Su Politikaları Derneği tarafından hazırlanan, “Büyük kentlerimizde Su Hizmetleri Yönetiminde Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlık raporda, su yönetiminde yenilikçi bir yaklaşımla yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç olduğu belirtilerek, “İklim değişikliği ve artan diğer baskıların etkisi altında, suyun her alanda akılcı, planlı ve verimli kullanılması artık yalnızca bir kalkınma meselesi değil, aynı zamanda bir ulusal güvenlik meselesi haline gelmiştir. Bu nedenle su yönetiminin, artan riskler, ihtiyaçlar ve gelişen teknolojiler de dikkate alınarak, su yönetiminin yasal ve kurumsal açıdan yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalar hızlandırılmalıdır” denildi.
ANKA Haber Ajansı’nın edindiği bilgiye göre, Su Politikaları Derneği 2025 yılında yaşanan kuraklık için “Büyük kentlerimizde Su Hizmetleri Yönetiminde Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir rapor hazırladı.
Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız ve Dernek Yürütme Kurulu Üyesi Hasan Hüseyin Doğan tarafından hazırlanan raporda, Türkiye’de su yönetiminin karşı karşıya olduğu en kritik yasal ve kurumsal sorunlar şöyle sıralandı:
“Türkiye’nin su yönetiminin önündeki en temel yasal eksiklikler ve kurumsal sorunlar; uygulamada ulusal stratejik hedef eksikliği, yasal boşluklar ve kurumsal altyapı zafiyetidir. Bu zafiyetler; liyakatsiz kadrolar, kurumların hafızalarını ve kurumsal kimliklerini kaybetmesi, DSİ–SYGM ile DSİ–SUKİ’ler arasında yaşanan yetki çakışmaları ve ‘Su Yasası’ eksikliği olarak öne çıkmaktadır. Bunlara ek olarak plansızlık, koordinasyonsuzluk ve verimsizlik de önemli sorun alanlarıdır. Tüm bu sorunların sonucu; plansız yatırımlar, verimsiz işletme, kaynak israfı ve güvenlik risklerinde artış olarak ortaya çıkmaktadır.”
Türkiye’nin büyük bölümünde geçen yıl aşırı kuraklık yaşandığı hatırlatılan raporda, “Özellikle Ege ve Akdeniz bölgeleri, Trakya ve Orta Anadolu’da, iklim değişikliğinin de etkisiyle birçok sektörü zincirleme şekilde etkileyecek ciddi sorunlara yol açabilecektir” denildi.
İÇME SUYU ŞEBEKELERİNDE ORTALAMA YÜZDE 50 KAYIP VE KAÇAK VAR
Türkiye’de su yönetiminin en önemli sorunlarından birinin de içme suyu şebekelerinde ortalama yüzde 50 kayıp ve kaçak olduğu belirtilerek, şu görüşlere yer verildi:
“Bu nedenle, şehir şebekelerindeki kayıp ve kaçakların en aza indirilmesi için merkezi bütçeden desteklenen yeni bir seferberlik başlatılmalıdır. Ayrıca, belediyelerimizin bir çoğunda Su ve Kanalizasyon İdarelerinin enerji masrafları gelirlerinin yüzde 20’sine kadar çıkmaktadır. Belediyelerimizin kendi enerjilerinin bir kısmını mevcut su temini sistemlerine mikro-hidro enerji sistemleri kurarak üretmesi, artan enerji tüketimi ve enerji maliyetlerinin baskısını azaltabilir. Bu amaçla bir pilot bölge seçilip uygulamalara başlanabilir. Türkiye’nin su yönetimi yasal, kurumsal ve idari açıdan çok radikal bir düzenleme ihtiyacı içindedir. DSİ’nin bölge teşkilatları, havza bazında yeniden yapılandırılmalıdır. DSİ’nin havza sayısı kadar Bölge Müdürlüğü bulunsa da, bu bölgelerin teşkilatlanmasında havza sınırları yerine sadece idari sınırlar ve politik mülahazalar göz önünde bulundurulmuştur.”
SUYUN HER ALANDA VERİMLİ KULLANILMASI YALNIZCA BİR KALKINMA MESELESİ DEĞİL, ULUSAL GÜVENLİK MESELESİ HALİNE GELMİŞTİR
Türkiye’nin su yönetiminin yasal, kurumsal ve idari açıdan “çok radikal” düzenlemeye ihtiyacı olduğu belirtilerek, şu ifadeler kaydedildi:
“DSİ’nin bölge teşkilatları nehir havzaları bazında yapılandırılmalıdır. DSİ’nin havza sayısı kadar Bölge Müdürlüğü bulunmasına rağmen, bu bölgelerin teşkilatlanmasında havza sınırları yerine il idari sınırları ve politik mülahazalar esas alınmıştır. DSİ’nin nehir havzası ölçeğinde yeniden yapılanmasında, havza sınırlarının olabildiğince dikkate alınması gerekmektedir. İklim değişikliği ve artan diğer baskıların etkisi altında, suyun her alanda akılcı, planlı ve verimli kullanılması artık yalnızca bir kalkınma meselesi değil, aynı zamanda bir ulusal güvenlik meselesi haline gelmiştir. Bu nedenle su yönetiminin, artan riskler, ihtiyaçlar ve gelişen teknolojiler de dikkate alınarak, su yönetiminin yasal ve kurumsal açıdan yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalar hızlandırılmalıdır.”
Hane halkı sayısına göre kademeli su tarifesi uygulanabileceği önerilen raporda, “Evlerde tasarruflu armatür, sifon haznesi ve ev aletleri kullanımı, daha hassas sayaç kullanımı, tuvaletlerde gri su veya arıtılmış atıksu (mor şebeke) kullanımının teşviki, kentsel yeşil alan sulaması ve araç yıkamada arıtılmış atıksu kullanımı ile yeni geliştirilen/dönüştürülen bölgelerde ikili şebeke uygulamaları gibi seçenekler düşünülebilir” denildi.
SU YASASI ÇIKARILMALI
Uzun süren bölgesel kuraklıklar nedeniyle yeraltı sularının yeterince beslenemediği vurgulanan raporda, şunlar kaydedildi:
“Yeraltı sularının bazı havzalarda aşırı tahsisi, kontrolsüz çekimi, verimsiz kullanımı ve kuraklık nedeniyle yetersiz beslenmesi, yakın gelecekte bazı havzalarda su arz güvenliğini tehdit edecektir. Yeraltı sularının aşırı çekimi, son yıllarda birçok havzada obrukların ortaya çıkmasına da neden olmuştur. Bu kapsamda başlıca; bir an önce bütünleşik havza yönetimine geçilmeli, Su Yasası çıkarılmalı ve havza ölçeğinde suyu en etkin şekilde yönetebilecek bir kurumsal yapı oluşturulmalıdır. Ayrıca toplumda bir su kullanım kültürü oluşturulmasına yönelik çalışmalara, sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte hız verilmelidir.”
KAYNAK: ANKA
















