TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, Doruk Madencilik’te çalışan Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi işçilerin hak arama mücadelesine ilişkin, “Bu adam 3 yıldır işçisinin hakkını gasp ediyor. Bunun ruhsatını iptal etmek mecburiyetinde Enerji Bakanlığı. Madenci hiçbir yerde olay çıkarmaz. Madenci o gün yollarda yürürken polisten gördüğü şiddeti hiç uygun ve doğru bulmuyorum. İşçi, madenci bir ihale istemiyor, bir görev istemiyor. ‘2 yıldır paramı almıyorum, hakkımı verin’ diyor. Ben şahsım olarak, yönetimim, kapı kapı gidip bu konuları günlerdir, aylardır, 3 yıldır anlatıyorum. Devletin bütün kurumları bu meseleyi biliyor. Burada çözüm üretmesi gereken yer Enerji Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı’dır. Bir an evvel oradaki mağduriyeti gidermek durumundalar” dedi.
TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, TÜRK-İŞ Genel Merkezi’nde 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ne ilişkin açıklama yaptı.
Atalay, TÜRK-İŞ’in bu yılki 1 Mayıs kutlamasının ana merkezi’nin Edirne Savaşlar Meydanı olacağını bildirdi. Atalar, “İstanbul’da Kadıköy’de, İzmir’de Gündoğdu’da, Ankara’da Ulus’ta, Mersin’de Cumhuriyet Meydanı’nda, Trabzon’da Atatürk Meydanı’nda, Adana’da Bayraklı Meydanı’nda, Samsun’da Cumhuriyet Meydanı’nda; kısacası Türkiye’nin bütün illerinde Türk-İş, bir bölümünü kendi başına bir bölümünü bizim dışımızdaki sendikalarla birlikte ortak 1 Mayıs’ı kutlayacağız” diye konuştu.
BİR AN EVVEL ÇOCUK İŞÇİLİĞİ VE BU İŞ CİNAYETLERİNİN ÖNÜNE GEÇMEK DURUMUNDAYIZ
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarını hatırlatan ve çocuk işçiliğine dikkati çeken Atalay, “Çocuk bayramının kutlandığı günlerde bile ülkemizde çocuklar çalışmaya devam ediyor. Çocuklar çalışırken ölmeye de devam ediyor. Elimizde çarpıcı rakamlar var. Parkta olması gereken, oynaması gereken bu çocukların hiçbirisi keyif için çalışmıyor. Ailelerine katkı sağlamak için çalışıyorlar; ekonomik sıkıntı içindeki çocuklar bunlar. Yalnızca 2025 yılında 94 çocuk iş kazası sonucu yaşamını yitirdi. İş kazası değil, iş cinayeti. Son 10-12 yılda hayatını kaybeden çocuk sayısı 836. Çocuk işçiliği artık yalnızca kırsal alanlarda değil, şehirlerde de hızla yaygınlaşıyor. Bir an evvel çocuk işçiliği ve bu iş cinayetlerinin önüne geçmek durumundayız. Dün kutladığımız 23 Nisan tam da bu yüzden bu kadar önemli. Çocukların çalışması değil, okula gitmesi gerekiyor” dedi.
BU MESELE YALNIZCA POLİSİYE TEDBİRLERLE ÇÖZÜLEMEZ
Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı okul saldırısına ilişkin de konuşan Atalay, “Bu katliamı gerçekleştiren çocuğun annesi öğretmen, babası emniyet müdürü. İyi düşünmek lazım: Eğitim gerekiyorsa annesi öğretmen, güvenlik gerekiyorsa babası emniyet müdürü. Biz bu duruma nasıl geldik? Bu mesele yalnızca polisiye tedbirlerle çözülemez. Bugün Kahramanmaraş’ta oldu, dün Şanlıurfa’da oldu; Allah muhafaza, Türkiye’nin her yerinde olma ihtimali olan bir tabloyla karşı karşıyayız” değerlendirmesinde bulundu.
Eskişehir’de faaliyet gösteren Doruk Madencilik’te çalışan Bağımsız Maden İş Sendikası üyesi işçilerin, Ankara’da sürdürdükleri eylemle ilgili de Atalay, şunları kaydetti:
“İki gün evvel, Adularya-Yıldızlar Holding’e bağlı Mihalıçcık’taki madende çalışan işçiler Ankara’ya yürüdü. Bundan yaklaşık 2,5-3 yıl evvel o ocağa gitmiştim, ocağa girmiştim. O zamanki aynı sorunlar hala devam ediyor. Burası TMSF’ye bağlı bir iş yeri. 15 Temmuz’dan sonra TMSF buraya el koydu; ardından Adularya-Yıldızlar Holding adıyla vatandaşlara devredildi. Bu insanlar 3 yıldır işçilerinin ücretlerini ödemiyor. Ramazan Bayramı’nda aynı sorun yeniden önüme geldi. O gün Çalışma Bakanı’nı arayıp konuştum, yetkilileri oraya gönderdim. Arife günü yaklaşık 40 milyon liralık ödeme yapıldı. Ama aradan zaman geçti, yine aynı durum. İçeride birikmiş kıdem tazminatları var, 6 aylık alacaklar var. Bu durumun sorumlusu patrondur. Ancak buna ‘dur’ demesi gereken sendikalardır. O gün başka bir sendikaya bağlıydılar, bugün başka bir sendikada; buna hiç bakmıyorum. Hangi sendikada olursa olsun, sendikasız olsun; nerede sıkıntı varsa Türk-İş Genel Başkanı’nın orada olması gerekir.
MADENCİ O GÜN YOLLARDA YÜRÜRKEN POLİSTEN GÖRDÜĞÜ ŞİDDETİ HİÇ UYGUN VE DOĞRU BULMUYORUM
Ben gelen arkadaşları televizyonlardan gördüm. Gördüğüm gün Çalışma Bakanlığı’nı aradım, Enerji Bakanlığı’nı aradım. Bu adam 3 yıldır işçisinin hakkını gasp ediyor. Bunun ruhsatını iptal etmek mecburiyetinde Enerji Bakanlığı. Madenci hiçbir yerde olay çıkarmaz. Madenci o gün yollarda yürürken polisten gördüğü şiddeti hiç uygun ve doğru bulmuyorum. İşçi, madenci bir ihale istemiyor, bir görev istemiyor. ‘2 yıldır paramı almıyorum, hakkımı verin’ diyor. Ben şahsım olarak, yönetimim, kapı kapı gidip bu konuları günlerdir, aylardır, 3 yıldır anlatıyorum. Devletin bütün kurumları bu meseleyi biliyor. Burada çözüm üretmesi gereken yer Enerji Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı’dır. Bir an evvel oradaki mağduriyeti gidermek durumundalar. Biz her gün işverenin iki dudağının arasında kalan kanunlarla karşı karşıyayız. Aynı sorun Afşin-Elbistan termik santralinde de var. Orada da işçileri işten çıkartıyorlar. Enerji ve maden sektöründe çalışanlar şu an 32.000-35.000 lira arasında ücret alıyor. Bir yol buldular: ‘Sözleşme yapmıyoruz, Yüksek Hakem Kurulu’na gitsin’ diyorlar. Yüksek Hakem Kurulu, geçmişte de söyledim bugün de söylüyorum, antidemokratik bir kurumdur; 12 Eylül döneminde kurulmuştur. Bu kurul şu an enflasyonu bile işçilere yansıtmıyor. Patronlar bir yol buldu, sözleşme müzakerelerine katılmıyorlar, Yüksek Hakem’e havale ediyorlar. Türkiye’nin her yerinde sorun ve problem devam ediyor. Örgütlenme hakkı ve çalışma hayatına ilişkin ülkeyi yönetenlerin yeni bir düzenleme yapması şart. Yeni bir çalışma hayatına ihtiyacımız var. İşçi mahkemeyi Ankara’da açıyor, patron davayı Aydın’da açıyor; aradan 3 yıl geçiyor, ne sendika kalıyor ne işçi. Ama sendikalar ve işçiler bu işin muhatabı olmaya devam ediyor. Sendika patronun değildir. Sendika partilerin değildir. Sendika belediye başkanının değildir. Sendika işçinindir, memurunundur.”
MADENCİYE POLİS GÜCÜ KULLANMAK DOĞRU DEĞİL
Atalay, “Çok da uzak değil; birkaç sokak ötede işçiler açlık grevinde, yarı çıplak vaziyette ve polis ablukası altında. Bakanlığa yürümek istediler ama izin verilmedi. Sendikalar arasında bir temas oldu mu? Destek ziyaretiniz olur mu?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Üç senedir bu mesele devam ediyor. O zamanlar başka bir sendikaya örgütlüydüler; buna hiç bakmıyorum. İster sokakta olsun, ister örgütlü olsun; hepsinin başkanıyım. Bu meseleyi televizyondan öğrendim. Emniyet ile Çalışma Bakanı ile konuştum. Bana gelen yok, giden yok. Gelmeye de gerek yok. Benim işim bu. Adularya’yı iptal etmeden, Yıldızlar Holding’ten bunları almadan çözemezler. Ben oradaydım. Sözleşmeyi iptal etmek durumundalar. Bunlar kötü bir işveren, işçinin parasına, kıdemine çöküyorlar. Bu ibretlik bir mesele. Madenci olay çıkarmaz. Madenci devletine, işyerine ve işverenine sadık bir insan topluluğudur. Madenciye polis gücü kullanmak doğru değildir; o gün de söyledim, bugün de söylüyorum. Bütün işçilere dikkatli davranılsın; madencilere karşı çok daha dikkatli davransın. Geçmişte bu işçilerin bir kısmı bize bağlı bir sendikadaydı, şimdi bir kısmı bizde bir kısmı başka yerde. Buna bakmıyorum. İşçi mi, mağdur mu, mazlum mu? Ben onun yanında olmaya devam ederim. Gücüm ne kadarsa yapmaya devam ederim; bunu da gayret gösteriyorum. Onların sağlığı bizim için önemli. Bu sabıkalı bir işyeri. Bir an evvel bakanlıklar, bu patronla ilgili TMSF ile ilişkisini kesmek mecburiyetinde. Sendika ayırmadan nerede emekçi varsa, mağduriyet varsa TÜRK-İŞ de başkanı da orada olmak zorunda.”
KAYNAK: ANKA

















