Bütün herkes gittik ve butlan yönetimi kaldı. Parti baraj altı. Öyle gözüküyor bütün anketlerde. Bin beter olur, bin beter olur. Sokağa çıkamayan, kimsenin yüzüne bakamayan, kendi ailelerinden gelen tepkileri göğüslemeyen butlan yönetimi kaldı orada, parti baraj altı olur. Ya da kurultayı yapmadılar ve parti seçime sokulmadı. Ne yapacağız biz? O zaman mutlaka bir parti lazım. Felaket senaryosu dediğimiz bu. Ama işi öyle bir tarafa eviriyorlar ki, ‘CHP’den basın gidin, biz size kurultay yapmayacağız, bilmem ne yapmayacağız.’ Bizi yeni yeni bir parti kurmaya bu yönüyle de zorluyorlar.
Toplumda da şöyle bir şey var. İki ses duyuyorum. Bir; ‘Partiyi bunlara bırakmayın’ sesi, iki; ‘Çıkın yola arkandayız sesi.’ (İkisi aynı anda nasıl olacak?) İşin tılsımı da orada. İlk gün yüzde 90 ‘Partiyi bunlara bırakmayın’ diyordu, yüzde 10 ‘Hadi’ diyordu. Şimdi yüzde 50-50. Hatta birazcık ‘Yürüyün arkanızdan gelelim’ diyenlerin sesi daha çok. Neden? Kötü niyeti görüyorlar. Ümit ediyorum bugün kötü niyet gibi görünen işi Kemal Bey ve arkadaşları boşa çıkarır. ‘Biz öyle kötü niyetli değiliz’ der. Kurultaya götürür. Ama kurultaysız bir yönetme talebine karşı Cumhuriyet Halk Partisi seçmeninde oluşan öfkeyi, bunu yapanlara oluşan öfkeyi görüyor.
‘Bunlar bizi felakete sürüklüyorlar. Bir kez daha Erdoğan seçim kazanacak’ diyorlar. Bize ‘Hadi o zaman’ diyorlar. Ve o yüzden de biz tüm yönleriyle bir siyasi parti kurmak ve var olan bazı siyasi partilerle de konuşarak onların tüzüğünü, ismini, logosunu, yönetimini değiştirmek suretiyle hızlı aksiyon alabilmek için iki alternatifli, çünkü yeni bir parti kurarsanız seçime girme yeterliliği için 41 ilde örgütleneceksiniz ki bizim 81 ilde örgütlenmemiz lazım. Üçte bir ilçesinde örgütleneceksiniz. Bizim tamamında örgütlenmemiz lazım. Bir yandan o çalışma sürmeli.
“PLANLAR HAZIR”
Ama bir baskın seçim ihtimaline karşı da bir başka siyasi parti hazır olmalı ve baskın seçimde Cumhurbaşkanı adayını gösterebilecek, grubu olan partiler gösterebilir, 100 bin imzayla gösteririz, orada hiçbir sıkıntımız yok. Milletvekili listelerinin verileceği bir partinin hazır olması lazım. Bunlar CHP’den ümidi kesmek için değil ama Türkiye’yi yönetmeye talip bir parti, her olasılığa hazır olmalıyız. Herkes bilsin ki her olasılığa hazırız. A planımız burada kalmak, B de kalmak, C de kalmak olsun ama bir yerde zurnanın zırt dediği yere gelince Z planı lazım. O planlar da hazır.”
MEHMET UÇUM’UN AÇIKLAMALARI
Özel, konuşmasının devamını Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un seçim tarihi (16 Nisan 2028) açıklamaları ile sürdürdü:
“Bakın şunun söylemem lazım. Şimdi bu kurultay yapmayan, bu haldeyiz. En çok da ne duyuyoruz? Şimdi durduk yerde Mehmet Uçum tuttu bir seçim tarihi söyledi. Devlet Bey de dedi ki ‘Seçimler zamanında yapılacak’ dedi. ‘AK Parti böyle söylüyor’ falan dedi. Biz bunları nereden hatırlıyoruz? Bu durduk yerde ‘Seçimler zamanında yapılacak, erken seçim diyen vatan hainidir’ diyorlardı. Ya dönün bakın, 2018 baskın seçiminin ilan edilmesinden bir hafta, 10 gün önce sürekli ‘Erken seçim istemek vatan ihanettir’ diyorlardı.
Sonra çıkıp şak diye Devlet Bey ‘Ağustos ayının sonunda erken seçim yapılmalıdır’ dedi. Tayyip Bey Devlet Bey’i ziyaret edip çıktı, 23 müydü 24 müydü 24 Haziran 2018’deki seçim tarihini ilan ettiler. Şu anda öyle bir atmosfer ki, herkes ‘Erken seçim yok, seçim zamanında, yok Nisan’da tarih doğru’ falan. Tuttu Meclis’i hani şimdi 1 Temmuz’da kapanacaktı ya. NATO bahane her sene uzar falan. Yok süreç komisyonu falan. Temmuz ayının sonunda Ağustos ayının başında Ekim ayına erken seçimi koydular.
Ne yapacağız? Ne yapacağız? Bu şartlar altında nasıl olacak? O yüzden bizim ona da hazır olmamız lazım. O yüzden her türlü adımı atıp bir partiyi hazır tutmayıp milletin umutlarını kıramam ben. O yüzden bir partiyi hazır tutmak, bir partinin kuruluşu uzun vadeli hazırlığını zaten yapıyoruz. Öbür taraftan da hazır durmak lazım. Kimse şundan korkmasın yani. Şu kabustan insanlar uyanamıyor, teyzeler ‘Sabaha kadar ağladım’ diyor. Gençler ‘Ne yapacağız Özgür Ağabey?’ diyorlar.
Şöyle bir şey var. Bir baskın seçim gelir bunlar bir beş yıllığına daha kalırsa, parti bu halde olursa ben de bir seçenek üretmezsem, seçilecek Cumhurbaşkanı adayını gösteremezsem, Cumhuriyet Halk Partisi’nin, gerçek seçilmiş Cumhuriyet Halk Partisi’nin listelerini veremezsek ne olacak? O yüzden kimse endişe etmesin her ihtimali, yani bu sene Ekim ayında baskı seçimi yapacaklarsa o ihtimale de hazır olmak durumundayız.
Teknik olarak yani gizemli bir şey de söylemiyorum. Teknik olarak hazırlanıyoruz. O partiye hep beraber geçeceğiz falan filan. Belki o hemen şimdi falan olmaz. Ama her ihtimale karşı hazırlığımızı yapacağız. Hukuki süreçleri tüketeceğiz, Yargıtay’ın kararını önemsiyoruz, Yargıtay’ı bekliyoruz. Bir yandan da ne yapılıyor biliyor musunuz? Bakın istinaf karar verdi, karardan bir gün önce davacı olanlar, davalıya dönüştüler. Yani Cumhuriyet Halk Partisi’ne dava açanlar Cumhuriyet Halk Partisi’nin yönetimine geldiler.
Sabah ilk iş avukatlarımızı azlettiler. Kendi avukatlarıyla Yargıtay‘a verdiğimiz dilekçeyi geri çektiler. Birini çekip birini tuttular ki iş uzasın. Şimdi ne yapıyorlar biliyor musunuz? Yargıtay aşaması başlamasın diye dilekçeler müdahillikler bilmem neler, bağırışlar çağırışlar süre oyunları bilmem ne. Bırakmıyorlar ki, yani zaten Yargıtay’a bir istinaf mahkemesi almaması gereken, alamayacağı bir kararla kendini birinci kademe mahkeme yerine koyup da tedbir vererek, Yargıtay’ı işlevsizleştirme ve Yargıtay’ın deyimiyle ‘Tedbir kararı sonuç doğurmamalıdır. Sonuç doğuracak bir tedbir kararı aldılar.’ Ve öbürleri de geldiler, kötü niyetle alınan bu kararın verdiği yetkiyi istismar ediyorlar, kurultay yapmıyorlar. Şimdi Yargıtay’ı bypass edip Yargıtay bu işi adlı yıla kadar görüşemesin diye çaba sarf ediyorlar. Böyle oyunlar var.”
“SİNAN BURHAN’IN DEDİĞİ OLUYOR”
Özel, iktidara yakın basın mensuplarının CHP içerisinde konumlanmasına da tepki gösterdi:
“Pazartesi günü, bu salı günü işte grup toplantıları yapılmadı falan. Partinin çok önemli bir ismi, Kemal Bey yönetiminden konuştu. Bu haftanın herhangi bir ihraç olmayacağını, herhangi bir görevden alma olmayacağını, Kemal Bey’in grup toplantısı da yapmayacağını… Bu hafta bir görevden alma ve ihraçlarla Ankara’daki tansiyonun şehirlere gitmeyeceğini söylediler.
Sayın Bülent Kuşoğlu söyledi bunu. Bakın pazartesi günü Sayın Kuşoğlu diyor ki “yok”. Dün sabah Sayın Kuşoğlu diyor ki, o hani aracılık eden iyi niyetli kişiye, “Kesinlikle ihraç yok, görevden alma yok” diyor. Ama Sinan Burhan çok emin, “görevden alınacak” diyor ve Sinan Burhan’ın dediği oluyor.
Bunu neye bağlıyorum? Akın Gürlek’ten başkası biliyor olabilir miydi Ekrem İmamoğlu’nun ne gün gözaltına alınıp, ne gün tutuklanacağını? Daha hiçbir şey yok görevi başında. “Kaynağımdan aldığım bilgi” diyerek söylüyorlar, kaynağı ya Akın Gürlek’in kendisi ya Akın Gürlek’ten sağlıklı bilgi alan bir başkası.
Onların bildiğinden Ekrem İmamoğlu tutuklandı. Onların bildiğinden milletvekilleri ihraç oluyor. Onların bildiğinden CHP’nin il başkanları alınıyor. Sayın Kuşoğlu perşembe günü sabah “yok öyle bir şey” diyor, pazartesi günü “bu hafta görevden alma yok” diyor, ama Sinan Burhan biliyor.
“BUGÜN İLETİŞİMDEN SORUMLU OLAN KİŞİ TGRT’DE İFTİRA ATIYOR”
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Merkezi’nin iletişiminden sorumlu olan kişi, TGRT’de bir yıldır bu yalanları, bu iftiraları arkadaşlarımıza atan ve bizlere atan kişi. Benim… ki şimdi ortaya çıktı… Gidip de Cumhuriyet… daha doğrusu İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında önce itirafçı olan birine, onu itirafçı eden, sonradan onun ismini verdiği, itirafçı olmayan birine de “Bunları söyle, şu kadar para ver, savcıyı ayarladım, serbest kalacaksın” diyen; reddedildiğini de benim öğrendiğim, Bayrampaşa mitinginde ilan ettiğim; o gece telefonunu İstanbul’da bırakıp birinin arabasıyla Yunanistan’a kaçmak üzere giderken Antalya Serik’te yakalanan kişi… Partiye polisle girildikten saatler sonra partinin balkonuna gidip “Burada arınma başlamış” deyip poz veren, çay kahve içen kişidir.
Öyle böyle bir şeyle karşı karşıya değiliz. Yani İBB davasının, insanları iftiracı olmaya zorlayan hem de bunu iftira etmek ve para vermek karşılığı yapan “İBB borsasından” dolayı benim ifşa ettiğimde jandarma tarafından yakalanıp ev hapsine konulan avukat, şimdi bizim partide geziyor! O yüzden yani öyle böyle bir şeyle karşı karşıya değiliz.
Ferdi Zeyrek komadayken, “çarpıldı” diye bir çirkin, iğrenç karikatürü Akit gazetesine yazan, çizen kişi, “müjdeler olsun” diye partide çikolata dağıttı ilk gün. Yani öyle böyle bir kumpasla, öyle böyle bir saldırıyla, öyle böyle bir ihanetle karşı karşıya değiliz. Cumhuriyetin kurucu partisine yapılıyor bunlar. Ve bunları hani Erdoğan diyor ya, “Şikayet eden CHP’li, şikayet edilen CHP’li.” Bütün bu kumpası sarayın aparatları planladı! Sarayın aparatları planladı, onlar geziyor partide şu anda.
Mesele Erdoğan’la millet arasındadır. Özgür Özel’le Kılıçdaroğlu arasında bir mesele değildir. Erdoğan’la millet arasında. Millet iktidarı değiştirmeye karar vermiş, Erdoğan da ne yapıp yapıp kalmaya karar vermiş.”
“MENFAAT BİRLİKTELİĞİ OLUŞMUŞ GÖRÜNÜYOR”
Bunun üzerine, “Kemal Bey peki Sayın Erdoğan’ın kalmasına mı yardımcı oluyor bu durumda?” sorusuna yanıt veren Özel, şöyle devam etti:
“Görünen şu, görünen şu… Erdoğan’ın planı ve bunun üzerinden Akın Gürlek’e verdiği görevle bizi önce adaysızlaştırma, şimdi kurumsuzlaştırma, mümkünse lidersizleştirmeye çalışıyorlar. Burada bir menfaat birlikteliği oluşmuş görünüyor. Nedir?
31 Mart seçiminin yenilgisiyle ülkede iktidarı kaybedeceğini anlayıp, 31 Mart seçiminin yenilgisini hazmedemeyen, ona saldıranlarla; son kurultaydaki delegenin kararını hazmedemeyip “Acaba butlanla mutlanla partiye dönüp orada yeniden iktidar olur muyuz?” diyenler…
Bu “butlan” davasını bir fırsata çeviren AK Parti yargısı ve sonucuna rıza gösteren bugünkü yönetici arkadaşlar. Onlara yakışan “Biz bu oyunun parçası olmayız, partimizi paralize etmeyiz” demekken, “Geldik oturduk, biz yöneteceğiz” diyorlar.”
SALI GÜNÜ GRUP TOPLANTISI
Özel, gelecek Salı günü CHP Grup Toplantısı için sorulan “Bu salı için grup toplantısı “Genel Merkez biz yapacağız” dedi ama, siz ne yapacaksınız salı günü?” sorusuna yanıt verdi:
“Cumhuriyet Halk Partisi grup toplantısı yapacaksa, grup yönetim kurulunun kararıyla olabilir ya da milletvekillerinin beşte birinin imzasıyla olabilir, üçte biri gelirse açılır. 111 milletvekilinin “kurultay” dediği yerde siz kurultay değil de grup toplantısı yapmaya çalışıyorsanız; ne sayınız var, ne yetkiniz var. Olacak iş değil.
Kısaca şu kadarını söyleyeyim. Memnuniyet duyduğum bir şey var. “Baba ocağı” benim yıllardır söylediğim bir şeydir. O terim bana aittir. Şimdi bakıyorum, “butlan” yönetimindeki arkadaşlar da “baba ocağı” falan demeye başlamışlar. O baba ocağından bizi polis söktü attı. O baba ocağına er ya da geç döneriz. Birinci meselemiz bu.
İkincisi, niçin baba ocağı? Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olsun diye. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu partiyi, Sivas Kongresi’ni birinci kongresi kabul ederek, Türkiye’de önce kongreleri gezip, kurtuluşu sonra kuruluşu örgütleyerek ve kaybetmek üzere değil, kazanmak üzere kurdu. Kongrelerini yaptı, Kurtuluş Savaşı’nı başlattı, Cumhuriyeti kurdu ve bugünlere geldik.
Yenilmeyi kabul eden, işgale teslim olanların partisi değildir Cumhuriyet Halk Partisi. İşgalcilerle iş birliği yapanların partisi de değildir Cumhuriyet Halk Partisi. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin işgali altındadır. O işgale teslim olmayacaklarını göstermek için delege imzalarını Çankaya Seçim Kuruluna vermek durumundalar. Yoksa parti AK Parti işgalinde kalır.
Bir siyasi partiyi, o partinin üyeleri, o üyelerin seçtiği delegeleri değil de, rakip partinin yargı kollarının verdiği bir kararla birileri yönetiyorsa o parti işgal altındadır. Bu işgalin kaldırılması lazım. Biz işgale direnenlerin partisiyiz.
O yüzden, bugün Cumhuriyet Halk Partisi 12 Eylül’de de kapatıldığında işgal altındaydı. Daha sonra Erol Çevikçe ve arkadaşları tarafından bir başka 9 Eylül günü, 92’de yeniden açıldı. Biz bir kurultay yapıp da, yeniden o partiye seçilmişler gelene kadar parti işgal altındadır. Biz de buna karşı vermemiz gereken tüm mücadeleyi vereceğiz.
Ben yarın Denizli’deyim, öbür gün Burdur’dayım. Geçen “butlan”dan sonra yedi il gezdim ben. Butlandan sonra Ankara dışına çıkabilen, Genel Merkez dışına çıkabilen kimseyi görmedim ben. Ben yarın sekizinci, dokuzuncu ildeyim. Türkiye ayakta, millet ayakta. Biz Türkiye’nin kurtuluş umuduyuz. Emeklisinin de, emekçisinin de, esnafının da, çiftçisinin de, balıkçısının da, arıcısının da kurtuluş umudu biziz. Bu iktidarın değişme umudu…
Dört gençten üç tanesi bavulları kafada toplamış gidecekken, 31 Mart akşamı bir seçim daha kalmaya karar verdiler. Biz o gençlerin umuduyuz. O yüzden yeni parti olursa, Özgür Özel’in yeni partisi olmaz. Yeni parti olursa, Cumhuriyet Halk Partisi AK Parti işgalinde olduğu için ve bu insanların umudu ortadan kaldırıldığı için; gençlerin yeni partisi olur. Emeklinin yeni partisi, emekçinin yeni partisi, esnafın yeni partisi, çiftçinin, balıkçının, arıcının yeni partisi olur. O partinin tek görevi bu iktidarı değiştirmektir. Biz bu iktidarı değiştirme motivasyonumuzu kaybetmediğimiz için saldırı altındayız. CHP, kaybı kabul etmeyen, kazanan CHP işgal altındadır, seçilmiş CHP işgal altındadır.”