Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, ara seçim tartışmalarına ilişkin “Muhalefet tabii ki hakkını sonuna kadar arayacak. Yaşadığı mağduriyetlerle alakalı, sesini duyurmakla alakalı bir gayret içerisinde olacak. Ama bugün yapılması gereken bu ara formüllerden ziyade ana formüllere yoğunlaşıp iktidarı hemen seçime zorlamak daha mantıklı bir yol olacak” dedi.
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Diyarbakır’a gelen Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Sözlerine, Diyarbakır tarihi, kültürü, coğrafyası ve insanıyla cennet gibi bir şehir olduğunu söyleyerek başlayan Arıkan, “Bu şehrin, hak ettiği hizmeti alamaması, hak ettiği değeri görememesi bizim Saadet Partisi olarak itiraz ettiğimiz hususlardan biri” dedi.
Diyarbakır’ın yaşanabilir bir şehir olabilmesi ve hak ettiği değeri alabilmesi için Saadet Partisi teşkilatlarının mücadeleye devam edeceğini dile getiren Arıkan, “Kafamızı şöyle bir sağa çevirdiğimizde çiftçilerimizle bir araya geldiğimizde, onlarla konuştuğumuzda mağduriyetlerini görüyoruz. Her ziyaretimizde bu mağduriyetin biraz daha arttığına şahitlik ediyoruz. Ama her geldiklerinde Diyarbakır’ımızdaki insanların gözleri umudun azaldığını, gelecekle alakalı iyimserlik duygularının azaldığına maalesef şahitlik ediyoruz. Artık Diyarbakır’da gençlerimiz gurbet türküleri söylemek zorunda bırakılmayacağı bir idarenin, bir Türkiye’de idarenin iş başına gelmesi gerektiğini tekraren ifade etmiş olayım inşallah” diye konuştu.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE TANIMLAMASI EKSİK BİR KAVRAM
“Terörsüz Türkiye” sürecine de değinen Arıkan, şunları kaydetti:
“Geçen yıl Diyarbakır ziyaretimizde ‘Terörsüz Türkiye’ süreci ile alakalı arkadaşlar kanaatlerimizi sormuştu. Ve ben o zaman şunu söylemiştim, akan kanı durduracak, şiddeti sona erdirecek siyasetin yapma alanı insanların siyaset yapma alanını genişletecek, hak ve özgürlükler önündeki kısıtlamaların kaldırılmasına vesile olacak, dilin, kimliğin, kültürün, inancın, düşüncenin kendisini ifade etmesine uygun zemin hazırlayacak, barış, huzur ve kardeşlik iklimini tesis edebilecek, tüm bunları gücün keyfine bırakmayıp hukuk ile şekillendirecek her samimi adımın herkesten fazla destekleyicisi olacağımızı, bu sürecin sonuna kadar Saadet Partisi olarak üzerimize düşen yapacağımızı ifade etmiştik ve şunu söylemiştim bu ziyaretimizde. Terörsüz Türkiye tanımlamasının eksik bir kavram olduğunu söylemiştim. İstenilene değil, istenilmeyene dair bir tanımlama olduğunu söylemiştim. Aynı şekilde Terörsüz Türkiye’de müphem bir kavram olduğunu, Türkiye’nin ihtiyacı olanın yaşanabilir bir Türkiye’yi inşa etmek, yaşanabilir bir Türkiye’yi inşa etmekle alakalı neler yapılabilir konusunda kanaatlerimizi ifade etmiştik. Bugün yine aynı şeyleri söylüyorum.”
GÖZDAĞI VERMEYE YÖNELİK OPERASYONLARI, GÖZALTILARI SONA ERDİRMEMİZ LAZIM
“Eğer Türkiye’mizin gerçekten yaşanabilir olmasını istiyorsak terörü de bitirmemiz lazım, kayyum meselesini de bitirmemiz lazım” ifadelerini kullanan Arıkan, şöyle devam etti:
“Yaşanabilir bir Türkiye’yi inşa etmek istiyorsak şiddeti de ortadan kaldırmamız lazım. Gözdağı vermeye yönelik operasyonları, gözaltıları, şafak operasyonlarını da sona erdirmemiz lazım. Yaşanabilir bir Türkiye’yi inşa etmek istiyorsak Diyarbakır Anneleri’nin de gözlerindeki yaşı silmemiz lazım. Yine yaşanabilir bir Türkiye’de faili meçhuller bir kez daha yaşanmaması için Diyarbakır 5 nolu’da yaşanan hadiselerin bir kez daha yaşanmaması için gerekli uygulamalar düzenlemelerin yapılmaması gerektiğini ifade etmiştik. Öyle bir sistem kurmalıyız ki öyle bir yasal düzenlemeler yapmalıyız ki yüreklerimizde ne bir kez daha ne Madımak’ın yaşanmasını ne bir kez daha Başbağlar’ın yaşanmasını ne bir kez daha Roboski’nin yaşanmasına müsaade etmeyecek düzenlemeler yapmamız gerektiğini ifade etmiştik.”
CUMHURİYETİN İLK 100 YILINDA BİR TÜRLÜ NORMALLEŞMEYEN BİR CUMHURİYETİMİZ OLDU
İktidarın baskı ve tahakküm politikalarından bir an önce vazgeçmesi gerektiğini aktaran Arıkan, “Keyfilik, kayırmacılık, çifte standarttan vazgeçilmesi gerekiyor. Ülkenin şeffaf bir şekilde yönetilmesi, denetlenebilir bir Türkiye’nin inşa edebilmesi, hesap verilebilir bir Türkiye’nin inşa edilmesi noktasında da iktidarın adımlar atması gerekiyor. 20. yüzyıl tamamladık. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Cumhuriyetimiz kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruldu. 21. yüzyılında ilk çeyreğinde Cumhuriyet 100 yılını 100 yılı devirdi. İlk 100 yıl istediğimiz gibi cumhuriyet inşa edemedik. Neler yaşadık? Sıkı yönetimler gördük. Olağanüstü haller gördük. Umum müfettişlikleri gördük. Darbeler gördük. Muhtıralar gördük. Kalkışmalar gördük. Faili meçhuller gördük. İdamlar gördük. Kayyumları bugün hala yaşıyoruz. Bir türlü çözülemeyen KHK problemini görüyoruz. Partilerin kapatıldığı ki dört sefer bizim partimiz kapatıldı. Siyasi yasakların olduğunu gördük ve neticede cumhuriyetin ilk 100 yılında bir türlü normalleşemeyen bir cumhuriyetimiz oldu. İkinci yüzyıldayız. Cumhuriyetimizin ikinci Yüzyılındayız. Bu yüzyılda da ilk yüzyıldaki yaşananların yaşanmaması için korku üzerinden değil umut üzerinden tüm siyasi partilerin siyaset geliştirme zaruri şartı var. Hiç kimse etnik kimliğinden dolayı, mezhebinden dolayı, inancından veya düşüncesinden dolayı bedel ödemek zorunda bırakılmamalı” ifadelerini kullandı.
SİYONİZMİN İRAN İLE TÜRKİYE’Yİ KARŞI KARŞIYA GETİREBİLMEK İÇİN OLAĞANÜSTÜ BİR GAYRETİ VAR
28 Şubat’tan bu yana devam eden ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin görüşlerini açıklayan Arıkan, İsrail’in İran ile Türkiye’yi karşıya karşıya getirmeyi hedeflediklerini söyleyerek, şunları kaydetti:
“Amerika ve İsrail tarafından bir ay önce bombalanmaya başladı. Ve bugün yeni bir safhaya geçileceği konuşuluyor. Kara harekatının başlayacağı konuşuluyor. Bizim Türkiye olarak bunu asla müsaade etmememiz gerekir. Aksi takdirde o ateşin bize sıçraması an meselesi. Siyonizm zaten İran’la Türkiye’yi karşı karşıya getirebilmek için olağanüstü bir gayret, olağanüstü bir mücadele içerisinde iki tane hedefi var Siyonizmin. Birincisi Türkiye’yi bu işin bu ateşin içerisine çekmek. İkincisi de ateşi İran’ın dışındaki körfez ülkeleri olmak üzere, başta körfez ülkeleri olmak üzere tüm bölgeyi yaymakla alakalı çalışmalar, planlar yapıyor. İşte oradan gönderildiği söylenen füzeler NATO tarafından düşürülüyor. İran’a soruyorsunuz biz bunu göndermedik. Nereden gönderildi alakalı beraber çalışma yapma teklifi olduğunu görüyoruz. Kürecik radar istasyonun hala tam manasıyla bizim kontrolümüzde olmadığını görüyoruz. Bugün İsrail en çok güvendiği demir kubbeyi yapan firma ile bizim Malatya Kürecik’teki radar istasyonunu yapan firma aynı. İsrailli Raytheon firması hem İsrail’deki demir kubbeyi yapmış hem bizdeki Kürecik radar istasyonunu yapmış. Yani bunun bir tesadüf olduğunu kimse iddia edemez. İncirlik şu anda İsrail’e istihbarat veren bir ülke olarak hizmet vermeye maalesef devam ediyor. Siyonizm 3 tane hedefle bölgeyi ateş çemberine çevirmeye çalışıyor. Bunlardan bir tanesi savaş, ülkeleri birbirine düşürmek. Ülkelerin içerisinde il savaşı çıkartarak onları parçalara ayırmak. İkincisi sömürge, yeraltı kaynaklarını, insanlarını sömürge ile alakalı bir gayret içerisindeler. Üçüncüsü de soykırım. Gazze’de bunu 7 Ekim 2023’ten bu tarafa büyük bir kaygı ile takip etmenin dışında bir şey yapamadığımız bir süreci de hep beraber görüyoruz.”
İKTİDARIN YORGUNLUĞU TÜRKİYE’YE YANSIYOR
Bugün Türkiye’nin ihtiyacın seçime gitmek olduğunu söyleyen Arıkan, “Türkiye genelinde yapılacak bir hemen seçime çok ivedi bir şekilde ihtiyaç var. İktidar yoruldu. İktidarın yorgunluğu da Türkiye’ye yansıyor. Artık iktidarın yapacağı icraatlar ile ülkemizi iyi bir yerlere, daha müreffeh bir yerlere getirme ihtimali şu anda gözükmüyor. Tabii iktidar seçim konusunda bir hülle peşinde. Sürekli ifade ediyorlar. 2027’nin 2. yarısında yapacağız diyorlar. Neden 2028 değil, neden 2027’nin ilk yarısı değil de 2027’nin 2. yarısı sorusunu muhalefet olarak sorduğumuzda iktidardan bugüne kadar net bir cevap alamadık” dedi.
AYNI HASSASİYETİ BİZ İKTİDARDAN OTEL BASKININDAKİ GÖRÜNTÜLERİ BAZI BASINA SIZDIRANLARLA ALAKALI KİŞİLERE DE YAPMASINI BEKLİYORUZ
“Bölge ateş çemberi içeride huzuru sağlayabilmek için iktidar ve iktidar ortağı partinin inisiyatif almaya çalıştığı bir dönemde biz de neler konuşuyoruz” diyen Arıkan, “Otel baskınlarını konuşuyoruz. Otelde yaşanan hadiselerden konuşuyoruz. Bunlar münferit hadiseler değil. Uzun yıllar boyunca çürütülen sistemin neticesi bizim böyle bir tabloyla karşı karşıya kalmamıza vesile oldu. İktidar birtakım uygulamalar yapıyor. Tapu kayıtlarının sızdırılmasıyla alakalı yeni inisiyatif aldılar. Tutukladılar tapu kayıtlarını sızdıran kişiyi. Ama aynı hassasiyeti biz iktidardan otel baskınındaki görüntüleri basına sızdıranlarla alakalı kişilere de yapmasını biz Adalet Bakanımızdan bekliyoruz. Tapu sızdırınca devlet gibi, otel görüntülerini sızdırınca seyirci gibi davranırsanız bunu adaletli olarak tarif etmemiz mümkün olmayacaktır” diye konuştu.
EN BÜYÜK PARA BİRİMİ 200 LİRAYLA BUGÜN PAZARDAN 1 KİLO BİBER DAHİ ALAMIYORUZ
Son dönemlerde gıda fiyatlarının artmasına tepki gösteren Arıkan, şunları kaydetti:
“Gıda meselesi 24 yıldır neredeyse çeyrek asırdır ülkemizi yöneten iktidar bugün ne ile anılıyor? Bir türlü artışı önlenemeyen gıda fiyatlarını almıyor. Efendim dünyada bu savaş var. Dünyada bu kriz var. Böyle bir şey yok. En fazla kriz bizim ülkemizde var. En fazla fiyat artışı bizim ülkemizde var. Düşünebiliyor musunuz? En büyük para birimi 200 lirayla bugün pazardan 1 kilo biber dahi alamıyoruz. Soruyorum, hadi akaryakıt Hürmüz boğazından geldiği için zamlar yapılıyor. Biberin sevkiyatı da mı Hürmüz boğazından yapılıyor ki bu kadar yüksek bibere, domatese, salatalığa ulaşmak mecburiyetinde kalıyoruz.”
AMEDSPOR NEREYE GİTSE BAZI TAHRİK EDİCİ UYGULAMALARLA KARŞI KARŞIYA KALIYOR
Konuşmasında Amed Sportif Faaliyetler Kulübü’ne destek mesajını ileten Arıkan, Amedspor’a bakış açısının değişmesi gerektiğini savunarak, şöyle konuştu:
“Amedspor’dan bahsetmek istiyorum. Geçen seferki ziyaretimde kulübü ziyaret etmiştim. Yöneticilerle, futbolcularla sohbet etme imkanı bulmuştum. İyi gidiyor. Şu anda 2. sırada Amedspor. Ben inanıyorum ki önümüzdeki sezon Süper Lig’de mücadele edecek. Ama kaygımız da şu. Yani Amedspor nereye gitse bazı tahrik edici uygulamalarla karşı karşıya kalmasını da üzülerek ifade ediyoruz. Bir an önce bu bakış açısının, bu misafirperverlik anlayışının da değişmesi gerektiğini ifade etmiş olup sözlerini burada sonlandırıyorum.”
FİNK DEDİĞİMİZ ADAM SİYONİZMİN EN BÜYÜK FİNANSÖRLERİNDEN BİR TANESİ
Blackrock’un CEO’su Laurence D. Fink’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeye ilişkin hükümet tarafından bir açıklama yapılmamasına tepki gösteren Arıkan, “BlackRock Başkanı Laurence D. Fink, Türkiye’ye geldi. Fink eğer bir yere geliyorsa mutlaka bir yerleri kapatmaya geliyordur. Bir yerleri ucuz bir şekilde kendi kontrolü himayesine geçirmeye çalışıyordur. Fink dediğimiz adam Siyonizmin en büyük finansörlerinden bir tanesi. Gazze’deki katliamın arkasındaki en büyük maddi güçlerden bir tanesi. Türkiye’ye gelmesi iktidar, hükümet tarafından bu ziyaretle alakalı herhangi bir açıklama yapmaması bizi ciddi anlamda tedirgin ediyor. Türkiye’de bunu gündemde tutmaya devam edeceğiz” dedi.
MUTABAKATA VARACAĞIMIZ SİYASİ PARTİLERLE İTTİFAK ELBETTE YAPACAĞIZ
Toplantıda, bir gazetecinin Saadet Partisi’nin seçim ittifakı yapacak mı” sorusunu yanıtlayan Arıkan, “Yüzde 50+1’lik bir seçim sisteminde hiçbir siyasi parti devlet yönetmeye talip olan siyasi partilerin ittifak yapma zaruriyeti var. Bizler 1974’de o günkü adı koalisyondu. Koalisyon yaptık. 77’de yaptık. 96-97 döneminde yaptık. 2018’de 2023’de ittifaklarda bulunduk. Hep söylediğimiz şey şuydu. İlke ve prensipler üzerinden yürüyoruz. İlkelerimizi prensiplerimizi ortaya koyuyoruz. Milli Görüş prensipleri yeniden büyük Türkiye, yaşanabilir bir Türkiye’yi inşa etme prensipleri çerçevesinde mutabakata varacağımız siyasi partilerle ittifak elbette yapacağız. Şu an için seçim takvim belli olmadan somut adımlar atılmasını da çok mantıklı bulmadığımızı ben söylemek istiyorum. Ama mutlaka ittifak yapacağız” dedi.
HAFTANIN EN AZ BİR GÜNÜ İKTİDAR PARTİSİNİN VEKİLLERİ MECLİS’E GELMEDİĞİ İÇİN MECLİS KAPANIYOR
Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’nin elden geçirilmesi gerektiğini anlatan Arıkan, yeni bir sistemin kurulması gerektiğini savunarak, şöyle devam etti:
“Bugün Türkiye’de meseleleri duygularla değil sistemin gerçekliği üzerinden konuşmak lazım. İçimizden geçen duygular vardır. Şu yasalar çıksın diyebiliriz ama bir de Türkiye’nin gerçekleri. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin uygulamadaki gerçekleri var. Meclis de çalıştıramıyor. Haftanın en az zaten 3 gün çalışıyor Meclis. Haftanın en az bir günü iktidar partisinin vekilleri Meclis’e gelmediği için Meclis kapanıyor. Yoklama isteniyor. Belli bir sayıda vekilin orada olması gerekiyor. Gelmiyor arkadaşlarımız. Gelmediği için Meclis kapanıyor ve çalışamıyor. Geçen gün bir il ziyaretimde ben bunu söyleyince vatandaş da güzel bir şey söyledi. ‘Ya bırakın başkanım çalışmasın Meclis’ dedi. ‘Her çalıştıktan sonra bizim aleyhimize yasar çıkıyor’ dedi. Bu da ülkemizin acı bir fotoğrafı maalesef. İnsanlarımız meclis kapalı kalsın diyor. Bizim ayrımız olan bir yasa çıkartmıyor serzeniş içerisinde.
ARA SEÇİM İLE ERKEN SEÇİMİN ARASINDA UYGULAMADA BİR FARK YOK
Ara seçim tartışmalarına ilişkin görüşünü paylaşan Arınan, “Duygularla değil gerçeklerle hareket etmek zorundayız. Ara seçim ile erken seçimin arasında uygulamada bir fark yok. Her ikisini de iktidar vekillerinin onayıyla yapmak zorundayız. Biliyorsunuz vekiller istifa etse dahi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı o istifaları Meclis’e getirecek. Bir oylamaya yapacak. İktidar vekilleri buna yok diyecek. Şu anki şekilde zaten bu olmayacak. Erken seçim için de talepte bulunduğumuzda bu oylamayla geri düşeceği için hak arama noktasında ana muhalefet tabii ki hakkını sonuna kadar arayacak. Yaşadığı mağduriyetlerle alakalı, sesini duyurmakla alakalı bir gayret içerisinde olacak. Ama bugün yapılması gereken bu ara formüllerden ziyade ana formüllere yoğunlaşıp iktidarı hemen seçime zorlamak daha mantıklı bir yol olacak. Yani işleyecek prosedür aynı prosedür. Ara seçimle erken seçimin işleyişi aynı olacak” şeklinde konuştu.
KAYNAK: ANKA

















