Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti’nin diplomatik ilişkilerinin 55’inci yılı nedeniyle “Türkiye-Çin İlişkileri: Sorunlar ve Çözümler” başlıklı uluslararası forum İstanbul’da düzenlendi.
Çin İş Geliştirme ve Dostluk Derneği, Türkiye ve Çin Halk Cumhuriyeti Dostluk Derneği, İstanbul Okan Üniversitesi ve Şanghay Üniversitesi Küresel Çalışmalar Enstitüsü iş birliğiyle Yapı Kredi Genel Müdürlüğü Konferans Salonu’nda düzenlenen foruma Türkiyeli ve Çinli akademisyenler, diplomatlar, siyasetçiler, iş dünyası temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve basın mensupları katıldı.
Forum kapsamında yapılan oturumlarda Türkiye-Çin ilişkilerinin mevcut durumu, karşılıklı yatırım fırsatları, iş birliği alanları ve bölgesel gelişmelerin iki ülke ilişkilerine etkileri üzerine sunumlar, konuşmalar yapıldı.

“KÜRESEL GÜNEYİN YÜKSELEN İKİ ÜLKESİ ÇİN VE TÜRKİYE”
Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Wei Xiaodong, forumun açılışında yaptığı konuşmada, Çin ve Türkiye, küresel güneyin yükselen önemli ve önde gelen ülkeleri olarak gerçek çok taraflılığı savunmakta. Birçok önemli uluslararası ve bölgesel meselede ortak görüşlere sahipler. Geçen 55 yılda karşılıklı siyasi güven güçlendi ve somut iş birliği istikrarlı biçimde gelişti” dedi.
“ÇİN SİNCAN BÖLGESİ ANADOLU’YA ÇOK BENZİYOR”
Forumda “Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin Türkiye – Çin ilişkilerindeki Yeri” üzerine düzenlenen oturumda konuşma yapan Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili, TBMM Türkiye Çin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Yüksel Mansur Kılınç, “20. yüzyılın başlarında ortak kadere sahip olmuş Türkiye ile Çin’in 21. Yüzyılın başlarında da yollarının kesişmesi kaçınılmazdı” dedi.
Çin Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin büyük bir kültür, inanç ve medeniyet bahçesi olduğunu ifade eden Kılınç, Çin Sincan bölgesinin Anadolu’ya çok benzediğini vurguladı.

“ETNİK VE İNANÇ TEMELLİ SİYASETİN REDDEDİLMESİ”
Başta Uygurlar olmak üzere Sincan’daki toplulukların Çin Halk Cumhuriyeti’nin hem kurtuluşunda hem de kuruluşunda aktif olarak yer aldıklarının altını çizen Kılınç, “Bu birlikteliğin temel ilkesi şuydu: Etnik ve inanç temelli siyasetin reddedilmesi farklı kültürlere ve dini inançlara saygı temelinde birlik” şeklinde konuştu.
“ÜLKEMİZ DE OLDUĞU GİBİ SİNCAN’DAKİ TERÖR DE DIŞ BAĞLANTILIYDI”
Yüksel Mansur Kılınç, Sincan Uygur Özerk Bölgesinin, ülkemizin Doğu ve Güneydoğusunda yaşananlara benzer biçimde 2000’li yıllara doğru terörün hedefi olduğunu hatırlatarak, “ülkemizde olduğu gibi Sincan’daki terör de dış bağlantılıydı. Bugün, çoğu Avrupa ve ABD’de olmak üzere Çin karşıtı ayrılıkçı hareketleri destekleyen 80’e yakın yapı bulunmakta.
Ayrılıkçı Uygur hareketleri zaman zaman ülkemizle Çin arasında gerilimlere neden oluyor. Bu ayrılıkçı hareketlere ülkemizde destekçileri de olabiliyor. Bu desteklerin bir kısmının yanlış bilgilerden kaynaklandığını söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.
“BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜK” VE “TEK ÇİN” İLKELERİ
Türkiye’nin de Çin’in de ülkelerin iç işlerine karışmama, ülkelerin egemenlik haklarına saygı gösterme ilkelerini savunduğunun altını çizen Kılınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün doğru yaklaşımın, kuralsız dünya düzeninde, Türkiye Çin ilişkilerini her yönüyle çok daha ileriye taşımaktır.
ÇİN SİNCAN BÖLGESİ DOSTLUĞUN KÖPRÜSÜ MÜ OLACAK, GERİLİMİN UNSURU MU OLACAK”
Şu soruları sormamız ve yanıtlarını bulmamız lazım.
Ortak tarihi ve kültürel bağlara sahip olduğumuz Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki topluluklar; Türkiye – Çin dostluğunun daha da geliştirilmesinin köprüsü mü olacak; “Uygur sorunu” ülkelerimiz arasında gerilimin unsuru olmaya devam mı edecek?
Çin Halk Cumhuriyeti’nin, Uygurlarla ilgili sorunları birlik içinde çözmesine katkı mı sağlayacağız; bölge üzerinde hesaplar yapan uluslararası güçlerin destekçisi mi olacağız”
Çin Halk Cumhuriyeti’nin “Tek Çin” ilkesi ile Türkiye Cumhuriyeti’nin “Bölünmez Bütünlük” ilkesinin gücünü her iki ülkedeki Cumhuriyet ve devrimlerinden aldığını kaydeden Yüksel Mansur Kılınç, 20 yüzyılın başlarında ortak kadere sahip olmuş bu iki ülkenin, 21. Yüzyılın başlarında da yollarının kesişmesi kaçınılmazdı.
CHP DE ÇKP DE BARIŞI VE ULUSLARARASI HUKUKU SAVUNUYOR
Türkiye ve Çin; Cumhuriyet Halk Partisi ve Çin Komünist Partisi;
Savaşa karşı barışı, küresel kuralsızlığa karşı uluslararası hukuku, karşılıklı çıkarlar temelinde birlikte nitelikli kalkınmayı savunmaktalar…
Tarihi İpek Yolu’ndan, Kuşak Yol’a, Kuşak Yol’dan dijital ipek yoluna… Daha tanış olalım işi kolay kılalım.” İfadelerini kullandı.

















