verebilir miyim’ diye. Putin de drone yolluyor. ‘Ne oluyor sizin üssünüzde’ diye. Şimdi 15 yıldır tek bir savaş uçağı almamış. Bize bu kadar ettiğine rağmen Ekrem Başkan içerden yazdı. Ben Alman Milli Savunma Bakanı’nla da konuştum. Şansölye yardımcısından konuştum Maliye Bakanı aynı zamanda. Eurofighter’ları bize yapılanlardan dolayı bloke koymuşsunuz. Demokrasi yok Türkiye’de. Verin diyoruz. F-35 için vallahi F-35’ler alınsın diye ‘bizim üstümüze düşen ne varsa yapalım’ diyoruz. Ama hem işi berbat edip hem de böyle bir kenara çıkıp ondan sonra da ‘ben omurgalı dış politika yapıyorum falan’ kimse demesin.”

“Tabii biz bunları konuşuyoruz, eleştiriyoruz, en ağır eleştirileri yapıyoruz, onu iktidardan indirmek için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Ama dışarıdan da birileri çıkmış, Maduro’nun görüntüsünü yapay zekayla bir Erdoğan fotoğrafı, Yunanistanlı kendini bilmez, haddini bilmez bir gazeteci ‘Erdoğan’ı da böyle götürecekler…’

Orada dur. Değil Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nı, Cumhurbaşkanlığı sarayının önünden bir vatandaşımızı alıp da götürmeye cesareti olan varsa hodri meydan. O kadar değil. 15 Temmuz’da, Amerika destekli FETÖ operasyonuyla kendi besledikleri, büyüttükleri, şımarttıkları darbeye kalkıştı, ilk telefonu bu kardeşiniz açtı Meclis Başkanı’na, ‘Açın Meclis’i direneceğiz darbeye’ dedim. ‘Biz sandığı getiren partiyiz, sandığı kimseye kaptırmayız. Sandıktan kim çıkıyorsa o çıkacak, millet ne diyorsa o olacak’ dedim.

Biz ülkemizde ne seçilmişe dokundururuz ne onu seçene dokundururuz. O seçilmiş zulmediyorsa, kötülük yapıyorsa karşısındayız. Ama bizim ülkemizin ama AK Partili ama MHP’li ama en tepedeki ama köyündeki bir vatandaşın saçına dokunacaksın, orada karşında bizi bulacaksın kardeşim, aklını başına alacaksın.

ERDOĞAN KARŞISINDA GEREKİRSE BAŞI VERMEYE AMA BAŞ EĞMEMEYE DEVAM EDECEĞİZ

Kurtuluş Savaşı’nda Yunan Orduları Başkomutanı General Nikolaos Trikopis esir düştüğünde Mustafa Kemal Atatürk ile arasında geçen diyaloğu anlatan Özel, Trikopis’in serbest bırakıldıktan sonra her sene 29 Ekim’de Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçiliği önüne giderek, Atatürk fotoğrafının önünde selam verdiğini belirtti. Özgür Özel, “İlk Cumhurbaşkanımızın asaleti, cesareti bizi bugünlere kadar getirmiştir. Ona layık olmaya, onun gibi olmaya, günü gelince de onun gibi yönetmeye taliptir bu parti” dedi.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, ülkesinde adil bir rekabet sağlasaydı, halkına adaletli davransaydı halkının ona sahip çıkacağını söyleyen Özel, “Maduro örneği hepimize şunu hatırlatmalıdır: Kırılganlıklar, tartışmalar, gerginlikler, bir ülkenin iç cephesini zayıflatmaya yönelik yapılan her şey o ülkedeki herkes için tehdittir. Artık içeride kavgayı terk etmenin, kutuplaşmayı bitirmenin, toplumsal barışı sağlamanın, milletin gelecek kaygılarını azaltmanın zamanıdır. Sayın Erdoğan iktidarda kalmak için gerginlik, iktidarda kalmak için kutuplaşma, iktidarda kalmak için hakkı olmadığı halde haksız rekabet ve üzerimize şiddet uygulamaktır. Bu sayede yokluk, yoksulluk, işsizlik, güvencesizlik konuşulmasın istemektedir. Biz kendisinin zulmüne direnmeye, onun karşısında asla baş eğmemeye, gerekirse başı vermeye ama baş eğmemeye devam edeceğiz.

Ancak Erdoğan’ın tek zulmettiği biz değiliz. Ona oy vermiş AK Partili, MHP’li seçmen de 19 bin liralık maaşla açtır, 28 bin liralık asgari ücretle sefil durumdadır. Bizim bu ülkede Erdoğan’a rağmen, keşke bu tutumlarından vazgeçse, keşke normal bir siyasi zemine dönse, dönmez, bildiği bu. Bir şeytan olmadan, karşısına bir şeytan yaratmadan, insanlara karşısındaki bir düşmanı hedef göstermeden siyaset yapamayan; sevgiyi, umudu örgütlemeyi değil, korkuyu büyütmeyi bilen bir siyasetin sahibidir o. Ama geçmişte her ne sebeple olursa olsun ona oy vermiş tüm seçmenleri de diğer muhalefet partilerinin her kurumsal kimliklerini hem seçmenlerini de bu son seçimde sandığa gitmemiş küskünleri de daha oy hakkı yok diye oy vermemiş dünün 15 yaşındaki, gelecek seçimin seçmenlerini de CHP olarak en sıkı şekilde kucaklıyoruz. Kimse endişeye kapılmasın.

MÜCADELEDEN BİR SANTİM EĞİLMEYECEĞİZ AMA MİLLETE MUHABBETTE DE SONUNA KADAR İLERLEYECEĞİZ

Biz uğradığımız zulmü, belediye başkanlarımız, cumhurbaşkanı adayımız içeride, asliye hukuk mahkemesinden kayyum atamaya kalkıyorlar partiye, direniyoruz diye kapatma davaları açmışlar bize; biz bu mücadeleyi bir yandan veririz ama 2026 yılı Türkiye’deki bütün mağdur ve mazlumların duyduğumuz sesini duyuracağımız değil, onlarla birlikte mücadeleyi başlatacağımız, iktidara yürüyeceğimiz, onların da her birimizin hep birlikte çok daha zengin, çok daha mutlu, çok daha sağlıklı, çok daha huzurlu olduğu bir Türkiye’yi hep beraber inşa edeceğiz. Kavga edenler, zulmedenler, hukuk tanımayanlar, sandıktan korkanlar bir yanda kalsın. Biz iktidara yürüyoruz. Mücadeleden bir santim eğilmeyeceğiz ama milletle muhabette de sonuna kadar ilerleyeceğiz. 2026’nın yepyeni bir başlangıç yılı olmasını ümit ettik. Bizden yana birtakım adımlar atacağız. Ama bu gergin ortamda dünyanın ve Türkiye’nin ortamı bu halde.

19 MART SÜRECİNDE İLAN ETTİĞİMİ TÜM BOYKOT LİSTESİNİ BOŞALTIYORUM

19 Mart’tan sonra bizi duymayana, görmeyene boykot yaptık. Kiminin reytingi 0.65’e düşmüş kimi cirosu dörtte birine düşmüş. Kimi milletvekillerimizde, kimi başka yerle ‘Bu boykottan çıkabilir miyiz?’. Ona, buna, buna, buna değil; hepsine birden söylüyoruz: Size 2026’da bir beyaz sayfa, karnenizi ben boşalttım. 2026’da yapılan haberin diline, öyle iftirayı iftiracıdan beter vereni de okuyacağız, haberi aldığı eğitim gereği gazeteci gibi haber yapanı da. Her eleştiri başımızın tacıdır ama bizi görmeyip de dibi görenlere söylüyorum: Bir beyaz sayfa, bundan sonra takip etmeye devam edeceğiz.

Şu an itibarıyla en ciddi hassasiyetle takip etmek üzere, 19 Mart sürecinde ilan ettiğimiz tüm boykot listesini boşaltıyorum. Yeni tur, yeni bilet. Önümüzde bakıyoruz. Herkes işini ona göre yapsın. Kimseden iltimas istemiyoruz, kayırma istemiyoruz. Mesleğini onuruyla yapan, gazeteciliği gazeteci gibi yapan, televizyonculuğu televizyon gibi yapan kim varsa bundan sonra beyaz sayfa önüne açıktır. 19 Mart’taki yanlışı yapana yanlış yapmaya, dibi yeniden yaşatmaya kararlıyız. Hodri meydan, açık çek veriyorum.”

CHP Lideri Özel, grup toplantısının ardından partisinin TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl’ü ziyaret ederek ölen amcası için taziye dileklerini iletti.

KAYNAK: ANKA

PaylaşPaylaşGönderPaylaşPaylaş
reklam metni reklam metni reklam metni
Önceki İçerik

48. İstanbul Maratonu’nda avantajlı kayıt fırsatı

Sonraki İçerik

CHP’li Yavuzyılmaz’dan Enerji Bakanlığı ve Vakıfbank’a promosyon tepkisi

İlgili İçerik

CHP-İYİ Parti görüşmesi… Özgür Özel: “29 Mart Pazar günü İstanbul’da seçimleri yenileyelim”
Siyaset

CHP-İYİ Parti görüşmesi… Özgür Özel: “29 Mart Pazar günü İstanbul’da seçimleri yenileyelim”

Siyasi parti liderleri, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında deprem bölgesinde olacak
Siyaset

Siyasi parti liderleri, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında deprem bölgesinde olacak

CHP’li Gürer: “Çiftçiye yeterli destek verilmesi şart”
Siyaset

CHP’li Gürer: “Çiftçiye yeterli destek verilmesi şart”

Özgür Özel: “Katlanmayacağız, itiraz edeceğiz, isyan edeceğiz”
Siyaset

Özgür Özel: “Katlanmayacağız, itiraz edeceğiz, isyan edeceğiz”

CHP’li Kılıç: “Emekli sadaka değil, gasbedilen onurunu istiyor”
Siyaset

CHP’li Kılıç: Savaşların bedelini kadınlar ve çocuklar ödüyor

CHP’li Emre: “Bir nesil gözümüzün önünde kayıp gitmektedir”
Siyaset

CHP’li Emre’den “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası” açıklaması

Sonraki İçerik
CHP’li Yavuzyılmaz’dan elektrik zammına tepki

CHP'li Yavuzyılmaz'dan Enerji Bakanlığı ve Vakıfbank'a promosyon tepkisi

Gündem

Emekliler İstanbul’da açıklama yaptı: “Bu ülkenin emeklileri diz çökmeyecek!”

Emekliler İstanbul’da açıklama yaptı: “Bu ülkenin emeklileri diz çökmeyecek!”

AİHM’e 2025’te en çok hak ihlali başvurusu Türkiye’den yapıldı

AİHM’e 2025’te en çok hak ihlali başvurusu Türkiye’den yapıldı

Çin Cumhurbaşkanı Xi, İngiltere Başbakanı Starmer ile görüştü

Çin Cumhurbaşkanı Xi, İngiltere Başbakanı Starmer ile görüştü

Bakırköy Belediyesi Çocuk Meclisi’nde haklar ve eşitlik konuşuldu

Bakırköy Belediyesi Çocuk Meclisi’nde haklar ve eşitlik konuşuldu

İstanbul alarm veriyor…

DİSKAR: Geniş tanımlı işsizlik yüzde 28,6, işsiz sayısı ise 11 milyon 593 bine çıktı

CHP-İYİ Parti görüşmesi… Özgür Özel: “29 Mart Pazar günü İstanbul’da seçimleri yenileyelim”

CHP-İYİ Parti görüşmesi… Özgür Özel: “29 Mart Pazar günü İstanbul’da seçimleri yenileyelim”

RTÜK’ten Atatürk’e hakaretlere izin

RTÜK’ten yayıncılara dolandırıcılık uyarısı

Siyasi parti liderleri, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında deprem bölgesinde olacak

Siyasi parti liderleri, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında deprem bölgesinde olacak

Meteoroloji ve AFAD uyardı: İstanbul dahil birçok kent için alarm verildi

MGM’den kuvvetli sağanak uyarısı!

CHP’li Gürer: “Çiftçiye yeterli destek verilmesi şart”

CHP’li Gürer: “Çiftçiye yeterli destek verilmesi şart”

  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Bizi takip edin

© 2020 YÖN Haber | Tüm Hakları Saklıdır

Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Video
  • Podcast
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Dünya
  • Yerel Yönetimler
  • Sağlık
  • Sürdürülebilirlik
  • Teknoloji
  • Yaşam
  • Spor
  • Medya
  • Asya Gündemi
  • TBMM

© 2020 YÖN Haber | Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist