Anayasa Mahkemesi (AYM), 8 Temmuz 2018 tarihinde Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi’nde intihar eden A.B.’nin anne ve babası Fener ve Siraç Bozkurt’un gerekli koruma önlemlerinin alınmaması ve ölümü takiben etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı başvuruda kararını verdi.
Kararda olay özetlenerek kurum tarafından düzenlenen 28 Kasım 2017 tarihli genel risk ve ihtiyaç raporundaki, “A.B’nin depresyonda olduğu, intihar riskinin yüksek olduğu ve acil psikiyatrik muayeneye tabi tutularak uygun müdahalelerde bulunulması gerektiği” bulgularına dikkat çekildi.
A.B. ile sosyal hizmet uzmanı ve psikolog tarafından kurum bünyesinde görüşmeler yapıldığı söylenerek, A.B.’nin babasının hastanede olduğunu, ailesinin ekonomik durumunun iyi olmadığını, sosyal yardımlar için başvuru yapmak istediğini beyan ettiği ifade edildi.
A.B.’nin koğuş ve kurum değişikliği talep ettiği de belirtilen kararda, 8 Mayıs 2018 tarihli dokuzuncu psikolog görüşmesi notunda A.B.’nin müdahale izleme raporu uyarınca yüksek risk intihar grubunda olmasından kaynaklı görüşmeye çağırıIdığına yer verildi.
Ölü bulundu
Ardından da 8 Temmuz 2018 tarihinde A.B.’nin bulunduğu tekli odaya sabah kahvaltısı ve öğle yemeği servisi yapıldığı, akşam yemeği servisi sırasında (saat 18.20) görevli kurum memuru Y.K.’nin A.B.’yi asılı vaziyette gördüğü ve Jandarma Olay Yeri İnceleme ekiplerinin gelmesinin ardından A.B.’nin cesedinin odasından çıkarıldığı belirtildi. Otopsi işleminde ölümün ası sonucu meydana geldiği ifade edildi.
Olayın ardından kurum müdürlüğünün 9 Temmuz 2018 tarihli emri ile infaz ve koruma memurları M.G., Y.K. ve A.O. hakkında disiplin soruşturması açıldığına yer verilen açıklamada “ceza verilmesine yer olmadığı yönünde karar alındığı” ifade edildi.
‘Yaşama hakkını koruma yükümlüğü ihlal edildi’
AYM, başvuruyla ilgili verdiği kararda yaşama hakkını koruma yükümlüğünün ihlal edildiğine hükmetti. Yeniden soruşturma yapılmasına da karar veren AYM’nin gerekçesinin bir bölümü şöyle:
“Kurum yetkililerinin A.B’nin yaşamının korunması için gerekli olan makul ve etkili tedbirleri almadıkları sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle A.B’nin yaşamının kendi eylemlerine karşı korunamaması sebebiyle yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. A.B’nin intiharında yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlali sonucunu doğuran olgular yukarıda aktarılmıştır. Başsavcılığın soruşturma sürecinde alınan-yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edilmesine neden olan- hususlara ilişkin bir değerlendirmede bulunmadığı gözlemlenmiştir. Bu bağlamda ciddi/yakın riskin varlığına karşın etkin ve pratik önlemlerin alınmasında yetersiz kalındığı, özetle kamu görevlilerinin eylemleri/ eylemsizlikleri ile bağlantılı olarak yaşamı koruma yükümlülüğünün ihlal edildiği sonucuna ulaşıldığından kamu görevlileri hakkında -ihlale neden olan hususlara dair herhangi bir değerlendirme yapılmadan- takipsizlik kararı verilmesinin ve bu bağlamda sorumluların ortaya çıkarılmasının engellenmesinin yaşam hakkı kapsamında etkili ceza soruşturması yürütülmesi yükümlülüğü bakımından ihlal sonucu doğurduğu kanaatine varılmıştır.”

















