Yön Haber
YÖN Radyo
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Dünya
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Daha Fazla
    • Yaşam
    • Sağlık
    • Yerel Yönetimler
    • Medya
    • Avrupa
    • Sürdürülebilirlik
    • Teknoloji
    • Spor
    • Video
    • Podcast
    • Asya Gündemi
    • TBMM
Podcast
Video
Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yön Haber
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Dünya
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Daha Fazla
    • Yaşam
    • Sağlık
    • Yerel Yönetimler
    • Medya
    • Avrupa
    • Sürdürülebilirlik
    • Teknoloji
    • Spor
    • Video
    • Podcast
    • Asya Gündemi
    • TBMM
Yön Haber
Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
Anasayfa Siyaset

Özgür Özel: “Utanç verici bir operasyon”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "İmralı'ya eğer heyet giderse CHP de o heyetin içerisinde olur mu?" sorusunu, "Önce AK Parti kendi tutumunu belirlesin. Heyetin sayısını belirlesinler. Meclis Başkanı hangi partiden kimleri davet ediyorsa etsin. AK Parti böyle bir heyetin kurulup kurulmamasına ne dediğini, kimi görevlendirdiğini söylesin. Sonra gelsinler bize bu konudaki tutumumuzu sorsunlar. CHP'yi her şeyde şeytanlaştırıp, ötekileştirip işlerine gelince önceleştirmesin. Bir kendi pozisyonlarını görelim" diye yanıtladı. Özel, sanatçılara yapılan operasyonlara ilişkin de "Utanç verici bir operasyon. Böyle bir şeyi yaparsak namerdiz. Uyuşturucuyu savunmuyorum. Bu kokuşmuşluğun karşısında savunulması gereken kim varsa onu savunuyorum" dedi.

Yayınlanma Tarihi: 9 Ekim 2025 - 12:39:13
Güncelleme Tarihi: 9 Ekim 2025 - 14:33:40
Özgür Özel: “Sandık gelecek ve Türkiye’nin bütün sorunları yeni iktidar tarafından çözülecek”
PAYLAŞPAYLAŞPAYLAŞWechat

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “İmralı’ya eğer heyet giderse CHP de o heyetin içerisinde olur mu?” sorusunu, “Önce AK Parti kendi tutumunu belirlesin. Heyetin sayısını belirlesinler. Meclis Başkanı hangi partiden kimleri davet ediyorsa etsin. AK Parti böyle bir heyetin kurulup kurulmamasına ne dediğini, kimi görevlendirdiğini söylesin. Sonra gelsinler bize bu konudaki tutumumuzu sorsunlar. CHP’yi her şeyde şeytanlaştırıp, ötekileştirip işlerine gelince önceleştirmesin. Bir kendi pozisyonlarını görelim” diye yanıtladı. Özel, sanatçılara yapılan operasyonlara ilişkin de “Utanç verici bir operasyon. Böyle bir şeyi yaparsak namerdiz. Uyuşturucuyu savunmuyorum. Bu kokuşmuşluğun karşısında savunulması gereken kim varsa onu savunuyorum” dedi.

Özel, İspanya ve Belçika seyahatleri öncesinde İstanbul Havalimanı’nda gazetecilere açıklama yaptı.

İspanya’nın başkenti Madrid’de iki gün boyunca Soyalist Enternasyonal’ın prezidyum toplantısına katılacağını ve çok sayıda ikili temaslarda bulunacaklarını anlatan Özel, şöyle konuştu:

“Soyalist Enternasyonal toplantımızın ana gündemi hiç şüphesiz İsrail’in iki yıldır Gazze’de uyguladığı soykırım politikası. Amerikan Başkanı Trump’ın Gazze Planı, bugün İsrail’le Hamas arasında varılan ateşkes anlaşmasının hemen ertesinde olması ve hep birlikte Soyalist Enternasyonal’de yöneticilerin bunu birlikte değerlendirme ve önümüze bu konuda bir yol haritası koymak açısından son derece değerli olacak. Sosyalist Enternasyonel Başkanı, İspanya Başbakanı dostum Pedro Sanchez bugüne kadar Filistin meselesinde en güçlü desteği veren liderlerden bir tanesi. Benim de başkan yardımcısı olduğum Sosyalist Enternasyonal de bugüne kadar yayınladığı tüm bildirilerde Filistin davasının yanında ve arkasında olmuştur. Bundan sonra da olmaya devam edecek. Toplantılarımızda ayrıca Avrupa’da yükselen aşırı sağ ve otoriterlik, Rusya-Ukrayna Savaşı başta olmak üzere bölgesel sorunları konuşacağız. Avrupa’da ve dünyada sağ popülizme karşı neoliberal ekonomi politikalarına, gelir adaletsizliğine karşı sosyal demokrat çözümler üretmek için partilerimiz arasında var olan dayanışmayı, büyütmeyi ve bu konudaki ortak mücadelemizi sürdürmeyi ve güçlendirmeyi amaçlıyoruz.

Hiç şüphe yok ki Türkiye’de 19 Mart’tan itibaren devrede olan ve ülkenin bir sonraki iktidarına yapılan darbe girişimi, buna karşı verdiğimiz mücadele kardeş partilerimiz tarafından gerekli desteği görüyor. Ancak bu konuda Türkiye’de yaşananlar, yazılmayan iddianameler, önü arkası kesilmeyen dalga dalga operasyonlar ve toplumun tüm kesimlerine gözdağı vermek için yapılan ve Türkiye’nin gündemini meşgul eden gazetecilerin, akademisyenlerin, sanatçıların gözaltına alınması, kötü muamele görmesi ve devamında da çok sayıda haksız tutuklama, akademi üzerindeki baskılar, öğrencilere yapılan baskılar elbette bizim gündemimizde. Ülkeyi yönetenlerin şöyle bir ezberleri var: Ne oluyorsa Türkiye’de kalsın. Kol kesilsin, yen içinde kalsın. Bu konu eğer kişisel menfaatler, çıkarlar, çatışmalar söz konusu olsa bir yere kadar katlanılabilir. Ama ülkenin doğrudan demokrasisi, Cumhuriyet’in en önemli kazanımı sandık tehlikedeyken ve ülkedeki herkes sadece birileri iktidarını sürdürsün diye büyük bir baskı altındayken, zulüm altındayken işkenceye varan kötü muamele altındayken bu Türkiye’de yaşanan demokrasi sorunu dünyanın sorunudur.

NEREDE BU YOĞURDUN BOLLUĞU

Aynı 15 Temmuz gibi. Hatta öncesinde Türkiye’de haksız bir şekilde bazı öğrencilerin, kadınların başını örtmesi, eğitim konusunda bir engeldir diye bir hak ihlali varken, ki o dönemde ben üniversite öğrencisiyken öğrenci arkadaşlarımızın, kadın arkadaşlarımızın yanındaydık, bu sorunu dünyaya anlatıyordu AK Parti. ‘Türkiye’yi dünyaya şikayet ediyorsun’ diyorlardı. Bu hak ihlaline karşı o gün AK Parti’nin dünyaya bunları anlatması meşruydu. AK Parti’ye kapatma davası açıldı, heyetler kurdular, dünya başkentlerini gezdiler. Dertlerini anlattılar. O gün meşruydu. 15 Temmuz gecesi kapalı Meclis’i birlikte açtık darbeye karşı. Ertesi gün Sayın Erdoğan’ın tebrik telefonu geldi grubumuza. ‘Teşekkür edilecek bir şey yok’ dedik. O sırada ben Genel Başkanımızın yanındaydım, gece Meclis’i açtıran ve işleten CHP’nin temsilcisi, yetkilisi Grup Başkanvekili olarak. Sayın Erdoğan grubumuza teşekkür ediyordu. Ayrıca da şunu söylüyordu: ‘Sizin dış bağlantılarınız kuvvetli. Bu darbeyi dünyaya birlikte anlatalım’ diyordu. O gün meşruydu. Şimdi darbeye uğrayan Erdoğan değil, darbeyi yapan Erdoğan, yaptıran Erdoğan olunca ‘Bizi dünyaya şikayet etmesin.’ Kusura bakmasın. Nerede bu yoğurdun bolluğu? Ben anlayamadım. Ama biz bunu bütün dünya anlatmaya, bu mücadeleyi, haklı mücadelemizi dünyaya anlatmaya, sandığı savunmaya, demokratik dünyanın bir parçası olması gereken Türkiye’nin demokrasiden kopmasına hem biz Türkiye’deki mücadeleyle izin vermemeye hem de dünyanın bunu bilmesine, görmesine katkı sağlamaya devam edeceğiz.”

PARTİSİNİN BRÜKSEL’DEKİ MİTİNGİ

Özel, cumartesi günü Madrid’den Belçika’nın başkenti Brüksel’e geçeceklerini ve 12 Ekim Pazar saat 14.00’te Brüksel’de miting yapacaklarını belirtti.

Belçika, Hollanda, Almanya, Fransa’da yaşayan Türklerin kendilerini “Bir eylem de burada olsun” diyerek davet ettiklerini anlatan Özel, başlangıç noktası olarak Brüksel’i seçtiklerini bildirdi. Eyleme Avrupa Birliği (AB), Avrupa Konseyi, Avrupa ülkelerinden siyasetçiler ve belediye başkanlarının da destek vereceğini ifade eden Özel, eylemin ardından yurda döneceklerini ve Türkiye’deki mücadelelerini kaldığı yerden sürdüreceklerini belirtti.

UTANÇ VERİCİ BİR OPERASYON

Özel, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özel, “Ünlülere yönelik bir uyuşturucu operasyonu var. Bu operasyon kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ısrarla ‘Bu bir gözaltı değil’ dedi. Ama baktığımızda fiilen jandarma eşlik etti. Siz bu operasyonu nasıl yorumluyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Utanç verici bir operasyon. Zaten gözaltı yapsa, gözaltı yaptım dese bunun sebebi sorulur ve ne yaptığı bilinir. Yaptığı iş bir gözaltı değil, yaptığı işin ne olduğunun hukuk devletinde bir karşılığı da yok. Yaptıkları iş doğrudan birincisi aile hayatına saldırı, özel hayata saldırı, konut güvencesine saldırı ve itibar suikasti. Doğrudan bir itibar suikasti. Amaç şu; güya bir tanıkları var, bir torbacı var. O bir ifade veriyor. O torbacının torbasından nasıl oluyorsa Türkiye’de iktidarı memnun edecek, iktidarı övecek söylemleri olmayan, zaman zaman eleştiren ama eleştirileri de demokratik sınırlar içinde kimseyi rencide etmeyen, hatta çok dikkatli eleştiriler. Ama ne yapmışlar? Örneğin 19 Mart darbesine karşı eleştirel bir tutum içinde almışlar. Diyorlar ki bir torbacı var. Bir torbacı yok. Bir torba var. Torbanın içinde muhalif kimliği olan sanatçılar var. Onları çıkarıyorlar. Sabahın köründe evden jandarmayla alıyorlar. Kan kontrolüne, idrar kontrolüne, saç teli alıp, saç telinden uyuşturucu kontrolüne götürüyorlar. Bu 19 kişiden 18’inde bir şey çıksa, çıkmaz da, çıksa birinde çıkmasa o bir kişiye yaptığınız bu haksızlığın hesabını nerede vereceksiniz? Siz güya hukukçusunuz. Hukuk ‘Bir tane masum içeri gireceğine 99 suçlu aramızda geçsin’ diyor. İlk duyduğunda ürperticidir. Dersin ki nasıl olur? Bir masumu boşu boşuna suçlamanın bedelini hakimlere, savcılara öğretirken böyle öğretiyor. Bunlar bunu tahsil edip sonra gelip bunu uyguluyor. Orada 4 Eylül günü Meriç Alkan Keskin’in kızı Güneş dünyaya geldi. Güneş bebeği annesi 32 gündür emziriyor. Dün Meriç Hanım’ı aldılar, jandarmayla götürdüler. Eşi elinde süt pompasıyla geldi ve birileri kan örneği, saç örneği diye Güneş’in annesini itibarsızlaştırmaya çalışırken o Güneş’e süt aldı, oradan süt götürüldü. Bu kadar ayıp bir şeyi, bu kadar utanç verici bir şeyi, bu ülkeyi yaşatanlara lanet olsun.

BÖYLE BİR ŞEYİ YAPARSAK NAMERDİZ

Ben arkadaşların açıklamalarını dinledim. Örneğin Hadise. Diyor ki ‘Hayatımda ilk defa sabah 06.30’da korkarak uyandım. Kapım deliler gibi çalındı. Ben sigara bile içmiyorum.’ Diğer taraftan İrem Derici ‘Sabah 07.00’de evden o şekilde alınmak çok üzdü, ağırıma gitti. Bir telefon etseler gidip ne istiyorlarsa verirdim. Alnım, ana sütüm kadar ak’ demiş. Ve ‘Böyle bir ifade verecek kadar açık bir kadınım. Neden bunu yaptılar anlamadım’ demiş. Sayın Ziynet Sali’nin avukatı hayatı boyunca Ziynet Sali’nin sigara dahi içmediğini söylemiş. Şimdi ne olacak? Kaldı ki bir torbacının iftiraları. Böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsanız, telefon ettiğinizde hangi birisi gelmeyecek? Çağırdınız da gelmedi mi de jandarmayla gittiniz? Yani çağırdınız, o da gelmedi, kaçtı mı da jandarmayla sabah 06.30’da gittiniz? Şimdi buradan bütün AK Parti’ye yakın sanatçılara, yazarlara, çizerlere şunu soruyorum: Siz belki yakın yere koymuyorsunuz. Biz olacağına inanıyoruz ama seçim oldu. İktidar değişti. Sen Tayyip Erdoğan’a övgüler dizen, iyi şeyler söyleyen, belki bizleri eleştiren birisin. Köşelerinden yazan birisin. Ertesi sabah kapı çalınıyor. Jandarma geliyor ve sizi evlerinizden teker teker alıyor. Saç kontrolüne, idrar vermeye, zorla kan vermeye götürüyor. Sonra çıkıyor birisi de diyor ki ‘Bir torbacı var. Söyledi torbadan, hep bu AK Parti’ye yakın sanatçılar çıktı, gazeteciler çıktı, yazar çizer çıktı, televizyon yorumcusu çıktı’. Ne hissedeceksiniz? Bugün bize yaptıkları bu. Size yapılsa ne hissedeceksiniz? Evladınızın önünde. Eşinizin yanından ve komşularınızın gözü önünde, bir sürü jandarma arabası aşağıda çakarlar çakarlar, gelip sizi ‘Hakkınızda bir iddia var. Birisi size uyuşturucu sattığını söylemiş’. Sizi alıp paldır küldür getiriyor. Bunu siyasi bir husumetle size biz yaparsak yarın ne hissedecekseniz? Ben size şunu söyleyeyim: Böyle bir şeyi yaparsak namerdiz. Hiç korkmayın. Bizim vicdanımıza emanetsiniz.

BU KOKUŞMUŞLUĞUN KARŞISINDA SAVUNULMASI GEREKEN KİM VARSA ONU SAVUNUYORUM

Ama ülkeyi öyle bir hale getirdiler ki, bunun olup olmaması ülkeyi yönetenlerin vicdanına emanet. Bugün bu ülkeyi yöneten bu vicdansızlar, onların atadığı bu işe kalkışanlar sırf muhalif diye, eleştirmiş diye bunu yapıyor. Bugün bizi eleştirenlerin yarınları bizim ahlakımıza emanettir. Ama bir ülkeyi yönetenler ahlaki çizgiyi, rotayı kaybettiler diye bu zulümler oluyorsa o ülke hukuk devleti olmaktan çıkmıştır. Herkesin birden ülkenin kurallarına emanet olması lazım. Bir gün bunu sizin sevdiklerinize, evlatlarınıza, kızınıza, torununuza yapıldığını düşünün. Yapmayacağız. Namusumuz ve şerefimiz üzerine yemin ederiz ki yapmayacağız. Ama bize ne yapıldığını görün. Ondan sonra oturun bunu yapın. Bu mesele neden uyuşturucu üzerinden? Konu hassas; muhalefet susar, savunamaz. Uyuşturucuyu mu savunuyorsun? Uyuşturucuyu savunmuyorum. Bu kokuşmuşluğun karşısında savunulması gereken kim varsa onu savunuyorum. En olmadık yerlerde en olmadık işleri deneyerek insanları savunmasız, bizi de onları savunmayan bir çizgiye itmek için kurulan kumpas bunlar. Hiçbirine teslim olmayacağız. Çizdikleri alanın içerisinde kalmayacağız, muhalefeti nerede yapmak gerekiyorsa orada yapacağız.”

İÇİŞLERİ BAKANI YÜREKSİZİN, KİFAYETSİZİN TEKİ

İçişleri Bakanı; onda öyle bir yürek yok. Yüreksizin teki, kifayetsizin teki. Yapamaz. O ancak yapsa yapsa Üsküdar’daki kaçak büfeleri, rant büfelerini savunmak için o büfeleri yıkmak isteyen belediye çalışanlarının karşısına polis diker. O talimat alınca Atatürk’ün kurduğu baba evine 5 bin tane polis yollar. Bir karış mesafeden gaz sıktırır. O kifayetsiz, o yeteneksiz, o liyakatsiz… Tayyip Erdoğan eğer sorumluluk alabiliyorsa, çıksın bu sanatçılardan ve bu milletten özür dilesin. Güneş’in annesinin süt vereceği, sütünü sağıp da evladına vereceği, evladını emzireceği yerde kan, idrar kontrolüne götürüyorsa çıksınlar bu milletten özür dilesinler. AK Partili kadın siyasetçileri, kadın milletvekillerini, AK Parti Kadın Kollarını bu utanç verici meselede tarihin ayıp tarafında değil, vicdan tarafında yer almaya, bu başsavcıya ve buna kolluk gücünü alet eden İçişleri Bakanı’na tepki göstermeye ve bu meselede doğru bir yerde tavır takınmaya davet ediyorum. Bu meseleyi AK Partili kadın siyasetçilere sorun. Bu utancı susacaklar mı, bir sefer olsun tarihin doğru tarafında yer alacaklar mı? Öyle bir noktadayız.

DEM PARTİ’YLE BİZ BAYRAMLAŞIYORUZ DİYE BİZE KANLI ELLERLE TOKALAŞIYORSUNUZ DİYORLARDI

Özel, “CHP yalnızlaştırılmaya mı çalışılıyor?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“60 mitingde 11 milyon kişiyle İstanbul’da çarşamba gecelerini, Anadolu’da meydanları dolduran bir partiyi yalnızlaştırmaya kimsenin gücü yetmez. Yeterince kalabalığız. Ahlaki üstünlüğümüz, psikolojik üstünlüğümüz yerinde. Onun sonucu çoğunluk enerjisi bizimle. Kendi atadıklarıyla doldurduğu salonlarda kendini alkışlattıranların ya da Meclis’te bir resepsiyon davetine icabet etme nezaketi gösterenlerle çektirdiği fotoğrafı kendine siyasette meşruiyet diye arayanların haline gerçekten acıyarak ve gülümseyerek bakıyorum. Kimin nasıl yalnızlaştığı, kimin nasıl arkasındaki kitlesel desteği çoklaştırdığını milletimiz görüyor. Bunun yanında çok açık ve net bir durum var: Bu Erdoğan, bu söylediği sözlerde samimi olmadığını kendi kendine yaptıklarıyla ispatlayan ve başka bir kanıta ihtiyaç bırakmayan bir tutum içinde. Bugün o salona davet ettiklerinden iki partiyi kendisinden ayrılıp parti kurdu diye hain ilan eden, bayramlarda ziyaret programına almadığını sizlere iletişim yaparak ‘Bu sene de AK Parti’nin bayramlaşma listesinde DEVA ve Gelecek yok’ diyorlardı övünerek. O liderlerden bir tanesine Serok diye hitap ediyorlardı, Kürt meselesi konusunda kendilerinin çizgisinde değil diye. DEM Parti’yle biz bayramlaşıyoruz diye bize ‘Kanlı ellerle tokalaşıyorsunuz’ diyorlardı. Şimdi CHP onlara ana muhalefet olarak bütün dünyanın önünde öyle demokratik bir şamar attı ki bir anda hain dediklerini çay içmeye, katil dediklerini sohbet etmeye çağırmışlar. Bu çağrı doğrudur. Keşke geçen sene ekimde de DEM Parti’yi çağırabilseydiler. Ondan önceki ekimde de çağırabilseydiler. Bayramlarda DEVA’ya Gelecek’e hain deyip bayramlaşma planından çıkarmasaydılar.

40 FIRIN EKMEK YESE BİZİM KAZANDIĞIMIZ GECE GÖSTERDİĞİMİZİ GÖSTEREMEYECEK DURUMDADIR

Biz AK Parti’nin yanında olmamak istediğimiz için bize yapılan bu zulümden dolayı orada yoktuk, davete icabet edenlere yapılan muameleye hep itiraz ettim. Siyasette normali budur. Bunun adını da 47 yıl sonra birinci parti olduğu gün CHP koymuştur. Bu ülkeyi 23 yıldır yöneten Erdoğan hiçbir bayramda, hiçbir özel günde tüm partileri birden arayacak ve davet edecek bir yüce gönüllülüğü yerine getirmemiştir. Getiremez. Ama biz CHP olarak 47 yıl sonra birinci parti olduk. O dahil bütün partilerle bayramlaşan, o dahil bütün liderleri ziyaret eden ve bütün liderlerden ziyaret alan bir parti olduk. Biz ‘Normali budur’ dedik, adı normalleşme kaldı. Erdoğan’ın o gün de düşmanları vardı, bugün de düşmanları vardı. Çünkü Erdoğan düşmanı olmadan siyaset yapamayan birisi. Neden? Çünkü onun kendine ait bir doğruluk pusulası yok. O bir düşman belirleyecek. Karşısına geçecek. Orayı şeytanlaştıracak. Kendi arkasını kalabalıklaştıracak. Bu siyaset; düşman, kin ve nefret siyasetidir. CHP gibi ülkeyi kurmuş bir partinin kapsayıcı siyasetinden daha öğrenecek çok şey var. 40 fırın ekmek yese bizim kazandığımız gece gösterdiğimizi gösteremeyecek durumdadır. Çünkü kindardır, hazımsızdır. 40 fırın ekmek yese bizim düşmansız siyaset tarifimizi anlayamayacak durumdadır. Çünkü düşmanı yoksa Erdoğan da yoktur.”

AK PARTİ KENDİ TUTUMUNU BELİRLESİN

Özel, “Bu hafta Meclis çatısı altında DEM grubunda Öcalan sloganları atıldı. Nasıl değerlendiriyorsunuz? Komisyondan İmralı’ya heyet gidecek ihtimali konuşuluyor. Eğer bir heyet giderse CHP de o heyetin içerisinde olur mu?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Ben söylerken inkâr edenler Abdullah Öcalan’la, devlet yetkilileri üzerinden sonra müzakere heyeti üzerinden görüşüyorlar. AK Parti’nin, MHP’nin bu yürüttüğü süreci biz söylediğimizde bunu inkâr ediyorlardı. Ben ‘Bir yıldır devlet görüşüyor’ demiştim. Neler söylediler? Meclis komisyonu böyle bir şeyi gündemine alacaksa bir alsın, görelim. Meclis Başkanı alsın. MHP, AK Parti bunu ortaya koysun. Tutumlarını belirlesinler. Sonra gelsinler bana bunu sorsunlar. Ben şu anda partimin yetkili organlarına iletilmek üzere komisyon üyelerimizden böyle bir şeyin gündemleştirildiğini resmen görmedim, duymadım, bilmiyorum. Önce AK Parti kendi tutumunu belirlesin. Heyetin sayısını belirlesinler. Meclis Başkanı hangi partiden, kimleri davet ediyorsa etsin. AK Parti böyle bir heyetin kurulup kurulmamasına ne dediğini, kimi görevlendirdiğini söylesin. Sonra gelsinler bize bu konudaki tutumumuzu sorsunlar. CHP’yi her şeyde şeytanlaştırıp, ötekileştirip işlerine gelince önceleştirmesin. Benim yerim belli, yurdum belli, tutumum belli, girdiğim komisyon belli, oturduğum yer belli. Bir kendi pozisyonlarını görelim.

TBMM’DE BU SLOGANLARIN ATILMASINA HİÇBİRİMİZİN MÜSAMAHA GÖSTERMESİ, NORMAL GÖRMESİ DOĞRU DEĞİL

Meclis’teki Öcalan sloganlarının TBMM çatısı altında dışarıdan gelen kişiler birtakım sloganlar attı diye bunu tutup da başka bir meseleye evriltmek doğru değil ancak o alanların özenli yönetilmesi gerekir. TBMM’de bu sloganların atılmasına hiçbirimizin müsamaha göstermesi, normal görmesi doğru değil. Ancak o alanlar madem bir süreç yürütülüyor, adım adım doğru işler yapılması bekleniyor, bununla ilgili hepimiz elimizi taşın altına koymuşuz, hamaset yapmıyoruz, husumet yaratmıyoruz ve doğru bir yerden bir barış sürecinin örülmesine, bunun da demokratikleşerek olmasına, bunun Kürt sorununu çözmesine katkı sağlamaya çalışıyoruz, ona katkı sağlayacak bir süreç yürütümüne ve bir özene ihtiyaç var. Bu özenden fedakârlık edilmiştir. Özenli davranılmamıştır.”

BU ANLAŞMAYA VARILMASINI MEMNUNİYETLE KARŞILIYORUZ

Özel, Gazze’de sağlanan anlaşmayı nasıl değerlendirdiklerine ilişkin soru üzerine şunları söyledi:

“Bir anlaşmaya varılmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ateşkes varsa biz orada varız. Çünkü ateşkes varsa çocuk ölümü, kadın ölümü, masum sivillerin ölümü yoktur. Biz oradayız. Bundan sonra can kaybı yaşanmayacak olmasını da başarıya ulaşması durumunda elbette memnuniyetle karşılıyoruz. Bir an önce insani yardımların hızla, yeterli bir şekilde ulaştırılmasının sağlanması lazım. Hızlı, etkin tıbbi yardıma ihtiyaç var. Türkiye’nin bu konuda bir katkısı olabilecekse biz CHP olarak bu katkıya, desteğe hazırız bugünden. Bundan sonraki süreçte Gazze yönetiminde Filistinlilerin söz sahibi olması lazım. Hâlen daha Gazze’nin tamamının Filistinlilere bırakılmayıp orada bir İsrail gücünün bulundurulacak olması endişe vericidir. Filistinlilerin bulunduğu her yerin etrafının İsrail güçleriyle çevrili tutulacak olması geleceğe yönelik olarak endişe vericidir. Gazze Şeridi Filistinlilerin ve Filistinlilere bırakılmalıdır. Bundan sonraki süreçte Gazze’nin kaynaklarının Batılı devletler ve İsrail tarafından sahiplenildiği, Filistinlilerin de geri kalan işleri yapıp sanki yardımcı hizmetlerde görevlendirileceği bir düzen, adil bir düzen olmaz.

Bir yandan zaten Gazze’nin İsrail tarafından işgali tamamen hukuksuzdu. Uluslararası hukuka aykırıydı. Şimdi bunun yapılmayacak olması önemlidir ama oradan çekilmeleri gerekir. Ama bir yandan İsrail’in işgaline kısmen dur denip bir yandan da Trump’ın gidip orayı ilhak etmesine sebebiyet verecek bir planın da doğru olmadığını düşünüyoruz. Orası Amerika tarafından ilhak edilip, Trump tarafından oraya kendi hayallerindekilerin inşa edilip, önündeki hidrokarbon yatakları noktasından da Trump’ın orada kurduğu hayallerinde dünyanın vicdanının bunların önüne geçmesi gerekir. Biz bunların hepsini bugün bu hafta sonu yapacağımız Sosyalist Enternasyonal toplantısında da konuşacağız. Bir yandan bir savaş suçlusu olan, insanlık suçu işleyen Netanyahu’ya ‘kahraman’ diyen Trump’a bu konuda hem uluslararası kamuoyunun hem Türkiye’nin söyleyecek sözü, aşmaması gereken bir sınır olması gerektiğini düşünüyoruz.”

BİR AN ÖNCE AİHM KARARLARI DA ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI DA UYGULANMALI

Özel, Adalet Bakanlığı’nın, AİHM’nin Selahattin Demirtaş lehine verdiği karara itirazına ilişkin soru üzerine de şu yanıtı verdi:

“Son derece yanlış bir iş. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları Türkiye açısından bağlayıcıdır. Bu kararların tanınmaması, başta Sayın Kavala, dokuz yıldır haksız yere içeride tutuluyor. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve diğer siyasi suçlulara serbest kalması kararı verildi. Bunun için hani iyi bir iş yaparken gösteremedikleri beceriyi böyle hukukun kötüye kullanımında deveye hendek atlatıyorlar. Bir sürecin içindeyiz. Eğer demokratik siyasetin önü açılacaksa bu DEM tarafında Selahattin Demirtaş’tan olur. Bu toplumun büyük beklentisi, DEM’in büyük beklentisi, Kürt vatandaşlarımızın büyük beklentisi, demokratik siyaset isteyen herkesin beklentisidir. Burada bu başvuruyu yapmanın sana ne faydası var, memlekete ne faydası var? Yanlış yaptılar. Bunu son derece hatalı buluyorum. Bir an önce AHİM kararlarının da Anayasa Mahkemesi kararlarının da hızla uygulanması zaten Anayasa’ya uymanın gereğidir. Kendi Anayasası’na uymayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu konuda yapmış oldukları o itirazı da süreç açısından son derece samimiyetsiz bir şekilde değerlendiriyoruz.”

KAYNAK: ANKA

PaylaşPaylaşGönderPaylaşPaylaş
reklam metni reklam metni reklam metni
Önceki İçerik

Maltepe’nin çocuk tarım parkı ödül aldı

Sonraki İçerik

AKP’den ‘Gazze’de Ateşkes’ için ilk açıklama

İlgili İçerik

Özgür Özel: “Tayfun Kahraman ölünce mi rahat edeceksiniz?
Siyaset

Özgür Özel: “Tutukluluk incelemesinin bayramdan önce yapılması lazım”

CHP’li Yavuzyılmaz’dan elektrik zammına tepki
Siyaset

CHP’li Yavuzyılmaz’dan iktidara “akaryakıt” çağrısı

Çelik: “Sizinle birlikte yol arkadaşlığı yapmaktan gurur duyuyoruz”
Siyaset

Çelik: “Sizinle birlikte yol arkadaşlığı yapmaktan gurur duyuyoruz”

Özel: “İmamoğlu çıkacak bu ülkeye Cumhurbaşkanı olacak”
Siyaset

Özel: “İmamoğlu çıkacak bu ülkeye Cumhurbaşkanı olacak”

CHP’li Çiftci: “Biz, kocaman bir çöp iddianame gördük”
Siyaset

CHP’li Çiftci: “Biz, kocaman bir çöp iddianame gördük”

Arıkan: Türkiye ve İran’ı karşı karşıya getirmek istiyorlar
Siyaset

Arıkan: Türkiye ve İran’ı karşı karşıya getirmek istiyorlar

Sonraki İçerik
AKP Sözcüsü Çelik’ten ABD’ye kınama

AKP'den 'Gazze'de Ateşkes' için ilk açıklama

Gündem

Özgür Özel: “Tayfun Kahraman ölünce mi rahat edeceksiniz?

Özgür Özel: “Tutukluluk incelemesinin bayramdan önce yapılması lazım”

Sanchez’den Trump’a: Uluslararası hukukun ihlalini kabul etmeyeceğiz

Sanchez “Diğerleri savaşlara para harcarken biz hakları güçlendiriyoruz”

Çin’in dış ticaret hacmi ocak-şubat döneminde yüzde 18,3 arttı

Çin’in dış ticaret hacmi ocak-şubat döneminde yüzde 18,3 arttı

CHP’li Yavuzyılmaz’dan elektrik zammına tepki

CHP’li Yavuzyılmaz’dan iktidara “akaryakıt” çağrısı

İran Dışişleri Bakanı: “Egemenliğimizi savunmak için tüm seçenekler masada”

Arakçi: “ABD ve İsrail’in rejim değişikliği hedefleri başarısız oldu”

İran, dokuz hastanenin hizmet dışı olduğunu açıkladı

İran, dokuz hastanenin hizmet dışı olduğunu açıkladı

Çelik: “Sizinle birlikte yol arkadaşlığı yapmaktan gurur duyuyoruz”

Çelik: “Sizinle birlikte yol arkadaşlığı yapmaktan gurur duyuyoruz”

İSİG Meclisi: “Şubat ayında 126 işçi hayatını kaybetti”

İSİG Meclisi: “Şubat ayında 126 işçi hayatını kaybetti”

Özel: “İmamoğlu çıkacak bu ülkeye Cumhurbaşkanı olacak”

Özel: “İmamoğlu çıkacak bu ülkeye Cumhurbaşkanı olacak”

CHP’li Çiftci: “Biz, kocaman bir çöp iddianame gördük”

CHP’li Çiftci: “Biz, kocaman bir çöp iddianame gördük”

  • İletişim
  • Gizlilik Politikası
Bizi takip edin

© 2020 YÖN Haber | Tüm Hakları Saklıdır

Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Video
  • Podcast
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Dünya
  • Yerel Yönetimler
  • Sağlık
  • Sürdürülebilirlik
  • Teknoloji
  • Yaşam
  • Spor
  • Medya
  • Asya Gündemi
  • TBMM

© 2020 YÖN Haber | Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist