Yön Haber
YÖN Radyo
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Dünya
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Daha Fazla
    • Yaşam
    • Sağlık
    • Yerel Yönetimler
    • Medya
    • Avrupa
    • Sürdürülebilirlik
    • Teknoloji
    • Spor
    • Video
    • Podcast
    • Asya Gündemi
    • TBMM
Podcast
Video
Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yön Haber
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Dünya
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Daha Fazla
    • Yaşam
    • Sağlık
    • Yerel Yönetimler
    • Medya
    • Avrupa
    • Sürdürülebilirlik
    • Teknoloji
    • Spor
    • Video
    • Podcast
    • Asya Gündemi
    • TBMM
Yön Haber
Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
Anasayfa Siyaset

Özgür Özel: “Tarihte ilk kez Türkiye Cumhuriyeti’nde asgari ücret açıklandığı gün açlık sınırının altında”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2026 yılında uygulanacak asgari ücrete ilişkin "Şu anda açlık sınırı 30 bin lira. Bunu CHP hesaplamıyor, TÜRK-İŞ hesaplıyor. İki kez daha ilan edilecek. Bu ay sonunda tahminen 31-32 bin lira olacak. Şubat ayında 33-34 bin lira olacak. Ve o gün insanlara verilen para açlık sınırının altı bin lira altında olacak. Tarihte ilk kez Türkiye Cumhuriyeti'nde asgari ücret açıklandığı gün açlık sınırının altında. 30 bin liranın altında. Böyle bir kötülük, haksızlık, vicdansızlık olmaz" dedi.

Yayınlanma Tarihi: 24 Aralık 2025 - 12:04:07
Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2025 - 12:25:20
Özgür Özel: “Tarihte ilk kez Türkiye Cumhuriyeti’nde asgari ücret açıklandığı gün açlık sınırının altında”
PAYLAŞPAYLAŞPAYLAŞWechat

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 2026 yılında uygulanacak asgari ücrete ilişkin “Şu anda açlık sınırı 30 bin lira. Bunu CHP hesaplamıyor, TÜRK-İŞ hesaplıyor. İki kez daha ilan edilecek. Bu ay sonunda tahminen 31-32 bin lira olacak. Şubat ayında 33-34 bin lira olacak. Ve o gün insanlara verilen para açlık sınırının altı bin lira altında olacak. Tarihte ilk kez Türkiye Cumhuriyeti’nde asgari ücret açıklandığı gün açlık sınırının altında. 30 bin liranın altında. Böyle bir kötülük, haksızlık, vicdansızlık olmaz” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TELE2’de “Sabah Pusulası” programının canlı yayın konuğu oldu. Silivri Cezaevi’nin önünde yapılan yayında Özel, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve soruları yanıtladı. Özel, şunları söyledi:

“Buraya ilk geldiğimizde Ergenekon Balyoz davaları vardı. İktidar yine Erdoğan’dı. O zaman da yine çok kudretli arkasında durduğu altına zırhlı kendi Mercedes’i verdiği savcı vardı, Zekeriya Öz’dü onun adı. Bu ülkenin en vatansever askerlerine darbeci yaftası yapıştırıyordu. Bu ülkenin vatanseverlerine casus diyordu, bu ülkenin genel kurmay başkanına suç örgütü lideri, terör örgütü lideri diyordu, bu ülkede şu anda organ nakli konusunda Türkiye bu noktalara geldiyse en öncü kişilerden biri olan Mehmet Haberal’a terör örgütü mensubu diyordu, darbeci diyordu. Mustafa Balbay gibi bir gazeteciye diyordu. Onlar o sırada milletvekiliydiler. İçerideydiler. Erdoğan o zaman Zekeriya Öz’ün arkasında duruyordu. Biz onların arkasında duruyorduk. Şimdi bugün biz buradayız. O gün içeride olanlar, bugün alınları açık, başı dik ismini sayamayacağım nice onurlu insan vatansever insan alınları açık başı dik geziyorlar. Gittikleri her yerde insanlar onlara uğradıkları büyük mağduriyeti hatırlayıp saygı gösteriyorlar ve onlar şu anda bu ülkede alınları açık geziyor.

DÜNYANIN EN BÜYÜK İFTİRASINA KARŞI ONLARI BURADA YARGILAYACAĞIZ

Zekeriya Öz nerede? Erdoğan’ın altına zırhlı kendi Mercedes’ini verdiği Zekeriya Öz yok kaçtı gitti. O Zekeriya Öz ne yaptı? Darbeci dediklerine attığı suçla gitti Erdoğan’a darbe yapmaya çalıştı. FETÖ darbesinin içinde yer aldı. Darbeci dedikleri de demokrasinin arkasına durdu. 15 Temmuz gecesi sen bizi hapse attın deyip Erdoğan’ın karşısına geçen de olmadı. Şimdi biz bir kez daha buradayız. Eskiden farklı olarak dünyanın en büyük duruşma salonunu yapıyorlar. Dünyanın en büyük iftirasını akıllarınca iddianameye dönüştürdüler. Burada iddia edecekler. Biz de dünyanın en büyük iftirasına karşı onları burada yargılayacağız.”

MERDAN YANARDAĞ, DEMOKRAT, ÖZGÜRLÜKÇÜ ÇİZGİSİNİ SÜRDÜRÜYOR

Gazeteci Merdan Yanardağ’un tutukluğuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, şunları kaydetti:

“Siz, Merdan Bey kadar moralli değilsiniz dışarıda. Çünkü siz ona üzülüyorsunuz. TELE2’ye üzülüyorsunuz. Merdan Bey de diyor ki ‘Biz ne mücadelelerden geçtik. Bunlar da gelir geçer. Önemli olan dik durmak. Baş eğmemek. Ve tarih önünde haklı duruşu sürdürmek’ diyor. Bu dördüncü farklı herhalde tutuklu olduğu zaman da Merdan Yanardağ’ı ziyaret ediyoruz. Ama suçlamalar değişiyor, suçlayanlar değişiyor. Dün mesela ‘PKK’yı övüyorsun’ diye içeri atmaya çalışılırken Merdan Yanardağ, aynı çizgisini sürdürüyor, demokrat çizgisini sürdürüyor, özgürlükçü, barışı savunan çizgiyi sürdürüyor. Dün ona terörist diyenler, terör örgütünü övüyorsun diyenler bugün o terör örgütüyle terör örgütünün kurucusuyla müzakere ediyorlar, görüşüyorlar, münfesih kendini feshetmiş bir terör örgütü olarak ona özel bir yasa çıkarmayı planlıyorlar. Merdan Yanardağ da yine kendi doğrultusunda duruyor.”

BU MEMLEKETTE ERDOĞAN DIŞINDA BİRİNE FATURA KESMEK ERDOĞAN’IN EMEĞİNE YAĞ SÜRMEKTİR

2026 yılında 28 bin 75 lira olarak uygulanacak asgari ücrete ilişkin de görüşlerin açıklayan Özel, şöyle devam etti:

“Mehmet Şimşek bir şey yapmıyor. Önceki Nebati de bir şey yapmadı. Nebati ne yaptıysa Erdoğan yüzünden yaptı. Mehmet Şimşek ne yapıyorsa Erdoğan yüzünden yapıyor. Bu memlekette Erdoğan dışında birine fatura kesmek Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürmektir. Yani bunların hepsini atayan o olduğuna göre ve Mehmet Şimşek sadece Erdoğan’ın sürecinde yükü Erdoğan’ın sırtından almak için algı operasyonları yapılır, efendim işte ‘Erdoğan vermek istiyor da Mehmet Şimşek direniyor.’ Erdoğan’a bugüne kadar kim direnmiş de Mehmet Şimşek direniyor? Mehmet Şimşek’i aldı, dışarıya attı. Hatta peşinden ‘Hırsız’ dedi Erdoğan Mehmet Şimşek’e. Bütün kayıtlarda var. Mehmet Şimşek’i görevden aldıktan sonra Mehmet Şimşek’i hırsızlıkla itham etti. Sonra Nebati’yi getirdi, ‘Nas var’ dedi. ‘Faiz yükselmeyecek’ dedi. Oysa hepimiz hatırlayalım, şimdi Kovid sırasında bütün dünyada enflasyonist bir baskı ortaya çıktı. Avrupa’da ortalama üç olan enflasyonlar altıya yediye çıktı. Avrupa paniğe kapıldı hemen. Çünkü biliyorlar ki enflasyon öyle bir beladır, hemen başını ezmezsen o gelir senin başını ezer. Canını okur senin. Bütün dünya üç olan enflasyon altı mı oldu, enflasyonla mücadele etmek için faizi enflasyon üçken faizde üç civarındaysa altta olduğunda enflasyon faizi yediye çıkardılar ki enflasyonist baskıdan kurtulsunlar. Millet parayı harcamak yerine, enflasyona karşı, yani paranın değer kaybedecek olmasına karşı kendince tedbirler almak yerine parayı sistemin içine çektiler. Bankalara çektiler. ‘Sen ver parayı bize enflasyon karşısında ezdirmeyeceğiz seni’ dediler ve enflasyonu frenlediler. Sonra da bugünkü durumunu düşürdüler. Bütün dünya böyle yaptı. Bir işin eğitimini almış herkes dünyada aynı şeyi yaptı. Enflasyona karşı faiz silahını kullandılar ve mani oldular enflasyona.

ENFLASYONUN YÜZDE 60-62 OLDUĞUNU BİLİYORUZ

Bir tek Türkiye’de Erdoğan ‘Ben bilirim’ dediği için görünüşte ‘Nas’ var yani Müslümanlıkta faiz haramdır sözünün arkasına durarak faizler arttırılmayacak diyerek enflasyonun fırlamasına seyirci kaldı. Daha doğrusu göz yumdu. İşine geldi. Bu enflasyonun fırlamasıyla birlikte neler geldi başımıza? Mesela döviz fırladı durdurmak için kur korumalı mevduat dedik. Sizin cebinizden aldı, parası olanların cebine yoksuldan alıp zengine para verdi. Hepimizden alıp çok büyük paraları oraya verdi. Ama o sırada enflasyonu tutmayarak, piyasada parayı bolarttı tüketici güven endeksini geçici ve yanıltıcı şekilde yükseltti, tüketici kendini güvende hissetti çünkü bolca para vardı o sırada, çünkü faiz silahını kullanmadığı için bütün para meydandaydı. Elinde üç kuruş parası olan ‘Bu para değer kaybedecek’ deyip harcamaya yöneldi. O sırada mesela çok parası olanlar parayı korumak için eve yönelince ev fiyatları fırladı, kiralar da fırladı. Ama bunların hepsini Erdoğan seçimi bir kez daha kazanabilmek için yaptı. O günlerde ne diyordu mesela? Enflasyon yüksekken ‘Asgari ücreti yılda dört kere zamlayabiliriz’ diyordu. Seçimden sonra asgari ücrete yapılması gereken aralık zammı dışında hiç zam yapmadı. Ne o sene ne takip eden sene, ne bu sene. Ve asgari ücretliyi perişan halde bıraktı. O gün Nebati’ye faizi kullandırtmayıp o komik komik lafları ediyordu, şimdi de Mehmet Şimşek’i Nebati’yi götürüp arkasından laf söylediği, görevden aldığı için veya kendisi duygusal olarak bunlardan uzaklaşıp gittiği için arkasından laf söylediği Mehmet Şimşek’i getirdi. Mehmet Şimşek de dedi ki ‘Bunlar irrasyoneldi. Şimdi ben rasyonel işler yapacağım.’ İşin kötüsü, iş öyle bir çığırından çıkmıştı ki, yüzde 80’lere varan enflasyonu güya TÜİK’e göre şimdi 30’a kadar düşürebildiler ama esasında bu enflasyonun yüzde 60-62 olduğunu biliyoruz.”

BİR KERE ASGARİ ÜCRETLİYE TARİHİN EN BÜYÜK KAZIĞINI GEÇEN SENE ATMIŞLARDI ŞİMDİ DEVAM ETTİRİYORLAR

Bir kere asgari ücretliye tarihin en büyük kazığını geçen sene atmışlardı şimdi devam ettiriyorlar. Nedir? Asgari ücrete yetmez ama enflasyon oranında zam veriliyordu, geleneklere göre. TÜİK enflasyonu, aradaki fark yine cepten çıkıyordu falan. Geçen sene gerçekleşen enflasyona göre değil beklenti enflasyonuna göre. Yani beklenti ne? Mehmet Şimşek’in enflasyonu yüzde 30’da tutmasıydı geçen sene, beklenti. Ama 45 olmuştu, yüzde 15’i asgari ücretlinin cebinden çaldılar. Bu sene enflasyon şu anda TÜİK’e sorarsan yüzde 33, bunlar ama yüzde 16’ya göre hesap yapıyorlar ve enflasyonun 16’ya düşeceğine göre hesapla, yüzde 27 zam verdiler. Ve bugün verdikleri zam iki ay sonra cebe girecek. Şubat ayında parayı alacak ve o parayı şubatta harcayacak. Şu anda açlık sınırı 30 bin lira. Bunu CHP hesaplamıyor. TÜRK-İŞ hesaplıyor. Yıllardır TÜRK-İŞ hesaplıyor. Aynı kriterlerle hesaplıyor. İki kez daha ilan edilecek. Bu ay sonunda tahminen 31-32 bin lira olacak. Şubat ayında 33-34 bin lira olacak. Ve o gün insanlara verilen para açlık sınırının altı bin lira altında olacak. Tarihte ilk kez Türkiye Cumhuriyeti’nde asgari ücret açıklandığı gün açlık sınırının altında. 30 bin liranın altında. Böyle bir kötülük, haksızlık, vicdansızlık olmaz.

CHP geçen sene 30 demişti. Yüzde 30 enflasyon bu sene 39 diyor. Aslında doğrusu buna refah payı vermek, büyümeden pay vermek yani bugün için gerçek anlamda asgari ücret 30 olsa 39 yapmanız da yetmez insanlara. 42-45 yapmalısınız ki Türkiye büyürken o küçülmesin. Türkiye büyük bir ülke ve ekonomisi öyle ya da böyle bunlara rağmen büyüyor zaten, bunların yanlışlarına rağmen.

OLUŞTURULAN KOMİSYON VİCDANİ BİR ŞEKİLDE ÇALIŞMIYOR

Oluşturulan komisyon hukuki veya oluşturulan komisyon vicdani bir şekilde çalışmıyor. Bu komisyon 1980 öncesi hükümet, işçi, işverenin birlikte oluşturulduğu, Ecevit’in işçiyle anlaşıp işverenden istediği zammı aldığı günlerden kalan bir sistem. Şimdi asgari ücreti işveren verecek ya Karaoğlan Ecevit işçiyle beraber kol kola girip işçinin hak ettiği zammı alıyordu. Şimdi işçiden taraf olan değil, patrondan taraf olanlar geldiği için iktidara, bunlar patronla anlaşıp işçiye istedikleri ücreti veriyorlar. Bir kere vatandaş bunu bilsin. Bu asgari ücret komisyonunun yapısı değişmelidir. Çünkü bu tip vicdansızlar geldiğinde dün işte oturdular ortalıkta işçi yok, işverenle baş başa verdiler, b asgari ücreti, korkunç sefalet ücretini işçiye dayattılar. Biz işçinin temsil edildiği ve hakkıyla temsil edildiği bir asgari ücret tespit komisyonu için herhalde dokuz maddelik bir kanun teklifini arkadaşlarımız Meclis’e verdiler. Kendimizin hükümet programında da ilk yıl yani ilk asgari ücret belirlenirken uygulanmak üzere Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun emekten ve emekçiden yana oluşturulmasına ilişkin bir hazırlığımız var. Bunu hemen ilk 100-150 gün içinde seçimden sonra belirlenecek ilk asgari ücret de bunu hayata geçireceğiz.”

Özgür Özel, açıklanan bu asgari ücrete yönelik “CHP bugün için ne yapacak” sorusuna da şu yanıtı verdi:

“Kanunlar çıktıktan 60 gün içinde bozdurulabiliyor Anayasa Mahkemesi başvurursanız. Bu asgari ücret tespit komisyonuyla ilgili kanuna şu anda bizim yapabileceğimiz bir şey yok. Ama biz buna yapabileceğimiz itirazı nerede yapacağız? Doğru zeminde yapacağız. Dedik ya bütçede ‘Eğer bu Meclis milletin Meclis’in olmaktan çıkmış sarayın Meclis’i haline dönüşmüşse, burada sarayın dedikleri oluyor milletin dedikleri olmuyorsa artık Meclis sokaklardır, meydanlardır’ dedik. Bugün asgari ücretin ilanından sonra aynı zamanda da 2025 yılının son mitingi, son eylemi Kağıthane’de. Bugün akşam 19.30’da. Ben ‘Bu asgari ücretten rahatsızım’ diyen bütün emekçileri Kağıthane mitingine davet ediyoruz. Bu asgari ücret Türkiye’de Avrupa’daki gibi başlangıç ücreti değil.

Avrupa’da asgari ücret, dünyada asgari ücret şöyle bir ücrettir: İlk işe girdiğinde alırsın, kıdemle birlikte hızla uzaklaşırsın. Asgari ücret ilk bir yıl çalışanların aldığı en düşük ücrettir. Kıdemlenen asgari ücretten uzaklaşır. Türkiye’de yüzde 55 bazı hesaplara göre yüzde 60-62 asgari ücret alıyor. Türkiye’de asgari ücret bir temel ücret olmuş durumda. İkincisi Türkiye’de asgari ücret, belirleyici ücret olmuş durumda. Nasıl? Kişi mesela asgari ücrete ne kadar zam yapılıyorsa kaç yaptı şimdi yüzde 27, 50 bin lira maaş alan beyaz yakalıya da yüzde 27 yapılıyor Türkiye’de. Asgari ücrete gelen oran kadar hatta bazen asgari ücrete 27 geldi, 50 bin lira maaş alan beyaz yakalıya 27 de yapmıyor, 25-20 yapıyor.

Asgari ücret yukarıdan aşağı doğru bastırıla bastırıla, normalde rakam yanlış olmasın aklımdaki bu ama bir iki yanılma payı olabilir, Almanya’da çalışanların yüzde 9’u asgari ücret alırken Türkiye’de çalışanların yüzde 55’i asgari ücret alıyor. Yani Avrupa ülkelerinde bu rakam hep yüzde 10’un altında çünkü başlangıç ücreti bu.”

HADİ KASIMPAŞALILIK YAP, KAÇMA, GEL, MART AYINDA SEÇİM YAPALIM

Erken seçim talebini yineleyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şunları kaydetti:

“Eninde sonunda seçim olacak. Ama biz var gücümüzle erken seçim sandığı için mücadele etmeye devam edeceğiz. Onlar da var güçleriyle sandıktan kaçmaya çalışacaklar. Çünkü bugün sandık kurulsa bu iktidar gidiyor yerine asgari ücreti 39 bin lira ilk elden yapacak olan en düşük emekli maaşını 39 bin lira yapacak olan ve devamında asgari ücrete enflasyonun üzerinde refah payı büyüme payı verecek olan yani yoksuldan alıp zenginden verenlerin gideceği, zenginden alıp yoksulları yoksulluktan kurtaranların geleceği bir iktidar gelecek.

O yüzden Tayyip Erdoğan her yerde konuşuyor, her yerde meydan okuyor falan filan, bir zamanların o hani Kasımpaşalısı. Hadi gel bir Kasımpaşalılık yap, gel. Sana diyorum ki ‘Millet seni istemiyor.’ Erken seçim olursa da gelip aday olma imkanın var. Kaçma, gel. Ne zaman istiyorsa. Diyorlar ‘Karda kışta olmaz.’ Tamam mart ayında gelsin seçim yapalım. Görelim bakalım bu millet kimi istiyor, kimi istemiyor.”

“Şimdi bir kere çok hassas bir görev yapıyor. O hassas görevin yasakladığı birtakım işler var. Bunun birincisi, en birincisi savcılık dışında bir maaş alamazsın. Aylarca yurt dışından, Eti Maden şirketinin yurt içinden ikinci maaşı alıyordu eskiden. Eti Maden şirketinin yurt dışından yapmışlar ki yakalayamayacağımızı düşünerek. Bunu daha önce zaten söylemiştik.

Bunun dışında mal bildiriminde bulunması lazım. Mal bildiriminin içinde de düzenli olarak edindiği yeni malları bildirmesi lazım. Bu yok. Aldığı maaş belli. Yaptığı harcamalar belli. Bugün için 30 milyon lira değerinde bir gayrimenkul edinmiş. Ayrıca yine geçtiğimiz dönemde 98 milyon lira değerinde bir gayrimenkulün alımı için noterden gitmiş işlemlerini yapmış. Sonra bu mevzuların bir şekilde haberdar olunduğu zannıyla durdurmuş. Aynı anlaşmayla mal bir başkası tarafından alınmış o 98 milyon liralık.

Bu arada Ankara’da RTÜK’te bir polis memurunun inanılmaz mallar edinmesi var. Çok yakın olduğu bir polis memurunun. Bunların hepsi dilekçede. Tabii ondan sonra bunun yanında yine Ankara’da çeşitli avukatlık bürolarının çeşitli temasları bunların hepsinin araştırılması lazım. Ama biz bunları defalardır söylüyoruz. Ertesi gün HSK’ya gidip başvuruyoruz. HSK ‘işlem yapmayacağım’ diyor. Bu sefer bu bilgilerin belgelerinin hepsini gittik Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim ettik. Oraya bir girsin. Oradan sonra artık HSK o dosyayı talep eder, etmez, yapar, yapmaz. Biz zaten HSK’ya düzenli olarak elimizdeki bütün bilgileri belgeleri veriyoruz.

Ve bu konunun enine boyuna araştırılması gerekir. Çünkü ben ana muhalefet partisinin genel başkanıyım. Ben bu ülkenin seçilmiş belediye başkanını sırf cumhurbaşkanı adayı olacak diye bir elden koordine ederek bir gece önce diplomasını iptal ettirip bir gün sonra kapısına polisi dayayan bu kötü senaryonun senaristini de biliyorum. Sette çekimi yapanını da biliyorum. O yüzden bu mesele öyle normal yollardan işleyen bir operasyonla karşı karşıya değiliz. Bazı suçları bazılarına öyle maaşla falan işletemez. Suç işleniyor. Adalet katlediliyor. Türkiye’nin geleceğiyle oynuyorlar. Ve bilmem işte 80 yıl alacağı maaşın yetmeyeceği yatlara geziyorlar. Hollanda’da da o yatlara biniyorlar. Bunların hepsini adım adım takip ediyoruz. Bugün tarih önünde kayda geçiriyoruz. Bugün işlem yapmayanların yarın yapmayanların da hakkında işlem yapılacak.

Bakın arkası Silivri Cezaevi. Buraya dünyanın en büyük duruşma salonunu yapıyorlar. Bakın oradaki o hafriyatlar, buradaki vinçler. Buraya dünyanın en büyük duruşma salonunu yapacaklar. Dünyanın en büyük iftirasına. 3 ayda biteceği söyleniyor. Bakın burası tarla. Burası yol. Burası kaldırım bile değil. Ve buradan mesela şimdi görevleri gereği devletin polisi beni korumak için burada duruyor. Görevi gereği dünya kadar gazeteci bu yolda şöyle biraz önce ben buraya gelirken 20’ye yakın gazeteci elinde cep telefonları ya da kameralarıyla bizi çekiyordu. Bir yandan da otobanın girişi çıkışı burası. Buradan süratli arabalar geçiyor. Ergenekon, Balyoz zamanında bile içeride basına ayrılmış bir yer vardı. Sizler de daha insani şartlarda çalışıp karşıdaki hiç olmazsa kafeteryada soğuktan yağmurdan korunup bir sıcak çayı elinize alabiliyordunuz.

Şimdi bu rejim 2025 yılında yani 21. yüzyılın ikinci çeyreği başlarken hem korktuğu muhalifleri bu içeride tutuyor hem de gazetecilerin görevini yapacağı bir yeri vermek yerine gazetecileri dışarı çıkarıyor. Bu cezaevinin bir savcısı var. O savcı buranın yani ümit ediyorum bir gün buraya bir gelir bakar burayı görür. İçeride basın için hazırlanan yer olduğu halde oradan haber yapılmasın haber yapan gazetecilere zulüm yapılsın diye buraya getiriyorlar. Bakın burada basın toplantısı ya da işte canlı yayın yapılması bile Cumhuriyet Başsavcısının kurduğu düşman hukuku sistemi ve muhalifleri yıldırma çabalarının bir bütünüdür. Yani nasıl Ekrem İmamoğlu’na iftira atmayanları salmayıp iftira atanlara ertesi gün tahliye ediyorsa, Ekrem İmamoğlu’na at dediği iftirayı atmayan kadınları çoluğundan çocuğundan uzak Anadolu’da, Düzce’de, Gebze’de, Bolu’da, Afyon’da cezaevlerine koyuyorsa, onları nasıl 27 kişilik koğuşa 40’ıncı kişi olarak yollayıp nöbetleşe yatmaya zorluyorsa, burada basın mensubuna da bu zulmü yapmayı, daha zor haber yapsınlar, yılsınlar, gelmesinler, haberleştirmesinler diye yapıyorsa da işte bu şartları yaşasınlar diyor. Bu genel olarak rejimin uyguladığı düşman hukukudur. Düşmanla muhatap olduğunda rejimler böyle şey yapar. Siz bu rejimin düşman gördüğü bir gazetecisiniz, ben düşman gördüğü bir siyasetçiyim. Ekrem Bey düşman gördüğü bir rakip, içeride yatanlar da düşman gördükleri insanlar.”

Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle başlatılan imza kampanyasına destek veren kişi sayısının 25 milyon 100 bin kişiye ulaşmasına ilişkin soruya yanıt veren Özel, şöyle konuştu:

“Seçmen sayısı şu anda 60 milyona yaklaşmıştır ama seçimlerde oy kullanması beklenen seçmen sayısı işte 50 milyon 52 milyon falandır. Şunu söyleyeyim AK Parti’nin son seçimlerde aldığı 17 milyon, AK Parti’nin son seçimlerde aldığı oy sayısından 5 milyon fazla bu oy toplanan imza. 5 milyon fazla gelecek seçimlerde oy kullanması muhtemel seçmen sayısının yarısına yakın bir imza. Çok özel gerçekten çok yüksek. Evet 25.1 milyon imza toplandı kampanyadaki imzaları kurultayımızda bir büyük tırla kurultayın önünde tutmuştuk. Sonra da Kayseri’ye götürdük. 25.1 milyon insan ki bunun için de tabii biz bu imzaları Erdoğan’ın eline teslim etmeyeceğiz. Bu imzaları tarafsız bağımsız bir heyet tarafından tek tek sayıldı tutanak altına alındı biliyorsunuz. Bu imzaları verenler içinde ve veremeyenler içinde devlet memurları var. Devlet memurlarının yakınları var. Çoluğu çocuğu mülakata girecekler var. Kendisi ileride mülakatlara girecek insanlar var. Normalde geçen sene bugün bana veya herhangi birine sorsanız deseniz ki ya Cumhuriyet Halk Partisi adayını belirleyecek. Bunun için ön seçim yapacak. Kaç kişi oy kullanır? Ben size derdim ki 1 milyon 400 bin üyemiz var. Normalde bizim ön seçimlerimize katılım oranına baktığınızda tabii bu üyenin dağ köylerinde olanı var. Yani bütün Türkiye’ye dağılmış çok zor coğrafyalarda olanları var. Burada kayıtlı olup burada okuyanı var. Orada kayıtlı olup burada çalışanı var. Derdim ki 1 milyona yakın kişi gelip oy kullanırsa önemli bir başarı olur, hedefimiz 1 milyon olsun derdim. Öyle bir saldırıya karşı davetlerimizle millet öyle bir harekete geçti. Öyle bir mobilize oldu ve öyle bir şekilde ayağa kalktı ki biz ön seçim kararı aldığımızda 1 milyon 400 bin olan üyemiz ön seçim günü geldiğinde 2 milyona çıkmıştı. Yani 100 yıllık parti 1 milyon 400 binden bir kısa şubat ayı içinde 2 milyon kişiye çıktı. 2 milyon kişinin 1.5 milyon oy kullansa iyi olur derdim size. Ama 19 Mart’ta 18’inde 30 yıllık diplomayı bir iftar sofrasında iptal edip ertesi sabah polislerle İstanbullunun seçtiği ve 3 kez seçtiği mazbatasını elinden aldıklarında seçtiği daha sonra yeniden yeniden bütün yaptıkları kötülüklere rağmen arkasında durduğu kişiyi gelip evinden alınca bu olaydan 4 gün sonra tam da Ekrem İmamoğlu hakim karşısındayken üyelerimiz için koyduğumuz sandığın yanına bir sandık daha koyduk. Öğleye kadar koyduğumuz birinci sandık dayanışma sandığı doldu bir tane daha koyduk. Üye sandığı dolana kadar 10 tane dayanışma sandığı doldu. Ve 15.5 milyon kişi oy kullanıyor. Ve Sayın İmamoğlu’nu millet cumhurbaşkanı adayı yaptı. Biz oradan sonra o 15.5 milyon oyu gördükten sonra bu sefer erken seçim talebi için imza kampanyası başlattık.

İmza kampanyası bazıları şöyle haberleştirdiler, duydum, onu düzeltmek isterim. Sanki 15.5 milyon oy kullananın o gün attığı imza üstüne biz 10 milyon imza daha toplamadık. O oylar ve o imzalar ayrı. Biz Ekrem İmamoğlu’nun köyünde Ramazan Bayramı’nın 1. günü ilk imzasını köyün en yaşlı 2 kişinin bir teyzemle bir amcamın attığı üçüncü imzasını benim attığım kampanyada bu örgütümüz eliyle meydan meydan kapı kapı sokak sokak gezerek 25.1 milyon imzayı yeniden topladık. Burada 25.1 milyon yeni imzamız var. Ve neyin altına imza attı insanlar? Ey Erdoğan diyor. Adayımı bırak, sandığı getir. ‘Adayımı yanımda, sandığı önümde istiyorum’ diyen 25 milyon imzamız var.”

BÜTÜN YAZ KONUŞULAN HİÇBİR KONU İDDİANAMEDE YOK

Ekrem İmamoğlu’nun moralinin nasıl olduğuna ilişkin soru üzerine Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Kolay bir iş değil. Mesela Ekrem İmamoğlu kendisinin bu hücrede tutulmasına üzüldüğünden çok ben kendisine kötülük yapmak için birlikte çalıştığı arkadaşlarının içeriye alınıp evlatlarıyla tehdit edilip, o iftiraya zorlanıp hatta bir ara dedi ki öyle kötülük yapıyorlardı ki ‘herkes iftirayı atsın ben suçu üstüme alacağım’ dedi yani. ‘Yeter ki siz çıkın’ dedi. O kadar duygusallaştığı günler oldu. O insanların kendilerine, ailelerine zulmedilmesine elbette ki üzülüyordur, üzülüyor.

Ayrıca kendi babası üç kuşaktır olan şirketleri şirkete el koymuşlar. Bakın bir suç yok. Tut ki olsun. O suç ispatlanınca o suçtan elde edilen kadar gelirine, malına el koyabilirsin insanların. Bu insanların 60-70 senelik inşaat şirketine el koydular. Yetmedi. Hasan amcamın maaşını, emekli maaşını çektiği kartına el koydu. Yani ekmeğe muhtaç etmeye uğraşan bir düşman hukukuyla karşı karşıyayız. Buna üzülüyoruz. Bunun yanında işte en yakın dostları arkadaşlarının 26 yaşındaki çocuğunu Fatih Kereş’in oğlunu Mustafa’mızı aldılar, getirdiler, buraya koydular. ‘Baban konuşursa çıkacaksın’ diyor. Şimdi böyle bir şey olabilir mi? Yani zorla insana birini birine iftira atmaya, olmayan bir suçu kabul etmeye, olmayan bir suçu birine yöneltmeye yönelik yapılan işler var.

Kendi eşine, çocuklarına yapılanları görünce her gün televizyonu açıp TRT’yi sonuçta açtığında devletin televizyonunun kendisi hakkında hiç olmayan ve hiç olmayacak iftiralarla bütün bir yazı geçirip dokuz ayı geçirdiğini gördüğünde. Şimdi televizyonda diyor ki Ekrem İmamoğlu’nun lüks araçları görüntülendi. 10 tane lüks araba. Hiç olmamış. Hiçbirisi değil. O araçlar sonradan MHP’li bir milletvekilinin olduğu için. Ya da Ekrem İmamoğlu’nun işte İBB’nin Florya’daki lojmanlarında ki Ekrem Bey orada kalmıyor. Yerdeki parkenin altından 2 milyon euro çıktı. Vallahi bilmem ama herhalde 2 milyon euroyu parke altına koymak için 100/200 metrekare bir yer kaplamak lazım. Efendim bin 200 tane cep telefonu Ekrem İmamoğlu tarafından alındı. Delegelere dağıtıldı. Bakın iddianame çıkana kadar biz dedik ki iddianameyi bekliyoruz. Yargılanmak değil yargılamak için. İddianame çıktı. İlk baştan bu 10 büyük yalan. Bir tanesi iddianamede yok. Yani iddia bile etmediler. Ama bütün yaz TRT’den iddia edip 4 bin sayfalık iddianamede iddia edemedikleri algı operasyonları. Yani gerçek anlamda böyle bir suç olsa, bu iddianamede yer alsa şimdi bütün Türkiye bekler der ki bakalım buna ne diyecek diye. Biz buna ne diyeceğiz? Bütün yaz konuşulan hiçbir konu iddianamede yok. Ne var? Abuk sabuk başka şeyler var ama yani iddianamelerine çok güvenselerdi, yaz boyunca bu yalanları atarlar mıydı?”

Özel, halkın Ekrem İmamoğlu hakkındaki iddialara inanıp inanmadığı sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

“Tarafsız bir sürü anket var. Siz hiç tarafsız bağımsız bir anket şirkete baktığınızda yüzde 55-60’tan daha düşük oranda ‘bu bir siyasi iştir, hukuki değildir’ diyen oran gördünüz mü? En düşüğü 55. Türkiye’de 100 kişiden 55’i bu diyor siyasidir. Üzerine bir yüzde 15-20 kararım yok, fikrim yok, susuyorum, pısıyorum. Yüzde 75. Kalan yüzde 25, AK Parti’nin bu kadar propagandasına rağmen ‘bu bir hukuki davadır’ diyebilen dört kişiden bir kişi var diyor.”

Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek hakkında Ankara Cumhuriyet Başvacılığı’na yaptığı suç duyurusuna ilişkin soruya şöyle yanıt verdi:

“Operasyonel habercilik geleneği yerleşmeye başladı, birtakım yerlerde. O haberleri yapan siteleri çok dikkatli okusunlar. Biz işte Mart’ın on 19’u, 23’ünde Ekrem Bey buraya geldi. 24’ünde ben geldim. O günden bugüne işte ölüm olursa buraya gelmediğimiz oluyor. Biz Ekrem Bey’e arkadaşlarımıza bu kadar sahip çıkacağız. Akın Gürlek hakkında dünya kadar tazminat davası açıyor. Biz her hafta bu mücadele için elimizden gelen dilimizin döndüğü her şeyi söyleyeceğiz. Efendim geçen hafta Cumhuriyet Halk Partisi’nin elinde bir bilgi var. Bunu vermedi Akın Gürlek’le Özgür Özel anlaştı diye haber yapan operasyon yapanlar var. Şimdi rezil oldular çünkü ne çıktı ortaya? Geçen hafta çarşamba günü bizim mitingimiz cenazemizden dolayı iptal edilmişti. Ama perşembe günü belgelerin tamamını Cumhuriyet Başsavcılığı’na verdirtmişim. Bana diyor ki elinde belge var açıklamadı. Bunlar maksatlarını herkes gayet iyi biliyor. Bir de şöyle bir mevzu da var. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin içinde taht savaşları var. Yani evlatlar, damatlar ve Bu bakanların mevcut bakanlar eski bakanlar. Erdoğan’a yan bakanlar, şaşı bakanlar doğru güzel bakanlar. Her türlüsü var içlerinde. Birbirleri hakkında dünya kadar evrak oraya buraya yolluyorlar. Bu taht savaşları içinde CHP’ye gelen evrakları onların istediği zamanda ve zeminde ve şekilde değerlendirecek olursak biz AK Parti’nin içindeki birtakım çıkar odaklarının aparatına dönüşürüz. O yüzden biz bize gelen belgeleri doğruluğunu sınamak, doğru şekilde değerlendirmek. Bazı belgeleri de şöyle; mesela bir şey görüyorsun. Sen bunu mitingde söylediğin zaman buna karşı siyasi bir pozisyonlanmayla Özgür Özel’in mitingde söylediği bilmem neyi filanca yer işlem yaptığı cesareti kimsede yok. Ondan bazısını da başka kanallarla ulaştırmak önce beklemek sonra söylemek. Af buyursunlar da bu kadar büyük bir mücadelenin içinde bu mikroplarla nasıl mücadele edileceğini de bize bıraksınlar yani. Oturdukları sıcak köşelerinden iptal edilen mitingi diyor ki geçen hafta belge açıklamamak için miting iptal etmiş. Evladım ölmüş. Taziyesindeyim yani. Ama ertesi günde o belgeleri Cumhuriyet Başsavcılığı’na vermişiz. Orada duruyor yani”

 Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’ın yaşamını yitirmesine ilişkin de konuşan Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Ben 2026 yılında yeniden çok iyi bir yıl yaşayacağımızı, artık bu kötülükleri gerileteceğimizi, iyiliklerin ve güzelliklerine hakim olacağı bir yıl olmasını ümit ediyorum. Onun dışında acımızı paylaşan herkese teşekkür ediyoruz. Sayın Devlet Bahçeli beni aradı. Önce çok nazik bir taziye mesajı verdi ki bir hafta önce de kurultaydan sonra kutlama mesajı vermişti. Birkaç saat sonra Sayın Erkan Akçay aradı grup başkan vekili. Genel Başkanımız dedi beni çağırdı. Talimat verdi. Manisa’daki Şehzadeler ilçesindeki MHP’li belediye meclis üyeleri, sizin adayınız kimse ona oy verecek, adayımız yok. Bunun üstüne AK Parti de benzer bir açıklama yaptı. İYİ Parti de benzer bir açıklama yaptı. Seçim günü geldi. Bizim adayımızı bütün belediye meclis üyelerimizde tek tek görüşerek ve önerileriyle sonra da oylayarak partimizde bir kişi hariç oy birliğiyle aday gösterildi. Sayın Bahçeli’nin dediği gibi MHP Cumhuriyet Halk Partisi grubunun belirlediği adaya, İYİ Parti Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun dediği gibi adaya oy verirken, bizim gruptan bir kişi aday oldu ve bütün AKP’liler ona oy verdi. Sonradan anlaşılıyor ki Adalet ve Kalkınma Partisi, ‘biz aday çıkarmayacağız’ diyor ama Cumhuriyet Halk Partisi içinden başka bir aday çıkarsa ona destek vermeyi taahhüt ediyor, bizi karıştıracaklar. Yani birileri mertçe dövüşürken karşıdan vuruyor. Birileri belki arkadan vuruyor. Ama bu AK Parti zihniyeti düşene vuruyor. Düşene vuruyor. Bunlar düşene vuran bir zihniyet. Millete konuşurken şey der bunlar. Biz de aday çıkarmıyoruz. Biz de Gülşah’ın anısına saygı duyuyoruz. Gülşah’ın ölümünden sonra Gülşah’ın yerine aday olan kişiyi azmettirip bütün AK Parti ona oy veriyorlar.”

TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na sundukları rapor hakkında da konuşan Özel, şunları söyledi:

“İlk gün dedim, ‘Cumhuriyet Halk Partisi’nin olduğu yerden değil olmadığı yerden korkun’ dedim. Millet adına oradayız. Biz Kürt sorununu görüyoruz, tanıyoruz. Çözülmesi için de demokrasi vaat ediyoruz. Şu anda da komisyona demokratikleşme paketleri öneriyoruz. Ayrıca diğer tüm partilerin yazdığını çizdiğini dikkatle okuyoruz. Bakıyoruz ve bundan sonra da komisyon raporunda ortaklaşabileceğimiz bir metin üzerinde çalışılırsa o raporda oluruz. Raporlarda af önerisi yok zaten. Yani ben bir af önerisi görmedim. Ayrıca af dediğiniz mevzunun bir toplumsal mutabakat meselesi olduğunu düşünmek lazım. Yani af lafını burada konuşursunuz. Bu içeride bunu kendi arkadaşlarımız için söylemiyorum. Onlar daha yargılanma aşamasındalar. Ama Türkiye cezaevlerinde beş yüz bine yakın insan var. Af kelimesi o içeride başka bir tansiyon yaratıyor. O insanların dışarıdaki yakınlarında başka bir tansiyon ve beklenti yaratıyor. Suçtan zarar gören insanların yakınlarında başka bir tansiyon ve bir başka mesele yaratıyor. Ondan af dediğiniz mesele bütün suçlar açısından söylüyorum. Çift yönlüdür ve toplumsal mutabakat gerektiren bir iştir. Öyle önüne gelenin ortaya bir şey atıp tartışıp sonra arkasından çekildiği bilmem ne falan işte seçim zamanlarında söylenen sonra unutulan falan hem içeride yatana yazık. Bunların yakınlarına yazık. Hem bazı suçlardan zarar gören kişilere yazık. Şimdi deprem suçlarına COVİD affına sokmaya yeltenildi. Depremde yakınlarını kaybedenlerin çığlıklarını, gözyaşlarını dün siz gördünüz. O yüzden bu mevzular böyle dikkatli konuşulması gereken mevzular. Biz Kürt sorununun demokratik yollardan çözümü için komisyonda raporumuzu verdik. Çalışmalarına rapor yazma aşamasında devam ediyoruz. Onun dışında her türlü spekülasyondan ve her türlü tartışmadan Cumhuriyet Halk Partisi kendini başka bir yerde tutuyor. Ülkenin yararına Türkiye’nin yarınları için doğru olan neyse onu yaparız yanlış bir şeyin içinde yanında olmayız.”

KAYNAK: ANKA

PaylaşPaylaşGönderPaylaşPaylaş
reklam metni reklam metni reklam metni
Önceki İçerik

Bakan Yerlikaya’dan açıklama: Uçağın karakutusu bulundu!

Sonraki İçerik

CHP’li Yıldız’dan ‘asgari ücret’ tepkisi

İlgili İçerik

CHP’li Bulut: “Uygulanan ekonomi politikaları çöktü”
Siyaset

CHP’li Bulut’tan “Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi” hesabına soruşturma başlatılmasına tepki

Özgür Özel’den Erdoğan’a: “Cesaretin varsa karşımıza çıkacaksın”
Siyaset

Özgür Özel’den Erdoğan’a: “Cesaretin varsa karşımıza çıkacaksın”

Özgür Özel: “Rumeli kültürü dayanışmadır, kardeşliktir, birliktir”
Siyaset

Özgür Özel: “Rumeli kültürü dayanışmadır, kardeşliktir, birliktir”

CHP’li Bağcıoğlu: “Dijital güvenlik yeteneklerimizi güçlendirerek tehditlere karşı her an hazır olmalıyız”
Siyaset

CHP’li Bağcıoğlu’ndan şehit aileleri ve gazilerin hakları için yasal düzenleme çağrısı

386 bin çocuk, 798 dernek ve vakıf yurduna emanet
Siyaset

CHP’li Şevkin: “Kadınların yaşam hakkı istatistiklerle geçiştirilemez”

CHP’li Günaydın’dan Erdoğan’a: “Paran yoksa Anagold’un vergi borcunu niye sildin”
Siyaset

CHP’li Günaydın: “Ulusal güvenlik hamasetle değil, akılcı dış politikayla olur”

Sonraki İçerik
CHP’li Yıldız: TÜİK’in resmi verileri gerçek enflasyonu yansıtmıyor

CHP'li Yıldız'dan 'asgari ücret' tepkisi

Gündem

CHP’li Bulut: “Uygulanan ekonomi politikaları çöktü”

CHP’li Bulut’tan “Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi” hesabına soruşturma başlatılmasına tepki

Özgür Özel’den Erdoğan’a: “Cesaretin varsa karşımıza çıkacaksın”

Özgür Özel’den Erdoğan’a: “Cesaretin varsa karşımıza çıkacaksın”

İsviçre, Tahran Büyükelçiliği’ni geçici olarak kapatma kararı aldı

İsviçre, Tahran Büyükelçiliği’ni geçici olarak kapatma kararı aldı

Özgür Özel: “Rumeli kültürü dayanışmadır, kardeşliktir, birliktir”

Özgür Özel: “Rumeli kültürü dayanışmadır, kardeşliktir, birliktir”

CHP’li Bağcıoğlu: “Dijital güvenlik yeteneklerimizi güçlendirerek tehditlere karşı her an hazır olmalıyız”

CHP’li Bağcıoğlu’ndan şehit aileleri ve gazilerin hakları için yasal düzenleme çağrısı

TGC’ye İranlı gazetecilerden ziyaret

TGC 2025 Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri açıklandı

FBI: Trump’ın evinde ‘çok gizli’ belgeler ele geçirildi

Trump: “İran’da pratikte hedef alınacak bir şey kalmadı”

G7 ülkeleri enerji rezervlerinin kullanılmasına “prensipte destek” verdi

G7 ülkeleri enerji rezervlerinin kullanılmasına “prensipte destek” verdi

Çin Dışişleri Bakanı: Çin ve İslam dünyası işbirliğini daha da derinleştirmek için güçlü bir istek duyuyor

Çin Dışişleri Bakanı: Gerilimin tırmanmasını önlemek için ABD ve İsrail operasyonlarına son vermeli

386 bin çocuk, 798 dernek ve vakıf yurduna emanet

CHP’li Şevkin: “Kadınların yaşam hakkı istatistiklerle geçiştirilemez”

  • Künye / İletişim
  • Gizlilik Politikası
Bizi takip edin

© 2020 YÖN Haber | Tüm Hakları Saklıdır

Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Video
  • Podcast
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Dünya
  • Yerel Yönetimler
  • Sağlık
  • Sürdürülebilirlik
  • Teknoloji
  • Yaşam
  • Spor
  • Medya
  • Asya Gündemi
  • TBMM

© 2020 YÖN Haber | Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist