Dünyada, Birleşmiş Milletler örgütü üyesi 193 bağımsız ülke var. 193 ülkenin 55’i, halkının çoğunluğu bakımından Müslüman halklar ülkesi.
Bu Kurban Bayramı’nda bu 55 ülkenin hiçbirinin devlet veya hükümet başkanının bayram namazını nerede kıldığı, dünya ve bölge çapında bir haberin konusu olmadı.
Dolarcı ve biatçı yandaşlarca “Asrın Lideri”, “İslam Âleminin Lideri” gibi sıfatlarla anılan “Muhterem Cumhurreisimiz”in, namazı nerde kıldığı dâhil, bayram eylemleri de dünya, bölge ve Türkiye çapında önemli haberler arasında yer almadı.
Esad’ın bayram namazını Halep’te kılmasının dünya çapında haber değeri taşımasının biricik nedeni, ülkesine yönelik 11 yıldır süren emperyalist, siyonist saldırıya, halkı ile birlikte ve halkı ile aynı kaderi paylaşarak direnmesidir.
Daha da önemlisi Esad liderliğindeki Suriye halkının bu direnişte, sadece ABD, İsrail ve AB kodamanlarını değil, aynı zamanda ve en başta, onların bu savaşta kullandıkları “Müslüman” donundaki “Batı destekli irtica” piyonlarını ve taşeronlarını yenilgiye uğratmasıdır.
Bu nedenle diyebiliriz ki, 2022 yılının Kurban Bayramında İslam dünyasındaki en anlamlı, belki de en kutsal bayram kutlaması, Mekke’de, Kâbe’de, Hac’da yapılan kutlamalar değildir. En büyük sevabın kazanılacağı bayram namazları, Çamlıca’da, Ayasofya’da kılınan namazlar da değildir.
Suriye’nin bağımsızlık simgesi bayrağının altında, ulusal direnişin lideri Esad’la saf tutarak Şam’da Emevi Camiinde, Halep’te Sahabe Abdullah Bin Abbas Camiinde kılınan namazdır.
Tarihin efsane kraliçesi “Çölün Gelini” Zennube’nin (Zenoiba) dünya harikası kentinde; kendilerine “cihatçı (İslam adına kutsal savaş askeri)” diyen piyonlarca yerle bir edilen ve yağmalanan Palmira’da; küllerinden doğmakta olan bu kentin her köşesi tarih kokan meydanlarında kılınan namazdır.
21. yüzyılın son 10 yılı, ABD’nin savaş tarihindeki Vietnam’dan sonra ikinci büyük ve stratejik yenilgisini Suriye ve Afganistan’da almasının tarihi oldu.
Son 10 yıl aynı zamanda bölgede yaşanan başka büyük derslerin de tarihi oldu. En başta, emperyalistler ve piyonları ile savaşan Müslüman ülkelerin camilerinde, örneğin Şam’ın Emevi Camiinde, BOP Eşbaşkanlığı rolü ile namaz kılınamayacağı büyük dersinin tarihi oldu. Aynı ders, bu camilerde “katil Esed” ezberiyle namaz kılmanın da mümkün olmadığını gösterdi.
En büyük ders ise, İslam âleminin İsrail işgali altında bulunan ikinci büyük kutsal kenti Kudüs’te namaz kılmayı aklından bile geçiremeyen “Tarikat-Cemaat-Dolar Müslümanlığı”nın ipliğinin pazara çıkması oldu.
BOP’un patronu, Afganistan ve Irak deneylerinden sonra, doğrudan kendi ordusuyla savaşma taktiğinden; “piyonlar ve taşeronlar kullanarak savaşma” (“Obama doktrini”) taktiğine geçti.
Bu amaçla, Ortadoğu’nun ve Asya’nın büyük devletlerini bölmede sahaya önden, etnik, mezhepsel ve tarikat-cemaat derebeylikleri peşinde koşturduğu piyonları sürdü.
ABD himayesinde “bölgenin en büyük devleti olma” macerasına kışkırttıkları taşeronlara ise, El Kaide, El Nusra, HTŞ, IŞİD, ÖSO gibi piyonların hamiliği görevini verdi. Bu uğursuz taşeronluk rolü içerde, “İslam Dünyası Liderliği”, “Yeni Osmanlıcılık” olarak pazarlandı.
Bölgenin Müslüman halkları bugün artık, ABD’nin yıldızı ile birlikte bu uğursuz rollerin yıldızının da sönüşünü yaşıyor. Piyonların ve taşeronların yıldızı, ABD yıldızının sönüşünden daha büyük hızla sönüyor.
Bölgenin Müslüman halkları bugün, 1920-1980 arasında kısa kesintilerle birinci dalgasını yaşadıkları büyük milli-demokratik uyanışın ikinci tarihsel dalgasını yaşıyor. Bu uyanışların zafere ulaştırdığı milli-demokratik devrimlerin ikinci tarihsel-stratejik dalgasını yaşamaya başladılar.
20. yüzyıl devrimlerinin 21. yüzyıla devrettiği büyük ders, bu konuda önlerini aydınlatan en büyük fener oluyor. O büyük ders, milli bağımsızlığın Ortaçağdan köklü bir kurtuluşla taçlandırılmadıkça ve bölge ve dünya çapında bir antiemperyalist ittifakla güvenceye alınmadıkça sürekli ve kalıcı olamayacağı gerçeğidir.
Ama aydınlık gelecek artık uzakta değil.
Başta Türkiye olmak üzere, Müslüman halkların gelecek bayramları, emperyalizmden bağımsızlaşmış ülkelerinde, Ortaçağdan kurtulmuş ve özgürleşmiş toplumlar olarak kutlamaları dileği ile…
Arslan Kılıç
















