CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile yapacağı ara seçim gündemli görüşmeye ilişkin olarak, “Bu görüşme olmadan kendisinin ‘Benim yetkim yok’ gibi çok kestirmeden ve Sayın Erdoğan’ın kendisine benim ara seçim talebinden sonra yaptığım ziyareti farklı yerlere çekebilecek, bir anlam çıkabilecek cümleler kurmasını şu an için isabetli bulmuyorum. Önce, ‘Randevu veririz, görüşürüz’ deyip de sonra, ‘Benim ara seçimde bir rolüm yok’ gibi değerlendirmeler doğru değil. Bence ara seçimle ilgili en önemli rol ve görev, Meclis Başkanı’na ait. Kendisine bunu İçtüzük’e, Anayasa’ya ilişkin olarak çok net değerlendirmeler ve hatırlatmalar yaptıktan sonra kendisinin de bu konudaki fikrinin değişeceğini ümit ediyorum” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim gündemiyle çıktığı siyasi parti turu kapsamında DEM Parti, TİP, EMEP, İYİ Parti, Gelecek Partisi, Yeniden Refah Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi, Zafer Partisi, SOL Parti ve Anahtar Parti’nin ardından bugün Saadet Partisi Genel Merkezi’ni ziyaret ederek Genel Başkan Mahmut Arıkan ile görüştü.
Ziyarette Özel’e; CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Kurumsal İlişkiler ve Siyasi Partilerle İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Serkan Özcan ve Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen’den oluşan CHP heyeti eşlik etti. Arıkan, Özel ve beraberindeki heyeti kapıda karşıladı. Görüşmede, Saadet Partisi’nden Genel Başkan Yardımcıları; Mustafa Yılmaz, Mesut Doğan, Sabri Tekir isimleri yer aldı. Saat 09.00 itibarıyla başlayan görüşme, 50 dakika sürdü. İki lider görüşmenin ardından ortak basın açıklaması düzenledi.
Özel, şunları söyledi:
‘Malum bir haftayı bulan bir sürede, siyasi partileri ziyaret ediyoruz ve Sayın Genel Başkanlara önemle üzerinde durduğumuz hususlarla ilgili partimizin görüşlerini ifade ediyoruz. Biraz önce Sayın Arıkan’ın da özetlediği gibi, hem İran’da yaşanan gelişmeler ve bunun Türkiye ekonomisi üzerine yarattığı etkiler, bu konuda Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin hem MYK’mızda hem CAO’da görevli 11 ekonomist arkadaşımızın yapmış olduğu bir çalışma var. Hızlı olarak alınması gereken ve toplumdaki başta gelir seviyesi çok düşük olan emekliler, emekçiler, küçük esnaf, çiftçiler için alınması gereken tedbirler, KOBİ’ler ve saniyiciler için alınması gereken tedbirler, orta ve uzun vadede geliştirilmesi gereken yeni önlemlerle ilgili bir raporumuz vardı. Bunu Sayın Arıkan’a arz ettik.
SİYASİ ETİK YASASI’NI ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE MECLİS ZEMİNİNE TAŞIRIZ
Zaten daha önceki yıllarda Meclis’teki ortak çalışmalarımızda, üzerinde hemfikir olduğumuz Siyasi Ahlak Yasası’nın bir an önce çıkarılmasına yönelik konuda birlikte çalışma kararlılığı içinde olduk. Bu çalışmaları ortaklaştırmak, en geniş kapsamda birleşmek, bürokratları da içine alacak, yerel yöneticileri de içine alacak, siyasi parti yöneticilerini, milletvekillerini, bakanları, cumhurbaşkanını da içine alacak bir Siyasi Etik Yasası’nın ve siyasetin finansmanının şeffaflaşmasıyla ilgili birlikte çalışma kararı aldık. Bu konudaki kararlılığımız bir kez daha teyit ettik. Önümüzdeki günlerde heyetler halinde birlikte partiler birbirlerini ziyaret ederek bu konuyu olgunlaştırıp Meclis zeminine taşırız.
ANAYASAL ZORUNLULUK OLAN ARA SEÇİM İÇİN HER ŞEYİ YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Zaten bir Anayasal zorunluluk olan ara seçim konusunda, ara seçimin 30 ay geçtikten sonra boşalmış olan seçim bölgeleri için yapılmasının bir Anayasal zorunluluk olduğu ve görevin Meclis’te olduğu, ‘Ara seçim gündemimizde vardır-yoktur’ gibi yaklaşımların Meclis dışındaki hükümetin, yürütmenin konusu olmadığı, bunun Meclis’e bir saygısızlık olduğunu zaten ifade etmiştik. Bugün de Anayasa’nın amir hükmü gereğince bir ara seçim yapılmasının zorunluluğu konusunda hemfikiriz. Tabii burada esas hemfikir olduğumuz nokta, ara seçim gündeminin bir Anayasal zorunluluk olduğu ancak temel meselenin Türkiye’nin bir an önce bir erken seçime gitmesi ve artık Türkiye’yi yönetemeyen ve Türkiye’yi her geçen gün biraz daha yoksul, gençlerini biraz daha umutsuz kılan ve Türkiye’de yaşayan kimsenin memnun olmadığı bu yönetimin bir an önce değişmesi için bir erken seçim olması gerekliliği ortada. Erken seçim talebi, elbette ara seçim talebini ortadan kaldırır. Ancak iktidarın erken seçim yapmak için bir zorunluluğu, daha doğrusu bir Anayasal zorunluluğu olmadığı için onlar bir erken seçim kararı alana kadar Anayasal zorunluluk olan ara seçim için her şeyi yapmaya devam edeceğiz.
2023 yılında AK Parti, bugün ara seçimin zaruri olduğu seçim bölgelerinin birçoğunda açık farkla ve tamamında birinci partiydi. Bugün buralarda seçime gitmekten çekinen, yani milletin gönlünden, gözünden düşmüş olduğunu ve elindeki anketlerde artık güçlü olduğu seçim bölgelerinde dahi seçime girecek cesaretinin olmadığını milletimiz görüyor. Sandıktan kaçmak, milletten kaçmaktır. Demokrasilerde milletten kaçmanın bedeli çok ağır olur. Millet çağırdığı bir sandığı, Anayasa’da yazdığı halde kendisinden kaçıranla ilk bulduğu sandıkta en şiddetli şekilde hesaplaşır. Bunun bedelini en ağır şekilde ödetir. Bu yüzden bir an önce bu ara seçimin yapılıp milletin sesinin duyulması gerekir diye düşünüyoruz.”
Özel ve Arıkan, açıklamalarının ardından basın mesnuplarının sorularını yanıtladı. Özel, Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş hakkında verilen soruşturma izninin sorulması üzerine, şunları söyledi:
“2023 seçimlerinin temel tartışması şuydu: Sayın Erdoğan, cumhurbaşkanı adayı olarak her yere devletin kendisine cumhurbaşkanı olarak tahsis ettiği araçla gidiyordu ve seçim yasaklarının daha önceki parlamenter sistemde uygulandığı, seçimlere belli bir süre kala resmi açılış töreni yapmama, gittiğinde kendisine valilerin eşlik etmemesi gibi demokrasinin gereği olan hiçbir kurala uymaksızın devletin bütün imkanlarını kullanıyor, devletin bütün protokollerini kullanıyor, açılışları yapıyor ve ‘Ben Cumhurbaşkanıyım’ diyordu. Aslında o anda cumhurbaşkanı adayı olarak mitinglere gidiyordu ama bunları yapıyordu. Bu konudaki tüm uyarılara rağmen hassasiyet göstermemiş olanların Karabük mitingine giderken ABB’nin bir aracının kullanılıp kullanılmadığı konusundaki hassasiyetleri gerçekten takdire şayan. Ama konunun diğer detaylarını öğrendiğimde içeriğe yönelik nedir, ne değildir; bir değerlendirme daha yaparım.”
Özel, “Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un Can Atalay konusunda inisiyatif almaması, ara seçime kapıyı kapatması ve Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin somut adımların atılması konusunda bayram sonrasına işaret ettiği görüşme takvimini nasıl değerlendiriyorsunuz” sorusunu şöyle yanıtladı:
“Bu görüşmeler tabii belli bir takvim içinde tamamlanması gerekiyor. Bunun dışında Meclis dışındaki bazı siyasi partilerle gündemi değerlendirmek üzere başka görüşmelerimiz de olacak. Genel Başkanlarıyla görüştüğümüz, örneğin bize daha önce ziyarette bulunup bizim ziyarette bulunamadığımız siyasi partiler var. Onları da önümüzdeki haftalarda gerçekleştireceğiz. Benim kendi takvimimde aslında bugün Sayın Numan Kurtulmuş’tan randevu talep etmek vardı. Kendisi de buna olumlu baktığını ifade etmişti. Ancak hem dünkü cenazeden bugüne kalan görüşmeler ayrıca Ankara İl Başkanımız Sayın Ümit Erkol’a İzmir’de yapılan tutuklama üzerine, tüm il başkanlarımızı Ankara’ya davet etmiştik. Şu an buradalar. Grup toplantımızdan sonra Olağanüstü İl Başkanları Toplantımızı yapacağız.
NUMAN KURTULMUŞ’TAN GELECEK HAFTA İÇİ İÇİN BİR RANDEVU TALEBİMİZ VAR
Yarın da Barcelona’daki toplantı için yarın akşam saatlerinde Türkiye’den ayrılacağız ve dünyadaki tüm siyasi akrabalarımızla Barcelona’da bir araya geleceğimiz çok önemli bir toplantı var. O yüzden Numan Kurtulmuş’tan gelecek hafta içi için bir randevu talebimiz var. Bütün siyasi partilerle yapmış olduğumuz görüşmelerdeki özellikle ara seçim gündemi Sayın Numan Kurtulmuş’a çekinik davranamayacağı bir sorumluluk yüklüyor. Çünkü Sayın Numan Kurtulmuş Meclisin Başkanı. Meclis’in Başkanı’nın da Anayasa’ya topyekun uymasına ilişkin 78’inci maddeyle ilgili bir görevi var. Yani Numan Bey, ‘Bu beni ilgilendirmez’ diyorsa ondan daha çok ilgilendiren kimse yok. Çok net bir şekilde tüm siyasi partilerin ortak görevi, 30 ay geçtikten sonra boş sandalyeleri doldurmak. Bunun için ya bir mutabakata ya da tüm partilerin kendi görüşlerini söyledikten sonra alınacak bir karara ihtiyaç var. Bu konuda Numan Bey, ‘Ben yokum’ derse Numan Bey kendisine ver çok önemli bir görevi, çok kıymetli bir koltuğu boşu boşuna boşaltmış olur. Hiç doğru bir yaklaşım olmaz.
ARA SEÇİMLE İLGİLİ EN ÖNEMLİ ROL VE GÖREV, MECLİS BAŞKANI’NA AİT
Bu konuyu kendisine dokuz yıl Meclis’te grup başkanvekilliği yapmış, geçmiş İçtüzük uygulamalarını, Meclis’e alınmış her kararı tüm detaylarına kadar inceleme konusunda geçmiş pratiği olan bir Genel Başkan olarak kendisiyle yapıcı ve doğruyu birlikte bulacağımız bir görüşme yapmayı ümit ediyorum. Erkenden, bu görüşme olmadan kendisinin ‘Benim yetkim yok’ gibi çok kestirmeden ve Sayın Erdoğan’ın kendisine benim ara seçim talebinden sonra yaptığım ziyareti farklı yerlere çekebilecek, bir anlam çıkabilecek cümleler kurmasını şu an için isabetli bulmuyorum. Önce, ‘Randevu veririz, görüşürüz’ deyip de sonra, ‘Benim ara seçimde bir rolüm yok’ gibi değerlendirmeler doğru değil. Bence ara seçimle ilgili en önemli rol ve görev, Meclis Başkanı’na ait. Kendisine bunu İçtüzük’e, Anayasa’ya ilişkin olarak çok net değerlendirmeler ve hatırlatmalar yaptıktan sonra kendisinin de bu konudaki fikrinin değişeceğini ümit ediyorum.
NUMAN BEY, CAN ATALAY’I KÜTÜĞE KAYDEDİP GÖREVE ÇAĞIRMAK YERİNE, PASİF BİR TUTUM İÇİNDE KALDI
Can Atalay meselesi ise, hele hele yani Numan Bey bir kez şunu söyleyelim: Hatay seçim sonuçları kesinleştikten sonra, geçici Meclis Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, yemin etmek için kendisini kürsüye çağırıp da Silivri’nin kapılarının kapalı tutulduğunu, Anayasa’ya uyulmadığını biz gördükten sonra, seçilen Meclis Başkanı’nın derhal bu konuda inisiyatif alması gerekiyordu. Kendisi bize Meclis’te toplantılarda, birkaç ay zamana ihtiyaç olduğunu, 1 Ekim’e kadar konunun çözüleceğini, bu konuda kendisinin inisiyatif alacağını söyledi. Türkiye İşçi Partisi’nin Genel Başkanı ile biz Numan Bey ile birlikte aynı toplantıydık ve ‘Bize süre verin. Ekim ayı gelmeden biz bu sorunu çözmüş olacağız’ dediler. Şimdi de ‘O konu çok çetrefilli. Çözemedik’ diyorlar. Bunun üstüne Anayasa Mahkemesi (AYM), Can Atalay’ın içeride tutulmasının Anayasa’ya aykırı olduğuna dair karar verdi. Hatta Can Atalay ile ilgili Meclis’in almış olduğu tutumun da yok hükmünde olduğuna karar verdi. Numan Bey, bu aşamada Can Atalay’ı kütüğe kaydedip göreve çağırmak yerine, pasif bir tutum içinde kaldı.
MECLİS BAŞKANI KENDİ ALTINA ATTIĞI İMZANIN GEREĞİNİ YAPMALIDIR
Ama bunun üstüne Meclis’te bir komisyon kuruldu. Kendisinin başkanlığında, 50 milletvekilinin varlığında ve o komisyonun raporunda AYM kararlarına uyulmasıyla ilgili oy birliğiyle karar verildi. Numan Bey hala daha kendi topladığı komisyon oy birliğiyle Can Atalay’ın göreve gelmesine karar verdiği halde, Can Atalay’ı milletvekili kütüğüne kaydetmiyor. Olacak şey değil. Altına kendisi imza atmış, herkes birlikte karar vermiş. Yapılacak iş; Can Atalay’ı kütüğe kaydedip göreve çağıracaksın. Bunun dışında bir şey yok. Ama nedense hangi planlama, yani Can Atalay gelecek de ne zaman geldiğine kim karar verecek? Ya Numan Bey karar vermiyor da Meclis dışında bir yerlerde birileri siyasetin akışına saat ayarı, dakika ayarı yapıyorsa hakikaten birbirimizin yüzüne nasıl bakacağız biz? Olacak şey mi bu? Bir an önce Meclis Başkanı, milletvekiliyle ilgili milletin verdiği karara uymalıdır. AYM’nin verdiği karara uymalıdır. Meclis komisyonunun verdiği karara uymalıdır. Kendi altına attığı imzanın gereğini yapmalıdır.”
KAYNAK: ANKA

















