DEVA, Gelecek ve Saadet Partilerinin oluşturduğu Yeni Yol Grubu tarafından hazırlanan “Uyuşturucu ile Mücadele Zirvesi ve Çalıştayı”nda konuşan siyasi parti genel başkanları Türkiye’nin en önemli sorunlarından birinin uyuşturucu olduğunun altını çizdi. Uyuşturucuya karşı etkin mücadele çağrısı yapılan toplantıda konuşan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Türkiye artık transit değil pazar ülke. Türkiye’den geçmiyor artık uyuşturucu, Türkiye’de tüketiliyor. Metamfetamin ve sentetik uyuşturucu 2015’te 251 kilogramdı. Okullara kadar inen bu belayı kim bu ülkenin başına sarmışsa hesap vermelidir” dedi.
DEVA, Gelecek ve Saadet Partilerinin oluşturduğu Yeni Yol Grubu, 21-27 Haziran’ı “Uyuşturucu ile Mücadele Haftası” ilan ederek TBMM’de ve sahada büyük bir seferberlik başlattı. “Hesap Vakti” sloganıyla yürütülen bu kampanya, bugün Ankara’da düzenlenen geniş katılımlı Uyuşturucu ile Mücadele Zirvesi ve Çalıştayı başladı.
Çalıştayda Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu konuşma yaptı.
Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan, ABD’nin İran’ın nükleer tesislerine dönük saldırılarını kınayarak, “Meselenn ne nükleer tesis, ne barış, ne demokrasi, ne de İran olmadığını biliyoruz. Bu savaş İran ile ‘Küresel Siyonizm’ arasındadır. Ve biz biliyoruz ki, bu savaşın hedefi sadece İran değildir. Amaç; özgür iradeleri susturmak, masumların sesini kısmak, coğrafyamızı teslim almaktır. Biz bu kirli planları görüyoruz. Biz bu tezgâhların farkındayız” dedi.
MAHMUR ARIKAN: AVRUPA GENELİNDE YAKALANAN SENTETİK UYUŞTURUCULARIN TAM YÜZDE 81’İ TÜRKİYE’DE ELE GEÇİRİLİYOR
Uyuşturucu madde başta olmak üzere, sanal kumar, alkol ve sigara kullanımında Türkiye’nin dünyada ilk sıralarda olduğunu kaydeden Arıkan şunları kaydetti:
“Avrupa genelinde yakalanan sentetik uyuşturucuların tam yüzde 81’i Türkiye’de ele geçiriliyor. 2020 yılında, Türkiye’de 740 kilo metamfetamin ele geçirilirken 2021 yılında bu rakam 3 ton 520 kiloya çıkıyor. Bu sadece bir yılda yüzde 375’lik bir artış demek. Türkiye ‘uyuşturucu madde’ güzergahı olmuş durumda. Afganistan, İran, Rusya, Pakistan ve daha birçok ülkeden gelen uyuşturucu maddeler ya bizim ülkemizde yayılıyor ya da Avrupa’ya transfer ediliyor.
Biz isterdik ki, iktidar da bu mücadeleye en üst seviyede destek versin, gündemine alsın. Ama görüyoruz ki; iktidarın gündemiyle, Milletimizin gündemi aynı değil. AK Partili yöneticilere sesleniyorum: İktidar olduğunuzu biliyoruz. Zira akademisyene, öğrenciye, gazeteciye, siyasetçiye, KHK’lıya yeten o gücünüzü gördük. Ama ne gariptir ki o kudret, bir türlü uyuşturucu tacirlerine, çetelere, mafyaya, sanal kumar baronlarına yetmiyor. Şimdi de bir çağrıda bulunuyorum. Unuttuğunuz Anadolu’yu şöyle gezin. Biz size bu konuda destek vermeye, yanınızda olmaya hazırız.
BUGÜN ANKARA GİBİ BİR ŞEHİRDE, BİR BAŞKENTTE ‘ÇOCUK VE ERKEN MADDE BAĞIMLILIĞI TEDAVİ MERKEZİ’ YOK
Ankara’da ÇEMATEM yok. Bugün Ankara gibi bir şehirde, bir başkentte ‘Çocuk ve Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi’ yok. Türkiye genelinde var olan merkezlerin toplam yatak kapasitesi de bin 396 ile sınırlı kalmış. Yahu Allah aşkına milyonlarca bağımlı varken, bin 396 yatak kapasitesiyle neyi çözeceksiniz? Hangi ailenin derdine derman olacaksınız? Sağlık Bakanlığı AMATEM’lerin yetersiz olduğunu söylüyor ama artırmaya yönelik adım atmıyor. Peki ne yapılmalı? Her ilde AMATEM, ÇEMATEM ve rehabilitasyon merkezleri açılmalı, var olanların kapasitesi ve hizmet kalitesi artırılmalıdır. Rehabilitasyon sürecinde; Bağımlının, aile desteğini alabilmesi için; ailelerin sürece aktif katılımı sağlanmalıdır.
Bu evlatlarımızın topluma yeniden kazandırılması için sosyal uyum programları, istihdam imkanları ve destek mekanizmaları oluşturulmalıdır. Derhal ‘Bağımlılıkla Mücadele Kurumu’ kurulmalıdır. Bu zehir tacirleri bedeli ne olursa olsun adalet önüne çıkarılmalıdır. Bizim bir gencimizi bile feda edecek lüksümüz yok. Biz 86 milyon insandan sorumluyuz ve bizim evimiz Türkiye’dir.”
AHMET DAVUTOĞLU: ABD, İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI TOPLANTISI SIRASINDA BU SALDIRIYI YAPARAK ADETA MEYDAN OKUDU
Ahmet Davutoğlu da ABD’nin İran’a dönük saldırısına tepki göstererek saldırının zamanlamasına dikkat çekti ve “ABD’nin uluslararası hukuka aykırı saldırısını en şiddetli biçimde kınıyorum. İslam İşbirliği Teşkilatı Toplantısı sırasında bu saldırıyı yaparak adeta meydan okudu. Şimdi bu küstahlığa, bu ahlaksızlığa karşı kimin ne ses yükselteceğini hep beraber bekleyeceğiz. Ve en güçlü sesin Ankara’dan gelmesini bekliyoruz. Çünkü bu aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’ne yapılan saygısızlık, nezaketsizliktir. İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısı Türkiye’de yapılırken o gece İran’a vurmak, Türkiye’nin komşusunu vurmak, Türkiye’yi savaşın eşiğine getirmek ittifaklarla bağdaşılabilir bir husus değildir” diye konuştu.
SEFERBERLİK İLAN ETMEMİZ LAZIM
“Eğer savaş kapıdaysa birincisi kamu düzenine dikkat edeceksiniz. Asla taviz vermeyeceksiniz” diyen Davutoğlu, şunları kaydetti:
“Bugün Türkiye’de kamu düzenini en çok tehdit eden unsurlardan birisi uyuşturucu baronlarının da içinde bulunduğu çetelerdir. Eğer bir ülkenin sokakları uyuşturucu çeteleri tarafından esir alınmışsa, eğer bir ülkenin siyasal düzeni yolsuzluklarla uyuşturucu baronlarının elinde bir çıkar aracı haline dönüşmüşse o ülkenin herhangi bir savaşta direnç unsurları yok edilmiş demektir.
Bu bağlamda da terörsüz Türkiye, dikkat edin aylardır tartışılan ‘Terörsüz Türkiye’ rafa kalkıyor nerdeyse. Terörsüz Türkiye değil, terörsüz bölge dedim. Ayrıca ısrarla ‘gecikmeyin’ dedim. Sayın Erdoğan’a, Sayın Bahçeli’ye yazdığım mektuplarda da, siyasi liderlerle yaptığım görüşmelerde ‘Asla gecikmeyin. 2013’teki gecikme Suriye krizi dolayısıyla çözüm süreci öldürdü. Bir an önce adımları atın’ dedim. Beklediler ve şimdi Türkiye böyle bir savaşın eşiğine hala terör sorununu çözmemiş olarak gidiyor. Üçüncüsü ise ister asker olarak cephede, ister zihni güç olarak üniversitelerde, ster fiili emek gücü olarak alanda olsun gençlerini kaybetmiş bir milletin direnç noktaları kalmamıştır. Toprakla ilgilenecek genç çiftçi yok ama gençler uyuşturucuların kıskacında, Üniversiteye, lisede giden gençlerin okullarının önünde hatta ortaokulların önünde ilkokullara kadar inen torbacılar varsa bir savaş halindesiniz demektir. Seferberlik ilan etmeniz lazım.
ÖFKELİYİM ÇÜNKÜ DEVLET ELEĞE DÖNMÜŞ ÇETELERİN ELİNDE
Türkiye artık transit değil pazar ülke. Türkiye’den geçmiyor artık uyuşturucu, Türkiye’de tüketiliyor. Metamfetamin ve sentetik uyuşturucu 2015’te 251 kilogramdı. Şimdi 10 ton. 40 misli artmış. Neredeydi güvenlik birimleri. 2015 yılında hazırladığımız devletin onayladığı Uyuşturucu ile Mücadelede Stratejik Eylem Planı’nı kim uygulamamışsa hesap vermelidir. Gençlerimiz adına, çocuklarımız adına hesap vermelidir. Okullara kadar inen bu belayı kim bu ülkenin başına sarmışsa hesap vermelidir.
Kokain, ecstasy 5 kat artmış. 403 bindi 2022’de bir rapor hazırladı İzzettin Küçük. 403 bin tutuklu vardı bunun 3’te biri uyuşturucu tutuklusu. Cinayetlerin yüzde 60’ı, saldırıların yüzde 40’ı, tecavüzün yüzde 33’ü uyuşturucu kullananlar tarafından yapılıyor. Bu belayı bu milletin başından almadıkça ne sokaklar huzurlu, ne gençler ne de kadınlar güvende. Öfkeliyim çünkü devlet eleğe dönmüş çetelerin elinde. Hesap verme vakti.
İKTİDAR, BUNUN HESABINI VERMEK ZORUNDADIR
Adana’nın bir mahallesi dünyada en çok uyuşturucu tüketilen yerlerden birisi. Türkiye şu anda dünya uyuşturucu tüketiminde ikinci. Gençliğini koruyamayan bir milletin istiklalini koruması mümkün değildir. Mehmetçiğimizin cephede vereceği savaşın arka planındaki kahramanları uyuşturucuya karşı savaş verecek olanlardır. Devlet bunu vermiyor ama birçok dernek bunu yapıyor.”
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Türkiye’nin AK Parti iktidarının yönetiminde, dünyanın en büyük uyuşturucu merkezlerinden biri haline geldiğini belirterek, “İktidar, bunun hesabını vermek zorundadır. Dünyanın dört bir yanından uyuşturucu baronlarının bu ülkede ne aradıklarının hesabını vermek zorundadır. İktidar, gemi gemi yakalanan uyuşturucuların yanında, yakalanmayanların da hesabını vermek zorundadır” dedi.
ALİ BABACAN: BİR MİLLET, KENDİ EVLARLARINI BÖYLE KADERİNE TERK EDEMEZ
Babacan şunları söyledi:
“İngiliz uyuşturucu baronu da burada, Çinli uyuşturucu baronu da burada. Bakın, Belçika genelinde uyuşturucu dağıtımını organize eden İngiliz uyruklu Mohammed Zakir İstanbul Büyükçekmece’de yakalanıyor. Vietnam’da kırmızı bültenle aranan Çin uyruklu Chen Xuefeng Bağcılar’da yakalanıyor. Vietnam’da aranıyor, Çin uyruklu, yakalandığı yer neresi? Sadece polisiye tedbirlerle, sadece göstermelik operasyonlarla, bir iki afiş, bir iki kamu spotu ile bu mesele çözülmez. Bu iş; kökten, topyekûn, kararlı ve uzun soluklu bir devlet politikası ister. Devletin görevi sadece suçluyu yakalamak değil, o bataklığı kurutmaktır. Bu kadar açık ve derin bir sorun karşısında, bir de iktidarın yaklaşımına bakıyoruz, ihmalkârlık, ilgisiz, vurdumduymazlık. Bir millet, kendi evlatlarını böyle kaderine terk edemez.
Bir devlet, gençliğinin göz göre göre yok oluşuna seyirci kalamaz. İktidarın görevi algı yönetmek değil, çözüm üretmektir. Ama çözüm üretemiyorlar. İşte bu yüzden diyoruz ki: Artık susmak yok. Artık görmezden gelmek yok. Artık oyalanmak yok. Evet, hesap vakti geldi.”
KAYNAK: ANKA

















