Yön Haber
YÖN Radyo
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Dünya
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Daha Fazla
    • Yaşam
    • Sağlık
    • Yerel Yönetimler
    • Medya
    • Avrupa
    • Sürdürülebilirlik
    • Teknoloji
    • Spor
    • Video
    • Podcast
    • Asya Gündemi
    • TBMM
Podcast
Video
Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yön Haber
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Dünya
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Daha Fazla
    • Yaşam
    • Sağlık
    • Yerel Yönetimler
    • Medya
    • Avrupa
    • Sürdürülebilirlik
    • Teknoloji
    • Spor
    • Video
    • Podcast
    • Asya Gündemi
    • TBMM
Yön Haber
Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
Anasayfa Siyaset

Özgür Özel: “2026’da sizlere umut, mücadele ve iktidar vadediyorum”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, AK Parti'nin yönetme kabiliyetini kaybettiğini belirterek "Artık karşımızda bir iktidar partisi yok. Müstakbel bir muhalefet partisi var" dedi. Özel, "Sokakta, meydanda, eylemlerde, mitinglerde hep görüyorduk, ahlaki üstünlük bizde, psikolojik üstünlük bizde diye. Ve şimdi görüyoruz Meclis Genel Kurulu'nda da komisyonda da bu yüce çatı altında artık psikolojik üstünlük el değiştirmiştir. İktidar el değiştirmiştir. Mevcut iktidar fikren ve zikren iktidardan düşmüş, ana muhalefet fikren ve zikren iktidara oturmuş, iktidarın değişimi fikren ve zikren gerçekleşmişken fiilen değişim için de millet sandığa gün saymaktadır" diye konuştu.

Yayınlanma Tarihi: 23 Aralık 2025 - 13:46:06
Güncelleme Tarihi: 23 Aralık 2025 - 16:10:55
Özel: “Artık iktidar CHP’dedir”
PAYLAŞPAYLAŞPAYLAŞWechat

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, AK Parti’nin yönetme kabiliyetini kaybettiğini belirterek “Artık karşımızda bir iktidar partisi yok. Müstakbel bir muhalefet partisi var” dedi. Özel, “Sokakta, meydanda, eylemlerde, mitinglerde hep görüyorduk, ahlaki üstünlük bizde, psikolojik üstünlük bizde diye. Ve şimdi görüyoruz Meclis Genel Kurulu’nda da komisyonda da bu yüce çatı altında artık psikolojik üstünlük el değiştirmiştir. İktidar el değiştirmiştir. Mevcut iktidar fikren ve zikren iktidardan düşmüş, ana muhalefet fikren ve zikren iktidara oturmuş, iktidarın değişimi fikren ve zikren gerçekleşmişken fiilen değişim için de millet sandığa gün saymaktadır” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bütçe görüşmeleri nedeniyle verilen aranın ardından partisinin grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Grup salonunda ön sıralara geçtiğimiz hafta hayatını kaybeden Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’ın fotoğrafı ve karanfiller konuldu. Depremdeki kayıplarda sorumluluğu olan müteahhitlere af niteliği taşıyacak düzenlemeye karşı çıkan depremzede aileler de salondaydı. Aileler “Helal etmek yok, unutmak yok, sesimizi duyan var mı” sloganı attı.

CHP Genel Başkanı, geride bırakılan yılı özetleyen sözlerle başladı konuşmasına. “Geride bıraktığımız yılı maalesef ağır sorunlar altında geçirdik, geçirmeye de devam ediyoruz. Zulmü de gördük, darbeyi de yaşadık, sıkıntıları hep birlikte omuzladık. En yakınlarımızın, evlatlarımızın kayıplarıyla sınandık. Ancak bugün burada bir yılın muhasebesini yapmak ve yeni yıla girerken umutları tazelemek üzere buradayız” diyen Özel şöyle devam etti:

2026’NIN BÜYÜK ACILAR GETİRMEMESİNİ TEMENNİ EDİYORUM

“Haziran ayında kaybettiğimiz Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız kardeşim Ferdi Zeyrek’i, elim bir kazada kaybettiğimiz Ferdi Zeyrek’i, hepimize siyasette nezaketi gösteren adeta CHP’nin ve Cumhuriyetin yaşayan ayaklı kütüphanesi olan ve ağaçlar gibi ayakta hayatını kaybeden Genel Başkanımız Altan Öymen’i kaybettik. Henüz daha dokuz gün önce de doğduğum, büyüdüğüm ilçenin, Şehzadeler ilçesinin genç kadın belediye başkanını, 21 yaşından itibaren partimizde koşan, o ilçe belediyesinde, o 21 yaşındayken partiyi yüzde 6’dan yüzde 13’e çıkarmayı başarı saydığımız günde emek veren, sonra her adımında bizimle bir koşan ilde yüzde 60, o ilçede parti tarihinde alınmış en yüksek oyla tek başına, ittifaksız o ilçeyi kazanmayı başaran Gülşah Durbay kardeşimizi, evladımızı kaybettik. Ve Türkiye’nin dört bir yanında örgütümüze, partimize emek veren, bugün aramızda olmayan 2025 yılında kaybettiğimiz bütün üyelerimizi rahmetle, minnetle anıyorum. 2026’nın böyle büyük acılar getirmemesini temenni ederek sözlerime başlamak istiyorum.

KUBİLAY’I ŞEHADETİNİN 95’İNCİ YILINDA BEKÇİ HASAN VE BEKÇİ ŞEVKİ’YLE BİRLİKTE RAHMETLE VE MİNNETLE ANIYORUZ

Bugün eğer bu Grup toplantımız olmasaydı, Meclis açık olmasaydı pek çoğumuz gibi ben de her yıl olduğum gibi Menemen’de olacaktım. Bugün Asteğmen Kubilay’ın, bekçi Şevki ve bekçi Hasan’ın katledilişlerinin 95’inci yılı. Kubilay Menemen’e Asteğmen olarak gitti. Ve Cumhuriyet’in ay yıldızlı bayrağına karşı manda ve himaye yanlılarının ellerinde şeriat bayrağıyla dolaştıklarını, Cumhuriyet’e ve kurucusuna meydan okuduklarını gördükleri yerde Türk bayrağını indirip şeriat bayrağı çektiklerini görünce yanındaki iki bekçi arkadaşıyla birlikte bunların karşısına dikeldi. Gözü dönmüş caniler Kubilay’ı önce yaraladılar sonra yaralı bedenine işkence ettiler, canlı canlı başını gövdesinden ayırdılar ve Cumhuriyet’e karşı Kubilay’ın başını Menemen’de gezdirdiler. O gün ve o günden beri cumhuriyetçiler, Atatürkçüler, cumhuriyet devriminin bekçileri bunlara baş vereceklerini ama baş eğmeyeceklerini gösterdiler. Kubilay’ı ölümünün 95’inci yılında, şehadetinin 95’inci yılında bekçi Hasan ve bekçi Şevki’yle birlikte rahmetle ve minnetle anıyoruz.

52 BİN DEPREM KAYBIMIZIN, ŞEHİDİMİZİN, CANIMIZIN AİLELERİNİN ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUM

Yakında 6 Şubat geliyor ve biz üçüncü yıl dönümünde o büyük acıyı, içimizde yanan o sönmeyen ateşle üçünü yıl dönümünde karşılamaya hazırlanıyoruz. Bugün aramızda depremde yakınlarını kaybedenler var. Onlar bu gruba yakınlarını kaybettikleri apartmanlarda sitelerde, o yıkıma sebebiyet veren ruhsatları verenleri, denetleyenleri, kötü inşaat yapanları, yeterince yargılamadıkları için, kamu görevlisi olanlara yargılama izni verilmediği için bu salona geldiler. Ama bu sefer bu salonda bir başka endişeyle, yürek sızısıyla ve bir öfkeyle bulunuyorlar. Günlerdir de Meclis’in önündeler. Milletvekillerimizle, Grup başkanvekillerimizle de görüştüler. 6 Şubat gecesi ve devamında enkaz altından sesini duyuramayanların yakınları buradan ‘Sesimizi duyan var mı’ diye bağırıyorlar bu yüce çatının altında grubumuz, deprem suçlularının bu düzenlemeden yararlanmaması için elinden ne geliyorsa onu ve fazlasını yapacak. Size söz veriyoruz. Ben 52 bin deprem kaybımızın, şehidimizin, canımızın, ailelerinin önünde saygıyla eğiliyorum. Onların sözünü kesmeye utanırım, ar ederim. Onların sesini biz duyduk. Ümit ediyorum Meclis’teki bütün milletvekilleri, bütün gruplar bu sesi duyarlar ve birtakım kirli lobilere alet olmak yerine birtakım siyasi ilişkilere teslim olmak yerine bu sesi duyarlar ve bu aftan asla ve asla bu hayatını kaybedenlerin ölümlerinden sorumlu olanlar yararlanmaz. Grubumuza emanettir arkadaşlar.

ALLAH KİMSEYİ YAPTIĞI BÜTÇEYİ MECLİS’TE SAVUNAMAYACAK BİR HALE GETİRMESİN

2026 bütçesi geçtiğimiz pazar gecesi Meclis’te kabul edildi. Öncelikle plan ve bütçe komisyonu üyelerimiz ve tüm milletvekillerimize, grubumuza, grup başkanvekillerimize hem komisyon süreci hem de parlamentoda 14 gün boyunca verdikleri mücadele halkın sorunlarına parmak basan, sorunu gören ama çözümü de söyleyen yaklaşımları için, CHP’nin oy birliğiyle değiştirdiği programına uygun verdikleri, hiçbiri kabul edilmese de 49 önerge için ve ortaya koydukları, iktidara hazır, Türkiye’yi yönetmeye hazır, Türkiye’nin bir sonraki bütçesini yapmaya, gelip Meclis genel kurulunda da halkın bütçesini aslanlar gibi savunmaya hazır CHP grubuna yürekten teşekkür ediyorum.

Neden bütçenin savunulması konusunu önemsiyorum? Çünkü rejime kasteden anayasa değişikliğini OHAL şartlarında değiştirdiler. ‘Bir aylığına, bir buçuk aylığına, üç aylığına ilan ediyoruz ama bir aya kalmaz, bir buçuk aya kalmaz OHAL’i kaldırırız’ diyenler hatta iktidara geldiklerinde kendiliğinden sona eren iktidarlarının ikinci gününde kendiliğinden süresi dolan OHAL’i uzatmamakla övünüp ‘OHAL’i kaldırıyoruz’ diyen parti, üç aylığına ilan ettiği OHAL’in içine üç yıl sığdırıp, içinde OHAL şartlarında anayasa değişikliğini Meclis’te görüştürüp, ki dünyadaki pek çok anayasada yasaktır bu, OHAL şartlarında kampanya yapıp, OHAL şartlarında seçim yapıp, OHAL şartlarında sandığı getirip referandum yapıp, son derece öncesi-sırası-sonrası şüpheli bir referandumla rejime kastedip OHAL’den vazgeçmeyip, OHAL şartlarında baskın seçim yapıp rejimi değiştirenler ‘Verin yetkiyi görün yetkiyi’, ‘Biz geldiğimizde ülkeyi şirket yönetir gibi yöneteceğiz bu yeni sistemle’, ‘Bu sistem, ya bu sistemde bakanlar kurulu yok. Çünkü sistem hükümet sistemi tek kişilik hükümet sistemi. Bir kişi seçecek millet, her şeyden o sorumlu olacak. Millet bir tek ona hesap soracak. Beş yıllığına seçeceksin gerisine karışmayacaksın’ diye demokrasiyle bağdaşmayan, demokrasi fikriyle taban tabana zıt, sandığı, öncesini ibra edip, sonrasına meşruiyet veren, devamında demokrasiye, geçmişte yolsuzluğa bulaşan, devamında demokrasiden uzaklaşanlara hiçbir söz bırakmayan, milletvekilinin yüz yüze sözlü soru hakkını elinden alan, Meclis’in hükümeti düşürme hakkını elinden alan bir anayasa değişikliği getirirken ‘her şeyin sorumlusu benim ben’ diyen ve bu bütçeden, bu fukaralık bütçesinden, bu sömürü bütçesinden, bu faiz bütçesinden sorumlu tek kişi gelip de burada bütçesini savunmadı, savunamadı. Allah kimseyi ‘Verin yetkiyi’ deyip yetkiyi alıp sonra yaptığı bütçeyi Meclis’te savunamayacak bir hale getirmesin.

AK PARTİ SICAK SALONLARA HAPSOLAN POLİTİKASIZ VE ÇARESİZ BİR PARTİDİR

Ben Meclis grubumuzun komisyon ve genel kurul performansından memnunum o yüzden teşekkür ettim. Neden memnunum? İktidara hazırlar. Tahmin ediyorum Erdoğan da görüyordur, ben AK Parti’nin performansından da çok memnunum. Doğruya doğru. Muhalefete hazırlar. İktidar perspektiflerini kaybetmişler. Yönetme kabiletlerini kaybetmişler. Artık karşımızda bir iktidar partisi yok. Müstakbel bir muhalefet partisi var. Ana muhalefet olabilirler mi bilmem ama muhalefete hazırlar. Meclis Genel Kurulu’na baktığımızda ya da Plan Bütçe Komisyonu’na baktığımızda bir tarafta sorunu gören, isyan eden, edilen isyanı duyan, çözüm öneren bir parti var: CHP. Öbür tarafta eleştiriyi ya duymayan komisyon evresinde, ya da duyduğu eleştiriye hakaretle cevap veren, kendilerine verilen 70-80 dakikalık kürsüleri, ben 80 dakika ilk gün sorun-çözüm anlatırken 80 dakika o kürsüye çıkıp son gün hakaret eden, muhalefete muhalefet eden, ülkenin ana muhalefet partisine muhalefet eden bir partiyle karşı karşıyayız: Adalet ve Kalkınma Partisi. Görünen o ki, sokakta, meydanda, eylemlerde, mitinglerde hep görüyorduk, ahlaki üstünlük bizde, psikolojik üstünlük bizde diye. Ve şimdi görüyoruz Meclis Genel Kurulu’nda da, komisyonda da bu yüce çatı altında artık psikolojik üstünlük el değiştirmiştir. İktidar el değiştirmiştir. Mevcut iktidar fikren ve zikren iktidardan düşmüş, ana muhalefet fikren ve zikren iktidara oturmuş, iktidarın değişimi fikren ve zikren gerçekleşmişken fiilen değişim için de millet sandığa gün saymaktadır. O yüzden bundan sonraki süreçte de AK Parti’nin artık kimsenin sesini duymayan, depremzedenin de sesini duymayan, açlığa mahkum ettiği emeklinin sesini duymayan, barınma sorunu olan hiç kimsenin sesini duymayan, 3 bin lira öğrenci kredisiyle günde bir çorba bile içemeyen öğrencinin sesini duymayan, açlık sınırının üçte ikisini asgari ücrete reva gördüklerinin sesini duymayan AK Parti, sıcak salonlara hapsolan, politikasız ve çaresiz bir partidir. CHP ise sorunlara ve çözümlere hakim olan meydan meydan büyüyen, milli iradeye güvenen, gücünü, yetkisini devletten, koltuktan değil milletten alan iktidar partisidir.”

“AK Parti 2025’te işçiyi, emekliyi yüksek enflasyon ve faize ezdirdi. 2025 enflasyon hedefini yüzde 17,5 olarak açıkladılar, yılı yüzde 30’la bitirdiler. Bunu sorduğunuzda da utanmadan, çekinmeden, sanki iki-üç puanmış gibi ‘enflasyon hedefimizden biraz saptık’ diyorlar. Biraz dedikleri sapma yüzde 77.

O birazcık dediğinde fark şu: Bir mal veya hizmet geçen seneden bugüne ne kadar zamlandıysa yarısını hedeflediler, öbür yarısını beceriksizliklerinden, hatta beceriksizlik de değil, kötü niyetlerinden dolayı sizin sırtınıza yüklediler. Gerçekleşen enflasyonun yarısı hedefti. Peki ne oldu? Demokrasilerde olur. Bir hedef koyarsın, tutmaz. Sebebini irdelersin. Deprem olur, hedef tutmaz. Afet olur, hedef tutmaz. Küresel bir kriz olur, etkilerinden etkilenmemen mümkün değildir. Hedef tutmaz, sapar. Allah göstermesin; darbe olur, savaş olur, hiçbir hedef tutmaz.

19 MART SİVİL DARBESİNİN MALİYETİ 160 MİLYAR DOLAR

Ne oldu geçen sene? Geçen sene ne oldu da bu hedef tutmadı? Ne olduğunu söyleyeyim: 19 Mart sivil darbesi oldu. 19 Mart sivil darbesi. Buradan bütün vatandaşlarımıza hatırlatırım. Bu darbenin maliyeti 160 milyar dolar. Devasa bir para. Emekliye lazım paranın yetmiş-seksen katı, asgari ücretliye lazım paranın doksan katı falan bir para. İş çevrelerinin, ekonomi yazar çizerlerinin hiçbirisinin itiraz edemediği en görünür şekli Türkiye’de İstanbul Borsası’nda işlem gören en büyük şirket. Yüzde 9 bir günde düşer mi? Yüzde 9. Yüzde 0,1’lik kâr artışı için didiniyor insanlar. Yüz şirketimizin ortalaması bir günde yüzde 9 düşmüş. Bir başka gün yüzde 6. Bu yüzde 9 darbenin günü. Bu yüzde 6, 2 Eylül’de İstanbul İl Başkanlığı’na mahkeme eliyle kayyum atandığının, yani bir partinin siyasi işlerine bir başka partinin atadığı hâkimin, bir başka partinin genel başkanının atadığı başsavcının kontrolündeki eski partili bir hâkimin müdahalesine yüzde 6. Yüzde 4, Cumhuriyet Halk Partisi’ni kapatma talebi yazısının iddianameyle birlikte Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Yargıtay’a yollandığı gün. Böyle düşüşler dünyada büyük depremler, büyük afetler olduğunda yaşanır ya da yaşanmaması için dünya kadar tedbir alınır.

Ama Türkiye ekonomisine yapılanlar burada. Tersine, kurultay davası ertelenince ancak kaybın yüzde 5,5’u geri geliyor. Ya da kurultay davasının düştüğü gün yüzde 5. Kurultay davasının Eylül ayında ertelendiğinde 6 düştüğü, düştüğü gün 5; toplam 11. Ekonomide bütün şirket kârlılıkları, daha doğrusu şirket değerleri üzerinden görülen bu. Peki vatandaşın gördüğü ne? İşte vatandaşın gördüğü, 30 olan enflasyonun aslında 17,5 olacakken olmaması.

Toplam enflasyon ki örneğin asgari ücretlinin enflasyonu Türkiye’de yüzde 63. O parayı temel gıdaya veriyor. O parayı kiraya veriyor. O parayı çocuğunun okul masrafına veriyor. Bunlar da yüzde 63 enflasyon. Ortalamada yüzde 17,5 olacakken 30 olmuş. O da TÜİK’e göre. Tayyip Bey’i üzmeyen istatistik kurumunun verilerine göre, yüzde 30 olmuş. Herkes şunu bilsin.

TÜRKİYE’NİN KURUCU PARTİSİNİN SEÇİMLERDE CUMHURBAŞKANI SEÇTİRECEĞİ ADAYININ CAN VE MAL GÜVENLİĞİ YOK

Geçen sene aralık ayında kıymayı 700 liraya alıyorsan, şimdi 800 liraya alıyorsan bu darbe olmasaydı zammın yarısı olmayacaktı. Rakamlar bunu söylüyor. 19 Mart’ta Atatürk’ten emanet Cumhuriyet’in kazanımı sandığa el uzatılmasaydı, dünyanın en bilindik metropollerinden birinde 16 milyonu yönetsin diye seçilmiş, yüzde 50’nin üzerinde oyla bir milyon 100 bin farkla seçilmiş Ekrem İmamoğlu’na darbe yapılıp da bütün dünya ya İstanbul gibi metropolde bir seçim önce mazbataya çöküyorlar, bir seçim sonra cumhurbaşkanı adayı olacak diye 30 yıl önce verdikleri diplomaya çöküyorlar.

Yetmiyor, ertesi sabah adamın evine, gırtlağına çöküyorlar. İçeri koyuyorlar, tutukluyorlar, aylarca içeride tutuyorlar. Bu Türkiye’de yatırım yapılır mı kardeşim? Yahu Türkiye’nin kurucu partisinin seçimlerde cumhurbaşkanı seçtireceği adayının can ve mal güvenliği yok. Ülkenin kurucu partisinin İstanbul gibi bir metropolünde il başkanlığının güvencesi yok. Altı bin polisle atanmışı getiriyorlar seçilmişin yerine.

Bu memlekete gidilir mi? Yatırım yapılır mı? Tatil yapmaya korkar adam bu memlekette. Böyle düşündürtüyor. Bu güzel ülkeye bundan büyük kötülük olmaz. Şu Muğla’nın, şu Antalya’nın bir ilçesini verseniz Avrupa’daki ülkenin tapusunu üstüne yaparlar. Böyle bir memleketin turizmine de ticaretine de ihracatına da böyle kötülük yapılmaz. Bir memleketin haysiyetine bu kötülük yapılmaz.

Bugün günlüğü 200-300 liraya aldığı maaşın yarısını köhne, perişan otellere veren emekli, o soğuk odada yatarken şunu düşünüyor: ‘Ben bunu mu hak ettim bu kadar emeğin sonunda?’ Emekliyim ya, emek vermişim. Devlet takdir etmiş, ‘çalışma artık’ demiş. ‘Ben bakacağım sana’ demiş. ‘Takatin yok, ben bakacağım; gençler çalışacak, biz bakacağız’ demiş. Bu emekliye bu maaş verilir mi? Neden fazlası verilemiyor? İşte bu yüzden verilemiyor. 2025 yılında, hiçbir başka mazeret yokken bu hükümet kendi enflasyon hedefini yarı yarıya tutturamıyorsa, yüzde 77 sapıyorsa artık bunun bir başka izahı yoktur.”

AK Parti’li ve MHP’li seçmenlere seslenen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İBB operasyonu ile Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınıp tutuklanmasının ekonomi üzerindeki etkisini anlattı. Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

“AK Partili olabilirsin. Başım gözüm üstünesin. MHP’li olabilirsin, başım gözüm üstünesin. Ama bil ki bunlar sandığa sırt dönmeselerdi, kendileri kazandıklarında baş tacı yaptıkları millî iradeye; ta Ekrem İmamoğlu’nun ilk kazandığı İstanbul seçiminde ‘mundar oldu’ deyip seçimi yenilemeselerdi, beş yıl bütün kötülüklerine rağmen karşısına çıkardıkları Başbakanı, Meclis Başkanı’nı, en güvendikleri bakanını her seferinde artan farklarla yenmeseydi; yendiği için bu sandığa el uzatıp bu darbe olmasaydı bugün senin maaşın daha çok, karnın daha tok olacaktı.

Ben Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy veren seçmene hiçbir şey demiyorum. Ama şunu bilsin artık: Senin için oy vermekse, oyu alanın işi de o oyu verene hürmet etmektir. Kim diyorsan o yönetecek. Siz Tayyip Bey’e yönetsin diye oy vermediniz mi? Yönetiyor. Siz İstanbul’da bir başkasına, Ekrem İmamoğlu’na oy verdiniz, yönettirmiyor.

Bu oyunun kuralı bu tarafa demokrasi, bu tarafa otokrasi olabilir mi? Bir maç sadece bir takım kazanırsa oynanabilir mi? Hakem senin takımının formasıyla sahaya çıksa kazandığın maça sevinebilir misin?

Onun için geçmişte, hangi geçmişte demokratik hakkını kullanarak hangi siyasi partiye oy vermiş olursa olsun bütün seçmenleri bundan sonraki süreçte demokrasi içinde kalacak, demokrasiye saldırmayan, saldırmayacak, ‘gel’ deyince gelecek, ‘git’ deyince gidecek bir siyasete oy vermeye, demokrasiye sahip çıkmaya; bu tek adam rejiminin hepimize yaptığını görmeye, hepimizi bundan kurtarmaya davet ediyorum.

Benim umudum, benim umudum ne Murat Emir’dedir ne Gökhan Günaydın’dadır. Ne Ali Mahir’dedir ne kendimdedir. Benim umudum Anadolu’nun irfan sahibi, Trakya’nın irfan sahibi insanındadır. Bizim umudumuz şu hafızadadır: Tek adam, Çanakkale geçilmeyen Çanakkale’yi bir imzayla geçirtmiştir. O kadar şehit verdiğimiz Çanakkale’den güle oynaya geçip İstanbul’a donanma demir atmıştır. Türkiye yedi parça işgal olmuştur. Tek adam olduğu için. Ve bir fikir, bir fikrin sahibi; Cumhuriyet fikrinin sahibi, hakkındaki ölüm fermanına, idam fermanına rağmen Samsun’a çıkmış, önce kurtuluşu sonra kuruluşu örgütlemiştir. Millî kahramanken, ‘millî kahraman’ lafı yetmez. Hâlâ vatandaşın yüzde 99’unun gönlünde Atatürk sevgisi yaşıyor.

BU ÜLKEYİ YOKSULLUKTAN, SEFALETTEN, İŞSİZLİKTEN KURTARACAK, ZENGİNLEŞTİRECEK FİKİR DE TAYYİP BEY’İN DEĞİL, GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN FİKRİDİR

Millî kahramanken ‘nasıl yöneteceksin’ diyenlere; padişahlığa devam mı, İngiliz tipi krallık mı, Amerikan tipi başkanlık mı diye soranlara… O gün Amerikan tipi başkanlık 200 yıllık bir mevzudur. Cumhuriyet fikrinin sahibi o genç subaylığında Avrupa nasıl kalkınıyor, nasıl güçleniyor, dünyada kimler ileri gidiyor, kimler yerinde sayıyor, kimler aşağı gidiyor görmüştür. Demokrasinin zenginleştirdiğini, güçlendirdiğini görmüş; kendisine krallık, padişahlık değil, ‘bir meclis kurduk, ne görev verirse onu yaparız’ demiştir.

Sandığı getirmiştir. Onun partisi çok partili, rekabetli sandığı getirmiştir. O gün işgalden sonra ‘körler ülkesi’ deniyordu. Adı Yaman’a Elazığ. İnsanlar ölürken, salgın hastalıklar kol gezerken; toplu iğnenin fabrikasının da temelini atan, uçak fabrikasını Kayseri’de kuran, vagon fabrikasını yapan, ülkeyi demir ağlarla saran ve bir anda kalkındıran o fikrin sahibidir.

Eğer kendine yetki isteseydi yine işgaldeydik, yine perişandık, belki de sömürgeydik. Yetkiyi millete verdiği için, size emanet ettiği için bu haldeyiz. Bunun için bu ülkeyi yoksulluktan, sefaletten, işsizlikten kurtaracak, zenginleştirecek fikir de Tayyip Bey’in değil, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fikridir.

Bakın, aykırı fikir ne yaptı Türkiye’ye? Geldiklerinde Avrupa’daki 12 ülkeden yüksekti bizdeki asgari ücret. Şimdi Avrupa Birliği’ndeki hiçbir ülkeden yüksek değiliz. Bizde 446 Avro, Almanya’da 2 bin 100 Avro, Fransa’da bin 800 Avro, Yunanistan’da bin 27 Avro.

Geldiklerinde depremden dolayı ÖTV konmuştu, biliyorsunuz. Arabadan da alınıyordu. En düşüğü yüzde 27, en yükseği yüzde 50’ydi. Bugün geldiler, bugün en düşük ÖTV yüzde 70, en yüksek ÖTV yüzde 220. Depremde geçici konan vergiyi yüzde 220’yle uygulamaya devam edip, geldikleri gün sekiz çeyrek altın alan asgari ücreti iki çeyrek altına indirmiş bir iktidardan bahsediyoruz arkadaşlar.

EKREM İMAMOĞLU AK PARTİ’NİN BEŞ YILINA GÖRE YARISI KADAR KAYNAK KULLANIP İKİ KATI İŞ YAPTI

Dönüyor dolaşıyor, Ekrem Başkan’a bomboş, ispatlayamadıkları hâlde dokuz ay sonunda yolsuzluk iftirası atıyorlar. Ekrem İmamoğlu’nun bir önceki beş yılıyla karşılaştırıldığında, AK Parti’nin beş yılına göre yarısı kadar dolar bazında kaynak kullanıp iki katı iş yaptığını görüyoruz. Dört kat bir beceriklilik var. Böyle beceriklilik olur mu? Ne olması lazım dört kat fark için? Dünyada kimsenin yapamadığını bir kişi dört katını yapamaz. Sihirbaz olsa yapamaz.

Demek ki önceden üç katını çalan varmış. Dörtte üçünü çalan varmış. Çalmayınca olmuş bu. Yalansa inanmayan çıksın araştırsın. İmamoğlu öncesi beş yıl, İmamoğlu’nun beş yılı. İki kat iş, yarı fiyatına yapılıyor. Yarısı maliyetine yapılıyor. Bir de ondan sonra dönüyorlar, bize iftira atıyorlar.

İşte yönettiğiniz ülkede deprem sonrası yüzde 50 alınan ÖTV, yüzde 220’ye çıkar. Yirmi üç yıl boyunca her şeyden bu faizi al, bu fazla vergiyi al. Ondan sonra da sekiz çeyrek altını emeklide ikiye düşür. Yedi çeyrek altın alan asgari ücretliyi emeklide bir buçuğa, asgari ücretlide ikiye düşür. Olacak iş mi bunlar arkadaşlar?

TÜRKİYE’DE AK PARTİ’NİN KARA DÜZENİ VAR

Çok basit bir hesap. Aynı araba Almanya’da da satılıyor, Türkiye’de de satılıyor. Aynı araba. Almanya’daki fiyatı 31 bin avro. Türkiye’deki fiyatı 2,5 milyon lira. 31 bin avro Türkiye’de 1,5 milyon eder ama bizim vergiler yüzünden 2,5 milyon liraya satılıyor.

Bir Alman asgari ücretli var, Hans. Bir de bizim asgari ücretli var, Hasan. Aynı arabayı almak için Alman asgari ücretli Hans 15 ay çalışıyor. Aldığı asgari ücreti hiç harcamayacak, biriktirecek; 15 ayda 31 bin avroyu topluyor. Hesap ortada. Aynı araba Türkiye’de 2,5 milyon lira. Bizim Hasan bu parayı toplamak için yemeden, içmeden 99 ay çalışmak zorunda. Bir tarafta 15 ay, bir tarafta 99 ay. Ne fark var arada? Almanya’da demokrasi var. Türkiye’de AK Parti’nin kara düzeni var. Başka hiçbir fark yok arada.

Asgari ücrette bir tartışma sürüyor. Tartışma falan yok. Tam olarak Erdoğan’ın kontrolünde bir sistem var. Sendikalar da isyan etti, kalktılar masadan. Erdoğan ne isterse asgari ücret o. Eskiden biraz şovunu da yapıyordu. Şimdi 22 bin liralık asgari ücret var, açlık sınırı 30 bin lira memlekette.

ASGARİ ÜCRETİ 27-28 BİN LİRA BİLE YAPMAYIP DAHA ALTINDA TUTMAYA HAZIRLANIYORLAR

Bu asgari ücrete, gerçekleşen enflasyonu değil, geçen seneki gibi beklenti enflasyonu vermeye hazırlanıyorlar. Asgari ücreti 27–28 bin lira bile yapmayıp daha altında tutup, sonra da dönüp işverene Erdoğan diyor ki: ‘Kefenin cebi yok.’ Yani diyor ki: ‘O kadar parayı nereye götüreceksin, işçiye ver.’

Verecek parası varsa asgari ücreti belirle, insafına kalmadan versin. Ama o da biliyor ki yanında iki kişi çalıştıran lokantacı esnafının, yanında bir kalfa çalıştıran eczacının, berberin bu asgari ücreti, yani 39 bin lira hak edilen asgari ücreti vermesi mümkün değil. Haktır ama yoktur diyor. Onda da yok. Ne yapacak burada? Devlet girecek araya. Ne yapacak? Sosyal güvenlik primini destekleme olarak verecek. Biz kaç önermişiz? Örneğin destekleme primi 10 bin 400 lira. Düşürürsen, verirsen asgari ücret alan için 39 bin lira olur; veren için 29 bin lira olur.

Burada devlet olarak devletliğini yapmayacaksın, ondan sonra küçük esnafın karşısına geçmiş, ya da tekstil ihracatı yapmaya çalışıp perişan olanın karşısına geçmiş, ‘kefenin cebi yok’ diyeceksin. Memleketi bu hâle o mu getirdi? Asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok yüksek. Nasıl memleket? Yani kendisi emeklinin kul hakkını yerken 16 bin 200 lira verirken hiç aklına kul hakkı gelmiyor; sonra işverenin karşısına geçmiş, tasavvuf erbabına dönüşüyor. Bir anda ‘kefenin cebi yok’ diyor.

Peki o zaman sormazlar mı? Büyük kentlerde kira 30 bin lira. Yapmayı düşündüğün asgari ücret kirayı bile karşılamıyor. Açlık sınırı 30 bin lira, vermeyi düşündüğü emekli maaşı 20 bin lira. 19 bin 800 lira yapacaklar en düşük emekli maaşını; buraya yazıyorum.

20 bin lira, açlık sınırının üçte ikisi. Bir de sonra Ulus’taki oteller haber olunca Aile Bakanı çıkıyor, ‘Emekliler orada kalmayı tercih etmiş’ diyor. İnsan gerçekten bunları duyunca… Kabinede bir tane kadın bakan var. Ona da tutup kötü bir şey söylemeyeyim diyorum ama ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun kardeşim.

TÜRKİYE, KENYA’DAN 2,5 KAT DAHA PAHALIYA BORÇLANIYOR

Türkiye’nin kredi risk primi, emsal ülkelere göre 50–100 arasında olması lazım. Kaç? 208. Darbe sırasında 300’lerin, 350’lerin üzerine çıktı. Yavaş yavaş düşüyor. Ne demek bu? Türkiye, Kenya’dan 2,5 kat daha pahalıya borçlanıyor. Yanlış duymadınız. Mehmet Şimşek sıraya giriyor, Kenya’ya verilen faizle değil, 2,5 katı faizle borçlanıyor. Çünkü dünya Türkiye’ye baktığında bu riski görüyor. Yatırım yapılması riskli, mal alınması riskli, yaşanması tehlikeli bir yer olarak görüyor.

Bir belediye başkanının babasının emekli maaşına el koydular. Kanun kapı gibi yazıyor: Suçun şahsiliği var. Suçlu yok, iftiraya uğrayan bir evlat var. Seksen yıllık şirketlere el koydular. Emekli maaşı çekilen kartı ATM yutuyor. Dünyanın öbür ucundan bakacaklar, yatırım yapmaya gelecekler. Manisa’ya Alman otomobil devi geliyordu, olmadık laflar yüzünden gitti. ‘Çin otomotiv devimini’ bulduk dediler, onu da Macaristan’a kaptırdılar. On bin işçi çalışacaktı.

2025’in 11 ayında maaşlılar 2,3 trilyon lira gelir vergisi ödedi. Şirketlerden alınan vergi 1,2 trilyon. Çalışanlar, şirketlerin iki katı vergi ödüyor. Bu AK Parti’nin kara düzenidir arkadaşlar. Bu düzen yıkılmadan emekli de doymaz, asgari ücretlinin de yüzü gülmez.”

“Hem bahis hem uyuşturucu ülkenin ana gündemi hâline geldi. Aslında memleketim gündemi çoktan bu. Yıkılan aileler, evlatlarını okula yollarken korkan aileler, her birine bütün milletvekillerimize Gaziantep’inde de, Manisa’sında da, Niğde’sinde de, Ankara’sında da milletvekilinin kolundan tutan okulların önü çete dolu, torbacılar dolu, evlatlarımızı uyuşturucudan koru. Sürekli milletvekillerinin duyduğu yakınma ya da olmadık bahislerde para kaybetmeler, çalıştığı iş yerinin kasasından parayı alıp bahis oynayıp batanlar, intihar edenler, evliliği bozulanlar, kaçanlar korkunç bir yük hâline geldik. Sokağın gündemi nihayet başka vesilelerle ülkenin gündemi hâline geldi. Hakemler, futbolcular yasağa rağmen bahis oynuyor. Bir hakem, düşünün, 18 bin kez yasa dışı bahis oynamış. Hafta sonu maç oynatmış. Hafta içi 18 bin kez yasa dışı bahis oynamış. Bunu yakalayamamışlar. Bunu takip edememişler. 17 bin 999 kere ıskalamışlar. En sonunda 18 binde ortaya çıkmış. Tam anlamıyla bir çürümüşlük var. Ve eğri oturup doğru konuşmak lazım. Bu kumar sanal.

DEVLET ELİYLE YAPILMAYANI, ÖZELLEŞTİREREK VERDİKLERİ GRUP KOL ÇEKTİRİYOR

Bu işlere nereden geldik? Bir kere şuradan geldik. Milli Piyango devletin bir kurumuydu. Sen Milli Piyango aldığında kârının nerelere gittiği de belliydi. En önemli Kızılay’ı, Yeşilay’ı, şehit aileleri dediler ki, ‘devlet eliyle kumar olmaz. Biz bunu satacağız.’ Dedik, ‘Yapmayın, altın yumurtlayan tavuğu kesmeyin. Bu devlet tekelinde olacak bir iş. Hem güveni sarsmayın hem devletin elindeki altın yumurtlayan tavuğu kesmeyin.’ Hayır, keseceğiz. Kestiler. Gittiler Demirören’e verdiler. Şimdi girin bakalım, girin bakalım sitesine. Geçmişte ‘devlete kumar oynatıyor’ diyordu. Ne? Milli Piyango bileti. 13+1, 13 numarayı tutturacaksın, üçünden birini tutturacaksın. Spor Toto, bilemedin 6/49. Anneanne öyle bir rakam deyip buraya bunu kumardan saydılar. Anadolu irfanında yılbaşında alınan biletin kumardan sayılması yoktur. Kimse kimseyi kandırmasın. Ama bunu babaanne şöyle bir rakam deyip işaretleyen şeyi kumardan saydılar. Şimdi verdikleri şirket 50 milyar lira vergi almışlar. 15 kat kârını artırmış. Girin bir bakın. 150 çeşit oyun. Devlet eliyle yapılmayanı, özelleştirerek verdikleri grup kol çektiriyor. Milli Piyango’nun sitesinde 150 oyun var. Kol çekme var. Her birinin başka başka adı var. Çocuğun Can Balık oyununa meşe, biz Can Balık değil Can Bişine, meşesine bahis oynatıyor adam. 5 dakikada bir Can Balık yarışı var. Milli Piyango’nun sitesinde. Giriyorsun, bilyalardan birini seçiyorsun, parayı basıyorsun. Bilya birinci gelirse parayı alıyorsun. Dokuz gariban da para kaybediyor orada. Bunlar olunca kol çekmeler, onlar, bunlar, yalancı at yarışları başlayınca oraya giren buraya da girer. Eskiden Milli Piyango’yu alıyordun. Bakıyordun. İnternetten bakan internetten bakıyordu. Gazete veriyordu, gazeteye bakıyordu. Şimdi buraya girince, bilgisayardan Milli Piyango’ya girilince çerezler yakalıyor. Önüne dünyanın bütün yasadışı bahis sitelerini yığıyor cep telefonuna çat çat çat. Oradan numaranı öğreniyor, SMS bile atıyor namussuz. Diyor ki: ‘Bu bire bilmem kaç veriyor. Ben önce bonus 2 bin lira beleş veriyorum. Üstüne de daha fazla kâr veriyor.’ Bir giriyor bizimki oraya. İş işten geçti. Peki ne işi var burada?

Ne işi var biliyor musun? Hans gibi 15 ay çalışarak araba alamıyor adam. 99 ay yemeden, içmeden bir kuruş harcamadan biriktirse bir araba alacak. Mümkün mü? Bugün bir asgari ücretli, geçtiğim bir devlet memurunun, bir beyaz yakalının babadan miras kalmadıysa, Milli Piyango’dan çıkmayacaksa çıkmadığına inanıyorlar. Gidip bu tarafta oynuyorlar. Ev sahibi olması, araba sahibi olması mümkün mü? Benim de çocuğumun bir arabası neden olmasın? Ben de eşimi hafta sonu arabaya bindirip ‘Neden gezdirmeyeyim?’ diyenin önüne ‘Kak’ diye bunu düşürüyorlar. Bu yoksulluk, bu çaresizlik, hatta bu anlattığım en masumu. Bir de şöyle bir tarafı var. Bu anlattığım en kabul edilmesi. Bir de şöyle daha çok daha masumanesi var. Geçinemiyor. Kredi kartından çekiyor. Geçen haftalarda gösterdim. yüzde 96 faiz yiyor. Çalışarak kapatılmayacak bir borç oluyor. Hadi bakalım şu son bilezikle şu sanal bayiye girelim. Boşuna olmuyor bunlar. Dünyanın hiçbir yerinde bu oranda bir sanal bayi ve böylesine dolandırılan bir ülke yok. 40 milyon kişinin bu işin bir şekilde bir tarafı olduğu, bir kez olsun bir tarafına bulaştığı söyleniyor. Ben mi söylüyorum? Cumhuriyet Halk Partisi’nin araştırma geliştirme birimi mi söylüyor? Yeşilay söylüyor, Yeşilay. Kapı gibi raporu var Yeşilay’ın, ’40 milyon kişi sanal bahis tuzağında’ diyor. Ne yapıyorsun? Özelleştirdiğim, devlete kumar oynatmadığım yerden memleketin yarısını kumar belasına bulaştırıyor. Bir de oradan vergiyi alıyorsun. Genel bütçede değerlendiriyorsun. Bir samimiyet varsa Demirören grubundan, Milli Piyango’dan, şans oyunlarından, at yarışlarından alınan vergileri Yeşilay’ın bütçesine koyun. Yeşilay’ı da doğru düzgün arkasında durulacak, tüm kötü alışkanlıklarla mücadele edilecek bir noktaya getirin.

AK PARTİ’YE RAHATSIZLIK VERECEK TWEETİ KİM ATTIYSA ONLARIN SAÇ TELİNE BAKTILAR

Diğer tarafta uyuşturucu operasyonu. İlkokul önlerine kadar indiğini annelerden, babalardan hepimiz duyduk ama şimdi ülkenin duyması için meşhur isimlere operasyon yapılması lazımmış. Bir yandan da öyle bir görüntü, öyle bir şey yaymaya çalışıyorlar ki bakın bu iş sadece CHP’ye yönelik değil, CHP’ye yolsuzluk operasyonu yaptığımız gibi efendim iktidara yakın bazı isimlere de uyuşturucu operasyonu yapıyoruz. Birincisi, geçen günlerde başlayıp tepki gösterdiğimiz sürecin şu kısmına dikkat çekerim. CHP’li olsun, AK Partili olsun, MHP’li olsun. Bu ülkede bilinen kişilerin, bilinmeyene de aynısı ama bilinenlere yapıldığı için 20 kişiyi alacaksın, iki polis de götüreceksin, gün boyu, üç gün bütün televizyonlarda görüntüsünü döndüreceksin, saçından tel alıp tahlile yollayacaksın. Üçünde çıkacak, 15 gün sonra 17’si temiz çıkacak. O 17 temiz çıkanı CHP’li olsun, AK Partili olsun fark etmez. Evladının, annesinin, babasının, kardeşinin, eşinin o mahallede, o okulda, o iş yerinde hâli nedir arkadaşlar? Bir iş yapıyorsanız, şüpheleniyorsan çağırırsın. Kaçmayan gelir, kaçanı yakalarsın. Yakalasan bile teşhir etmezsin. Alırsın örneğini, çok lazımsa pozitif çıkan konusunda bir bilgilendirme yaparsın. Ama memlekette 15 gün boyunca, hem de tesadüf, o ilk dönemlerde AK Parti’ye rahatsızlık verecek tweeti kim attıysa onların saç teline baktılar. 17’si temiz çıktı. Onlara ‘Pardon’ dediler. Üç tanesi üzerinden algı operasyonu yürütüyorlar. Bu işlere dikkat etmek lazım.

Bu işlerde dün Meclis’teki konuşmada değinildi. Bunun torbacısı yakalanıyor içeride. Kullanıcısı yakalanıyor içeride. Temini kolaylaştıran içeride; bu uyuşturucunun baronu yok mu, baronu? Bu uyuşturucu baronları nerede? Menşe ülke belli. Kolombiya’dan kalkmış. Gelen gemi belli. İstihbarat alınmış. Vardığı liman belli. El konulan uyuşturucu belli çünkü bu operasyonu namuslu gümrükçüler, ihbar alan namuslu narkotikçi polisler yapmış. Peki bunu getiren, o gemilerle, gemiciklerle getiren lanet olası baronu koruyanlar kim? Nerede o baron? Nerede o baron? Küçücük küçücük bitlerle uğraşıyor. Pire torbası olmuş bir hayvan var ortada. Nerede o? Nerede? Nerede? Ve herkesin bildiği bir gerçeği, herkesin üzerinde konuştuğu bir gerçeği şimdi iktidar cephesi güç savaşlarıyla yakar topu birbirlerinin tarafına atmaya başladılar. Şu kadarını söyleyeyim. Böyle işlerin şakası olmadığından, böyle kirli istihbaratların tarafı olmadığımızdan, AK Parti tarafından tarafımıza iletilen birtakım kirli istihbaratları, öyle gizli gizli, bazı yerlerde duyuyorum ‘CHP bunu açıklamadı’… Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gidin bakın bakalım. Cumhuriyet Halk Partisi kendisine AK Partili kaynaklardan iletilen hangi istihbaratları yollamış? Ama ben hep şöyle yaparım arkadaşlar. Bizim otobüsün üstünden de bu kürsüden de bize gelen ve doğruluğundan emin olduğumuz hiçbir bilgiyi gizlemeyiz. Gereğini yapmıyorlar ayrı, ama bunu AK Parti içinde birbirine operasyon çekenler, kendi planlarınca CHP’yi kullanarak bir taht savaşı yapıyorsa ben önce onu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir göndereyim bakalım. Devletin kayıtlarına geçsin. Bunlar önce birbirini yesin. Nasıl olsa o bilgiyi kimin oraya yolladığı tarihiyle, sayısıyla belli. Şu kadarını söyleyeyim. Fındık kadar aklınızla Türkiye’nin kurucu partisini kendi içinizdeki taht savaşlarına, evlatların, mahdumların, bakanların, bakan eskilerinin kendi içinizdeki kirli savaşına alet edemezsiniz. Düştüğünüz çukurda boğulun be. Düştüğünüz çukurda boğulun.

SİHA’LARDAN UTANMIYORLAR DÜŞMESİNE SEVİNİYORLAR, DÜŞMEYENLERİ NE YAPACAĞIZ

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin dış politika beceriksizliği artık Türkiye’de her bir vatandaşı tehdit eder durumda. Şöyle düşünmeyin. Yani yanlış işler yaptı, ülkenin başına der. Yok, başınıza her an bir Rus İHA’sı düşebilir. Düşebilir. Çünkü öyle bir hâle getirdiler ki memleketi, şu anda Ankara’ya, ülkenin başkentine, Elmadağ’a kadar kontrolsüz SİHA geliyor. Gelmesinden utanmıyorlar, ‘düşürdük’ diye övünüyorlar. Balıkesir’e düşüyor, Kocaeli’ne düşüyor. SİHA’lardan utanmıyorlar, düşmesine seviniyorlar. Düşmeyenleri ne yapacağız, düşmeyenleri? Ama esas sorunu bir dile getirmek lazım. Tehdit açıkça ortadayken Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hazırlıklarından sorumlu olan yürütme tarafından güvenliğimizi zafiyete düşürecek yanlış politikalar uygulanmış ve uygulanmaya devam ediyor. Hiçbir analiz yapılmadan, teknoloji transferi olmadan S-400 sistemi hepinizin gözü önünde, hepimiz şahidiz ki tek kişinin kararı, tek kişinin inadıyla alındı. O dönemde bölgemizdeki tüm devletler hava kuvvetlerini ve savunma hatlarını genişletirken Türkiye büyük bir sıkıntının içine düştü. 13 yıldır tek bir savaş uçağı alamadık. Neden? S-400 konusundaki pervasızlıkla ortağı olduğumuz F-35 projesinden atıldık. İçeride 1,5 milyar dolar paramız var. Paramızı da vermiyorlar. Altı tane, üzerinde al bayrak işli, dört tanesinin pilotlarımızın eğitimine gittiği F-35’i 8 senedir, 10 senedir tutuyorlar.

Diğer taraftan şimdi uğraşıyoruz, olsun diye Eurofighter alınamamış. F-16 yeni nesil alınamamış. F-16 modernizasyonu yapılamamış. O hâle düşürdüler. Şimdi İsrail kalktı mı? Bizim F-16 kalktı mı? Efendim 6 dakika, 4 dakika o bizi görüyor. Biz onu görmeden uçuyoruz. Yunan’ın yeni nesil F-16’sı ki F-35 onda da var. Bizim F-16 16 ile karşılaşıyor. Bir dakika 50 saniye o bizi görüyor. Biz onu görmeden uçuyoruz. Bu hâle getirdiler memleketi. 2016’da, 2019’da davulla, zurnayla S-400’ler gelirken canlı yayında ya Rusya’dan kalktı. Haritada gösteriyor uçak. Ne var içinde? Takip ediyoruz haritada. S-400’lerimiz geliyor. İniyor. 16 televizyon canlı yayında S-400’ler geldi. Sanki Türkiye kendi yapmış olduğu bir savunma sistemini devreye alıyor. Sanki ondan övün. O zaman, o zaman ben de avucum patlayana kadar alkışlarım. Bir yanlış strateji ile getirdiler. Erdoğan’a soruyorlar. Nerede duruyor? Durması gereken nerede? Nerede biliyor musunuz? Mürted Hava Üssü’nün hangarında duruyor. Çünkü öbür taraftan hesap etmediği birtakım işler olup da ambargoları yiyince kuramıyor. Vur vuramıyor. Yolla, geri yollayamıyor. Gitmiş şimdi Putin’e. Acaba geri alsan, S-400 aldım ya, onu geri alsan… Nereden öğreniyorsun bunu? Bloomberg’den. Var mı yalanlayan? Ömer Çelik. Ömer Çelik. Bizim partinin sözcüsü bir şey söylediğinde, grup başkan vekili bir şey söylediğinde, biz bir şey konuştuğumuzda 7 dakika içinde Twitter’a salınan Ömer Çelik.

GEÇMİŞTE BİR RUS SAVAŞ UÇAĞI DÜŞTÜ, DEVRİN BAŞBAKANI İLK SÖYLEDİĞİMDE DE ALINDI

7 gün 7 saat oldu, Bloomberg yazdı bunu. Yazsana, yok öyle bir şey. Yalvar yakar aldıkları S-400’leri geri vermek için yalvar yakar oldular. Ve F-35’ten atılarak 13 yılımızı kaybettik. S-400 meselesinden, S-400 meselesinden dolayı 8 yılımızı kaybettik. Ve şimdi hava savunma sisteminin şakası yok kimsenin. Hava savunma sistemini Putin’e söz verip şimdi Putin dedi ya, ondan değil, bizden daha pahalıya alacaksın, tamam. Çin’e vergi koyacaksın, tamam. Benim uçakları alacaksın, tamam. S-400’ü yollayacaksın, ne diyor? F-35 programı 6 aya kadar bir şey olur dedikleri bu. 6 aya kadar cesareti toplayıp S-400’leri verebilir, diyor. Putin’e deyince Putin diyor ki buna: ‘Senin hava savunma sistemin çok sağlam anlaşılan.’ Putin tepemizde rutin şekilde İHA uçuruyor arkadaşlar. Putin rutine bağladı İHA’ları. Tabii bu işin bir de ahalinin konuştuğu tarafı var. Kitabın ortasından geçmişte bir Rus savaş uçağı düştü. Devrin başbakanı ilk söylediğimde de alındı. Onun yetkisinde zaten. Yani başbakan söylüyor Genelkurmay Başkanı’na eskiden parlamenter rejimde angajman kurallarını. Ben deyince sanki onu eleştiriyormuşuz gibi alındı Sayın Davutoğlu. Davutoğlu, başbakan yetkisiz, tarafsız cumhurbaşkanı ‘Ben düşürdüm uçağı’ diye Davutoğlu’yla yarışa girdi. Angajman kuralına göre uçak düştü ya.

KENDİSİNİ PARMAĞINDA OYNATAN TRUMP’A TESLİM OLANLARA YAZIKLAR OLSUN

Ardından bu millet siz bunu söylemediniz de unuttu mu sanıyorsunuz? 34 tane asker şehit oldu hava bombardımanıyla. O neye karşı yapıldı? Sonra kalkıp da Rusya’ya gidip Rus televizyonunda knockout olmuş boksöre sayar gibi 2 dakika saydırmadılar mı sana kapıda bekledim? Rus resmi televizyonu, ‘Erdoğan’ı Putin kapıya aldı. 2, 1.59, 1.58… Aklı başına gelsin diye döndürüyoruz’ diyor. Bu hallere düşürdü memleketi, bu hallere. Bu milletin aklını, ferasetini çok hafife alıyorsunuz. Sen İngiliz İstihbarat Örgütü’ne MI6 başında şimdi görevi yakında bırakacak olan Türkiye’nin eski Türkiye’deki eski İngiliz büyükelçisi var. Gelecek İstanbul’un orta yerinde İngiltere Başkonsolosluğu’nda İngiliz istihbaratının ‘sessiz kurye’ dediği muhbir hattının lansmanını yapacak. Rusya’ya sınır ülke Türkiye’de Rusya’da rejimden rahatsız olanlara dijital ajanlık teklif eden programı tanıtacak. Putin de diyecek ki sana: ‘İyi yaptın, ev sahipliği yapmışsın. İkiniz de NATO ülkesisiniz’ falan. İngiltere bunu hangi bir başka ülkede yapmaya o ülkenin diplomatlarını, Dışişleri Bakanını, o ülkenin yürütmenin başındaki insanı ikna edebilir. Rusya’nın çevresindeki hiçbir ülkede yapamayacaklarını O ülkeler yaptırmaz. Diplomasi bilen hiçbir ülke yaptırmaz. Birinden müttefiksindir, öbüründen sınır komşusundur, ilişkin vardır. Gidip de sen istihbarat örgütüne ‘Rusya’nın içindeki muhalifler bana başvursun’ deyip o tanıtımı burada yaptırıyorsan Putin tependeki İHA’yı böyle rutine bindirir. Bunu bu ülkeye yaşatmaya o Türkiye hava sahasına giren bir tane bile İHA engel olmayıp, onun gereğini yapamayan, aldığı S400 için alırken yalvar yakar, verirken yalvar yakar olan, kendisine meşruiyet vereceğim diye kendisini parmağında oynatan Trump’a teslim olanlara yazıklar olsun.”

“Yılı kapatıyoruz acılarla, adaletsizliklerle. Sadece ilk anda aklıma gelen altı tanesini yazdım. Kartaakaya’da 36’sı çocuk, 78 vatandaşımız yanarak hayatını kaybetti. 91’i çocuk, bin 956 işçimiz iş cinayetlerinde katledildi. 12’si metan gazından, ikisi güneş altında bekletilmekten, 20’si uçak kazasında 34 kahraman askerimiz şehit oldu. Dilovası’ndaki kaçak iş yerinde üçü çocuk, yedi kadın yanarak öldü. 349 kadın, kadın cinayetlerinde katledildi. Bir yılda sadece 85 kahraman polisimiz intihar etti görevli başında. Böyle bir yılı kapatıyoruz. Camus diyor ki ‘Bir ülkenin nasıl yönetildiğini görmek istiyorsan o ülkede insanların nasıl öldüğüne bak.’ Bu ülkede insanlar böyle ölüyorlar. Millet çarşıdan, pazardan filesi boş dönmemek için havanın kararmasını, güneşin batmasını bekliyor. AK Parti’nin kara düzeni cilalı taş devrinde insanlığın bıraktığı toplayarak geçinme, toplayarak yaşama, toplayıcılık dönemini pazardan ezik, atılmışların toplanmasıyla, bir gün önce satılamayan ekmeklerin yarı fiyatına alınmasıyla, yırtıldı diye kenara atılan yufkanın bayatlanınca beşte bir fiyata alınıp suyla ıslatılmasıyla tanıştırdılar bu ülkeyi. Bunların hepsi 2025 yılında AK Parti’nin kara düzeninde oldu.”

KAFAŞ’IN FAALİYET RAPORU

Cumhurbaşkan ı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2018 yılında “Ülkeyi şirket gibi yöneteceğim” sözlerini hatırlatan Özel, şunları söyledi:

“Madem yıl bitiyor, KADAŞ’ın faaliyet raporuna bir bakalım. Bakan, ‘Türk gençlerine, Türk iş adamlarına neden vize verilmesi, vize sorunu var’ deyince ‘Gençlere vize verilmiyor çünkü Türk gençleri gittikleri yerden dönmüyor’ diye vize sorununun sorumlusunu yurt dışına giden gencin geri dönmemesi olarak söyledi. Pasaportumuzun saygınlığı bir yılda 10 sıra birden geriledi. ABD Ankara Büyükelçisi, ‘Trump, Erdoğan’a onda olmayan meşruiyeti veriyor’ dedi. Amerikan Dışişleri Bakanı, ‘Beş dakika randevu için kapımızda yalvarıyorlar’ diye söyledi. Bizim TikTokçu Hakan bunlara tık çıkarmadı, varsa yoksa TikTok yaptı. Ak Toroslar Çetesi siyasete darbe yaptı. Yargıya güven yüzde 20’ye düştü. Cezaevleri doldu taştı. AYM kararlarına birinci kademe mahkemeler uymamaya AİHM’i hiçbiri uygulamamaya başladı. ‘Gözaltına alınıyorum’ yılın cümlesi oldu. Adalet Bakanımız günde iki kez ‘Türkiye hukuk devletidir’ dedi, bakanlığa geri girdi.

Suç ve uyuşturucu çeteleri ülkeyi sardı. Daltonlar Çetesi, kurucusu ‘Can Dalton’a hapishanede pasta koydu, mum yaktı, canlı yayın açtı. 81 ilde, Daltonlar Çetesi eş zamanlı olarak havaya ateş açtı. Can Dalton’un kuruluşunu kutladı. Joe Dalton hapisteyken gerçek Daltonlar bu güçte değil. 13 belediyeye kayyum atandı; üçü bizim, 10’u DEM’in. 5 bin polis il başkanlığımız basıldı. Milletvekillerimize bir karış mesafeden yüzüne gaz sıkıldı. Bir yılda 85 polis intihar etti, İçişleri Bakanı olacak -diğerlerine sıfat kullanmayayım ama- bu kifayetsiz ‘Türkiye güvenlik alanında dünyaya örnek oluyor’ dedi. Enflasyon Avrupa’nın birincisi. Yoksulun kredi kartı ve avans hesabının faizi yüzde 95’e çıktı. Faiz ödemeleri tarihi rekor kırdı. Bütçe ilk günden 2 trilyon açık verdi. Bakan Şimşek, ‘Borçlar düşüyor, bütçe düzeliyor’ dedi. Ayasofya’ya tır girdi. Turizm işçisinin tatil hakkı 10 günde bire düştü. Kartalkaya’da 78 insan cayır cayır yandı. Bakan, lüks yatıyla Yunanistan tatiline çıktı. Orada misafir ağırladı.

ASGARİ ÜCRET AÇLIK SINIRININ ALTINDA KALDI, BAKAN CHP’Lİ BELEDİYELERİ SİLKELEMEKLE UĞRAŞTI

Bir yılda 80 bin hektar orman yandı. Et ve Süt Kurumu’nun müdürü kendi şirketinden et ithal etti. Çiftçi afetlerde çaresiz kaldı, söz verilenler ödenmedi. Şap hastalığı besiciyi bitirdi. Bakan, ‘Tarımda çok iyiye gidiyoruz’ dedi. MESEM’lerde 17 çocuk can verdi. Devlet okullarında beslenme ve hijyen krizleri durmadı. MEB Akademisi ile öğretmen diplomaları yok sayıldı. Atanmayan öğretmen sayısı 1 milyona çıktı. Bakan, ‘Devlet okulları çağ atladı’ dedi, kendi çocuğunu koleje yolladı. Allah’ı var, bu önceki gibi özel okul zincirinin sahibi değil, müşterisi. Senin çocuğunu devlet okuluna yollayıp sabunsuz bırakıp, kapısını bekçisiz bırakıp kendi çocuğunu lüks okullarda okutan bu. Bir yılda bin 956 işçi denetimsizlikten öldü. Asgari ücretle emekli aylığı açlık sınırının altında kaldı. Dilovası’nda üçü çocuk yedi işçi yanarak can verdi. İki büyük işçi grevi milli güvenlik bahanesiyle yasaklandı. Bakan, kendisini atayanın talimatıyla CHP’li belediyeleri silkelemekle uğraştı.

ALNINDAN ÖPÜYORUM MANSUR BAŞKANIM

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Mansur Yavaş, Ekrem Başkan’ın Silivri’ye konmasıyla birlikte AK Parti’nin hedefe koymaya çalıştığı yeni ismimiz. İkide bir soruşturma izinleri vermeye kalkıyorlar. Dün yine bütün televizyonları kırmızıya boyadılar; ‘Mansur Yavaş’a soruşturma izni verildi’ diye. Neymiş diye bir bakınca insan gerçekten gurur duyuyor. Mansur Yavaş’ın soruşturma izni: Ankara’yı parsel parsel satan Melih Gökçek döneminde, İncek’te 90 hektarlık alan için fahiş inşaat emsalleri vermiş. Kendisi görevden el çektirilince yerine gelen Mustafa Tuna -Allah’ı var, AKP ile uyumsuzluk derecesinde dürüst bi insandı, zaten bi daha aday da yapmadılar- döneminde yapılan plan değişikliğiyle inşaat emsalleri düşürülmüş. Mansur Yavaş döneminde de aynı bu şekilde haksız yere verilen, olmadık ilişkilerle verilen bu emsallere karşı direnilmiş ve o katlar verilmemiş. Kazanılmış hak kararı alanlar başvurular yapmışlar, suç duyurusunda bulunmuşlar. Mansur Yavaş’ın suçu: Melih Gökçek’in ranta açtığı, fahiş emsal verdiği yerlerde bu yapılaşmaya izin vermeme suçu. Alnından öpüyorum Başkanım. Bu Mansur Yavaş’ı ben anından öptüm ya partimiz adına. Ben bütün vatandaşlarımızı, başkentimizi bu yamyamlardan kurtarıp Mansur Yavaş’a teslim eden, o oyları veren herkesin alnından öpüyoruz.

2026’DA SİZLERE UMUT, MÜCADELE VE İKTİDAR VADEDİYORUM

2025 yılı artık siyaseten tükenen AK Parti’nin malum darbe yılı oldu. Ama biz bu darbeye karşı mücadeleyi seçtik. Teslim olmadık, yerimizde oturmadık, partide oturmadık; hep birlikte ayağa kalktık ve dokuz ayda 76 tane eylem yaptık. Yarın 77’ncisi Kağıthane’de. Yaz gelirken, ‘Nisan-mayıs iyi de bu yazın nasıl olacak her çarşamba İstanbul’da eylem? Üniversiteler kapandı, öğrenciler gitti. Hava 42 derece oldu. Millet tatilde, memlekette. Bu sıcakta kimse gelmez’ dediler. İstanbul’da milyonlar, kendi iradelerine sahip çıktı. 42 derecede Sancaktepe’yi dolduranları da geçtiğimiz hafta tir tir titrerken Çatalca meydandan ayrılmayanları da yarın ki bir kez daha göstereceğiz hiçbir yer AK Parti’nin değil, artık her yer ve Kağıthane’de milletin kalesidir. Aralığın sonunda, dondurucu soğukta darbeye direnenlere selam olsun. AK Parti yazın serin, kışın sıcak salonların partisidir; CHP meydan meydan büyüyenlerin partisidir. 2026’da sizlere umut, mücadele ve iktidar vadediyorum. Endişesi olan var mı? Hiç meydanların salona yenildiğini gördünüz mü? Meydanlar kazanır, millet kazanır, halk kazanır. Biz kazanacağız, yolumuz açık olsun, yürüyelim arkadaşlar.”

KAYNAK: ANKA

PaylaşPaylaşGönderPaylaşPaylaş
reklam metni reklam metni reklam metni
Önceki İçerik

Şehit Kubilay ve silah arkadaşları, Menemen’de anıldı

Sonraki İçerik

Köprü ve otoyol ücretlerine yapılacak zam oranı belli oldu

İlgili İçerik

Yüksel Mansur Kılınç: “900 bin motokurye yaşam savaşı veriyor”
Siyaset

Okmeydanı kentsel dönüşüm mağdurları TBMM gündeminde…

Mahmut Arıkan: Bu faizci düzeni değiştirmek zorundayız!
Siyaset

Mahmut Arıkan’dan “ara seçim” açıklaması

Özgür Özel: “Eninde sonunda hep beraber kazanacağız”
Siyaset

Özgür Özel: “Eninde sonunda hep beraber kazanacağız”

Özgür Özel: “Tayfun Kahraman ölünce mi rahat edeceksiniz?
Siyaset

Özgür Özel: “Ara seçim yapmazlarsa seçimden kaçmak gibi siyasi bir maliyeti var”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Numan Kurtulmuş ile bir araya geldi
Siyaset

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Numan Kurtulmuş ile bir araya geldi

CHP’li Emre: “Bize Anayasa hatırlatması yapanlar, milli iradeye yargı yoluyla kumpas kuranlardır”
Siyaset

CHP’li Emre’den Enerji Bakanlığı’na soru önergesi yanıtı tepkisi

Sonraki İçerik
Osmangazi Köprüsü’nden geçiş ücreti bin 632 TL’ye çıktı

Köprü ve otoyol ücretlerine yapılacak zam oranı belli oldu

Gündem

Yüksel Mansur Kılınç: “900 bin motokurye yaşam savaşı veriyor”

Okmeydanı kentsel dönüşüm mağdurları TBMM gündeminde…

Kremlin: İran, Rusya’dan silah tedariki talebinde bulunmadı

Kremlin: İran’daki çatışmanın çözümüne yardımcı olmaya hazırız

ABD dışındaki 35 ülke bugün Hürmüz Boğazı konusunu görüşecek

ABD dışındaki 35 ülke bugün Hürmüz Boğazı konusunu görüşecek

Mahmut Arıkan: Bu faizci düzeni değiştirmek zorundayız!

Mahmut Arıkan’dan “ara seçim” açıklaması

Özgür Özel: “Eninde sonunda hep beraber kazanacağız”

Özgür Özel: “Eninde sonunda hep beraber kazanacağız”

İstanbul’da ‘En Hızlı Yarı’ heyecanı

İstanbul’da ‘En Hızlı Yarı’ heyecanı

Meteoroloji’den 5 bölge için ‘sağanak’ uyarısı

Meteoroloji’den şiddetli yağış uyarısı

Beyoğlu’nda özel çocuklardan sanat dolu mesai

Beyoğlu’nda özel çocuklardan sanat dolu mesai

Özgür Özel: “Tayfun Kahraman ölünce mi rahat edeceksiniz?

Özgür Özel: “Ara seçim yapmazlarsa seçimden kaçmak gibi siyasi bir maliyeti var”

İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 402 sanıklı İBB Davası yarın başlıyor

İBB Davası’nda 15. gün… Mahkeme heyeti bugün ara karar verecek

  • Künye / İletişim
  • Gizlilik Politikası
Bizi takip edin

© 2020 YÖN Haber | Tüm Hakları Saklıdır

Hiç Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Anasayfa
  • Güncel
  • Ekonomi
  • Siyaset
  • Video
  • Podcast
  • Emek Dünyası
  • Kültür-Sanat
  • Dünya
  • Yerel Yönetimler
  • Sağlık
  • Sürdürülebilirlik
  • Teknoloji
  • Yaşam
  • Spor
  • Medya
  • Asya Gündemi
  • TBMM

© 2020 YÖN Haber | Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist