TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı, eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, Doruk Madencilik işçilerinin Eskişehir’den Ankara’ya yürüdüğünü belirterek, Doruk Madencilik’e, “Eskişehir’den Ankara’ya gelen işçileri çalıştıran maden şirketi. Bu düpedüz Türk iş hukukuna, TBMM’nin çıkardığı yasalara karşı saygısızlıktır. Ben bunu telin ediyorum açıkça. Bunların emeğe karşı saygısız davranışlarını hiçbir şekilde masum ve mazur göremeyiz. Sermayenin bu hukuksuz davranışlarını şiddetle kınıyorum” ifadesiyle tepki gösterdi.
Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Öz Büro-İş Sendikası Genel Başkanı Baki Gülbaba, vergi konusunun Türkiye açısından kritik bir mesele haline geldiğini belirterek, şunları söyledi:
“Vergi konusu sıkıntılı ve hayati bir konudur. Türkiye’de bu meselenin belki de bir paradigma değişikliğiyle yeniden ele alınması gerekiyor. Çünkü vergi konusu artık bir milli mesele oldu, bir fay hattı. Bu konuyu istismar etmek isteyenlere alan vermemek için vergi konusuyla ilgili bir çalıştay düzenlemeyi doğru bulduk. Vergi konusunun akıl ve hakkaniyet süzgecinden geçirilerek değerlendirilmesi gereken önemli bir konu olduğunun farkındayız. Sloganik bir bakış açısıyla değil, verginin kimden alındığı, nereye harcandığı, ‘Devlet 100 lirayı kimden alıyor, nereye veriyor?’ sorusu yaşamsal bir soru. Bu sorunun cevabını arayacağız. Duygusallıktan arınmış olarak, olayın derinliğine nüfuz etmeye çalışacağız. Verginin devleti ayakta tutan çok önemli bir başlık olduğunun farkındayız. Devletimizin ne anlama geldiğini, bugünün dünyasında farkındayız. Bu farkındalıkla ‘güçlü bir devlet, onurlu bir millet’ mottosuyla çalışmalarımızı sürdüren bir sendikayız. Vergi konusunun bilimsel verilerle ve sağlıklı bir şekilde ortaya konması önceliğimizdir.
TABİİ Kİ VERGİ VERECEĞİZ
Vergi konusu istismar edilen bir konu. Vergi konusunda bir paradigma değişikliğine ihtiyaç var. Biz vergi vermekten uzak durmak gibi bir düşünceyle bu çalıştayı düzenlemedik. Tabii ki vergi vereceğiz hem de büyük bir sorumluluk duygusuyla… Ancak bunun nasılının, niçininin ve sonuçlarının sağlıklı şekilde tartışılmasına ihtiyaç var. Türkiye, özel sektör anlamında parayı, kazancı, karı önceleyen bir bakış açısıyla hareket ettiği için, sorunları, ahlaki ve adaletli bir temelde tartışmak mümkün olamıyor. 50 yıldır bu ülkede bir dünya para kazanan müteşebbislerin, azıcık bir şey olduğunda ‘Ben gidiyorum, fabrikaları Mısır’a götürüyorum’ dediğinde kimse soru sormuyor. Devleti ayakta tutan vergiden daha çok duygudur. Sağlıklı bir çözümü ülkemizin gündemine getirmek istiyoruz. Geçinemeyen insanların vergi konusundaki tutumları asla duygusal değil. Olayın matematikten koparılmasından da yana değiliz.”
Vedat Bilgin, bakanlığı döneminde asgari ücretten vergi alınmaması talebini karşıladıklarını belirterek, konuşmasında şunları kaydetti:
“Emeğin mücadelesinde kısa sayılmayacak bir tarihe sahibiz. Burada demokrasi mücadelesinin fevkalade önemli olduğunu düşünüyorum. Demokrasi olmadan sendikal mücadele, emeğin gelişmesi mümkün değildir. Demokrasiyi, emekçilerin ekmeğinin korunduğu bir rejim olarak düşünüyorum. Demokrasi olmadan olmaz, demokrasi emeğin temel varlık şartıdır. Demokrasiye her şartta sahip çıkmak mecburiyetindeyiz.
Demokrasi ile emek arasındaki kopmaz bağa inanmalıyız. Emekçilerin ödediği vergi ile sermayenin ödediği vergi arasındaki dengesizliği dikkate aldığımızda, bu çok ciddi sorunlara gebedir. Türkiye gerçekten kalkınmasını demokrasiye geçildiği dönemlerden itibaren hızlandırmıştır. Demokrasi sürecinin aktörlerine baktığımız zaman, bunlar Türkiye’nin demokrasi içerisinde kalkınmasının ne kadar mümkün olduğunu, Türkiye’nin demokratik dönemlerini dışarıya çıkaralım, Türkiye mutsuz bir ülkedir. Fert başına milli gelir, milli mücadele şartlarında düşünün 59 dolar. Kalkınmayla demokrasi arasında da bu ilişkiyi düzenleyen en önemli mekanizma vergidir. Vergi bir tasarruftur. Türkiye’deki sermaye, sosyal politikaya, sendikal özgürlüklere saygı duyan bir hale gelmiştir. Kıdem tazminatları ödeme sorunu yoktur. Ama küçük ve orta ölçekli endüstriler, çok hızlı birikim yapmak maksadıyla bu kurallara saygı göstermeyen davranışlar gösterebiliyor. Bir tanesini şimdi yaşıyoruz. Eskişehir’den Ankara’ya gelen işçileri çalıştıran maden şirketi. Bu düpedüz Türk iş hukukuna, TBMM’nin çıkardığı yasalara karşı saygısızlıktır. Ben bunu telin ediyorum açıkça. Bunların emeğe karşı saygısız davranışlarının hiçbir şekilde masum ve mazur göremeyiz. Her ortamda emekçiler olmasa, emek olmasa Türkiye büyüyemez. Sermayenin bu hukuksuz davranışlarını şiddetle kınıyorum.
Sendikaların bilime, bilimsel çalışmalara ehemmiyet vererek, onların ortaya koyacağı fikirleri sadece kendi sendikaları için değil, Türkiye’nin istifadesine sunmasının aydınlatıcı olacağını düşünüyorum.”
KAYNAK: ANKA

















